DHBT Dersleri-153″Bahilik ve Bahailik”

Sınav Defteri
Temmuz 13, 2020

A. Tarihsel Gelişimi
Babilik ve devamı sayılan Bahailiğin tarihi Şii imamiyye fırkası
bünyesinde doğan Şeyhiyye ve Keşfiyye diye adlandırılan tasavvufi hareketlere dayanır. Babiliğin kurucusu Mirza Ali Muhammed (1819-
1850) Şiraz’ da doğmuş, babasını küçük yaşta kaybettiği için dayısı tarafından yetiştirilmiş, intisap ettiği ticari hayatı beğenmeyerek gaybi ilimler ve Hurufiliğe merak sarmış, Kerbela’da öğrenimi sırasında her asırda mutlaka bir kamil şiinin geleceği inancını işleyen el-Ahsai’nin müridi ve Keşfiyye’nin kurucusu Kazım er-Reşti’ye (ö.1843) öğrenci olmuş,
büyük ölçüde onun düşüncelerinin tesirinde kalmıştır. Şia’nın ortaya
çıkmasını beklediği mehdinin kendisinin ölümünden hemen sonra zuhur edeceğini söyleyen Kazım er-Reşt!, mensuplarını onu arayıp bulmaya yönlendirmişti. Bu düşünceleri kendi lehinde değerlendiren
Mirza Ali Muhammed 23 Mayıs 1844 tarihinde, kayboluşundan itibaren bin yıl geçmesi sebebiyle kendisinin gelmesi beklenen 12. İmam Muhammed el-Mehdi’nin babı yahut temsilcisi olduğunu, ertesi yıl sonbaharda hac için gittiği Mekke’de ise beklenen mehdi olduğunu ilan etti.
1845 yılında İran’ın muhtelif şehirlerini dolaşarak çok sayıda taraftar
kazanan Ali Muhammed, müritleri içinden görevlendirdiği propagandacılar vasıtasıyla iddialarını yaymaya çalıştı. Ona göre Hz. Muhammed’in peygamberliği, 12. imamın kaybolmasından itibaren bin yıl sürmüş, 1 260/1844 yılında kendisinin ortaya çıkışıyla nihayete ermiş, böylece kendi devri başlamıştır. el-Beyan adlı Farsça ve Arapça eserlerinde
Kur’an-ı Kerim’in neshedildiğini, İslami emir ve yasakların kaldırıldığını yeni bir devre ve şeriat başladığını iddia etmiş, alimler karşısında davasını ispata çağrıldığında, her defasında isnat edilen düşünceleri benimsemediğini ortaya koymakla birlikte, fikirlerinde ısrar etmekten geri kalmamıştır. Bu esnada çoğalan taraftarlarının İran’da devlete karşı
başlattığı silahlı mücadele tehlikeli bir hal almaya başlayınca, kendisine halef olarak Mirza Yahya NCıri’yi tayin eden Bab Ali Muhammed,
İmamiyye müçtehitlerinin fetvasına dayanılarak 1850 yılında Tebriz’de
kurşuna dizilmek suretiyle öldürülmüştür.
Babiliğin devamı sayılan Bahailiğin kurucusu Bahaullah adıyla
anılan Mirza Hüseyin Ali, 1817 yılında, İran sarayında mali işlerden sorumlu Mirza Abbas Büzürg’ün büyük oğlu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunda saray imkanlarıyla iyi bir tahsil gördüğü anlaşılıyorsa da,
hem kendisi hem de mensupları onun okuyup yazma bilmeyen bir
ümmi olduğunu iddia etmektedirler. Mirza Hüseyin Ali, 1844 yılında
şahsen hiç görmediği Bab Ali Muhammed’in görüşlerini benimsedi.
1852 yılında iki babinin İran şahı Nasıruddin’e yaptığı başarısız suikastı
takiben, çok sayıda Babinin hapsedilip öldürülmesi sırasında Bab’ın
kendisinden sonrası için halef seçtiği Yahya Nuri ve ağabeyi Mirza Hüseyin Ali, Rus ve İngiliz sefaretlerinin aracılığı ile 12 Ocak 1853 tarihinde Osmanlı idaresinde bulunan Bağdat’a sürgün edildi. Bab’a haleflik
konusunda ortaya çıkan ihtilafta kardeşine galip gelen Mirza Hüseyin
Ali, 21 Nisan 1863’te Bağdat yakınlarındaki Necip Paşa bahçesinde
kendisinin Bab tarafından önceden haber verilen Allah’ın ortaya çıkaracağı kişi ve kurduğu hareketin de Bahailik olduğunu ilan etti. Halbuki Bab, Allah’ın ortaya çıkaracağı kişinin kendisinden iki bin bir yıl
sonra geleceğini söylemişti. Bu durumda o kişi on üç yıl sonra çıkmış
oluyordu. Bu vaziyet karşısında Babiler arasında büyük anlaşmazlıklar ortaya çıktı. Durum İstanbul’a bildirilince, her iki kardeş ve yakınları
1863’te önce İstanbul’a getirildiler. Burada dört aylık ikamet devresini
takiben, Edirne’ye sürgün edildiler. Mirza Hüseyin Ali burada kaldığı
dört buçuk yıl süresince kendisinin Allah tarafından gönderilen kişi olduğu iddiasını ısrarla ileri sürerek bütün Babiler’in kendi etrafında toplanmaları çağrısı yaptı. Ayrıca o günkü dünya siyasi liderlerine yazdığı
mektuplarla Bahailik adıyla anılan yeni dini hareketi tebliğ etti. Bu durumda kardeşi Yahya Nlıri ile kendisi arasında zaten var olan anlaşmazlıklar had safhaya çıktı. Osmanlı idaresi vaziyetin daha tehlikeli bir
hal almasını önlemek için, 1868 yılında Bahaullah’ı Akka’ya, can düşmanı saydığı kardeşi Yahya Nfır1’yi de Magosa’ya sürgüne gönderdi.
1871-7 4 yılları arasında Bahailik hareketinin kutsal kitabı olan elAkdesi yazan Bahaullah, bu eseriyle daha önceki kutsalkitapların ve
Bab All Muhammed tarafından yazılan el-Beyan’ın hükümlerinin ortadan kaldırıldığını ilan etti; yazdığı diğer eserleriyle de hareketin gelişmesini sağlamaya çalıştı. 29 Mayıs 1892 tarihinde Akka’da ölünce oğulları arasında ortaya çıkan ihtilaflardan sonra yerine geçen büyük oğlu
Abdülbaha ünvanlı Abbas Efendi zamanında Bahailik önemli gelişmeler kaydetti. Bilhassa 1908’de Meşrutiyet’in ilanından sonraki serbest
ortamda yaptığı seyahatlerle Bahfüliği Avrupa ve Amerika’ da tanıtan ve
birçok kişinin bu harekete katılmasını sağlayan Abbas Efendi’nin 28
Kasım 1921’de ölümünü takiben kızından torunu olan Şevki Efendi
Rabbani (1897-1957), Emrin Velisi ünvanı ile hareketin liderliğini üstlendi. 4 Kasım 1957 tarihinde çocuğu olmadan vefat eden Şevki Efendi’den sonra 1963 yılında kurulan ve üyeleri beş yılda bir seçilen Hayfa’daki Umumi Adalet Evi, günümüzde Bahailiğin en yüksek idari merciidir. Bahailik 20. asır başlarında İslami bir grup olmayıp müstakil bir
din olduğunu ilan etmiştir.
Bahailik’in gelişmesi ve Babilik’le yollarını ayırması sonucunda,
Babiler önemli ölçüde güç kaybına uğramıştır. Özellikle, Bab All Muhammed’in halef tayin ettiği Mirza Yahya Nfıri’nin güçlü bir varlık gösterememesi ve 1912 yılında ölümünü takiben kendisine halef olanların
güçlü kişiler olmaması dolayısıyla Babiler giderek azalmış ve zayıflamışlardır. Çağımızda Babiler daha çok İran’ın muhtelif yerlerinde küçük cemaatler halinde bulunmaktadırlar.

B. Temel Öğretileri
Bab Ali Muhammed tarafından yazılan el-Beyan, Babilik’in kutsal temel kitabı olarak kabul edilir. el-Beyan’ın başta Kur’an-ı Kerim
olmak üzere bütün ilahi kitaplardan üstün olduğuna ve hepsinin hükümlerini ortadan kaldırdığına inanılır. Babiler’e göre Hz. Muhammed’in peygamberliği, 12. İmam Muhammed Mehdi’nin kaybolmasından (260/873) itibaren bin yıl devam etmiş, 1 260/1844 yılında Ali Muhammed’in zuhuru ile sona ermiş, böylece Bab’ın devresi başlamıştır.
Bu sebeple İslam ve diğer dinlerin emir ve yasakları kaldırılmıştır. Bab
Ali Muhammed, Allah’ın göndereceği son kişi olmayıp daha sonra Allah’ın ortaya çıkaracağı kişi ancak iki bin bir yıl sonra zuhur edecektir.
Buna göre Bab’ın dini belirtilen süre içinde geçerli olacaktır. Her harfin ve sayının ayrı özellik ve değerinin bulunduğunu benimseyen
Bab’a göre 19 rakamı kutsal olup yıl 19 ay, her ay da 19 gündür. Her
19 günün bitiminde bir babi, bir bardak su bile olsa dindaşlarına ikram
etmek zorundadır. Cenaze namazı dışında cemaat halinde ibadet etmek kaldırılmış olup zekat olarak malların beşte biri verilir. Bab’ın doğum yeri ile hapsedildiği yerler birer hac merkezi olarak kabul edilmiştir. Sigara ve alkollü içkiler kullanmak, dilenmek ve dilenciye para
vermek yasaklanmıştır. Boşanma caizdir ancak hoş görülmez; dul erkekler boşanmadan sonraki doksan gün, kadınlar ise doksan beş gün
içinde evlenmekle yükümlüdürler. Katil, maktulün varislerine ödeyeceği maddi tazminat yanında, on dokuz yıl süre ile her türlü cinsi yakınlıktan uzak durmak zorundadır. Ayrıca her Babinin sahip olabileceği kitap sayısı kutsal rakam olan on dokuzu geçmeyecektir.
Bab Ali Muhammed’in ölümünden on üç yıl sonra ortaya çıkan
Bahailik’e göre Bab’ın Allah tarafından ortaya çıkarılacağını haber verdiği kişi Bahaullah Mirza Hüseyin All’dir. Bu hareketin kutsal kitabı ise
onun tarafından yazılan el-Akdestir. Allah Babilik’teki gibi bütünüyle
bilinemeyip insan idrakinin ötesinde, bir, eşsiz ve sonsuz olup hiçbir
şey kendisine benzememektedir. Onun varlığının bilinmesi emrinin
mezahiri yahut belirtileri olan nebiler ve resullere bağlıdır. Nebi ve Resuller Allah’ın zuhurlarıdır. Allah onlarda güneşin temiz bir aynada
yansıması gibi tecelli eder. Buna göre peygamberlerin beşeri ve ilahi olmak üzere iki yönleri vardır. Beşeri yönleri itibarıyla diğer insanlar
gibi yer, içer, hastalanır ve ölürler; fakat ilahi yönleri itibarıyla bir anlamda tanrıdırlar. Onlarla konuşulduğunda Tanrı ile konuşulmuş, onlara secde edildiğinde de Tanrı’ya secde edilmiş olur. Hz. Adem’den itibaren gelen peygamberler, tam ve kamil bir ilahi zuhur olan Baha’yı
müjdelemek için gelmişlerdir. Onun gelişiyle dinlerin noksanlığı tamamlanmış olup daha sonraki Tanrı mazharı olacak kişi, bin yıldan önce gelmeyecektir. Allah’ın mürsil yani resuller gönderici olma sıfatı dolayısıyla peygamberler muhtelif zaman dilimlerinde kesintiye uğramadan devam edecektir. Bu bakımdan hiçbir ilahi zuhur Tanrı’nın son zuhuru olmayacaktır. Allah’ın yaratıcılık sıfatının bulunmayacağı bir an
düşünülemeyeceği gibi yaratılmış olan dünya da ebedi olarak devam
edecektir. Dünyanın sona ermesi, kıyametin kopması söz konusu değildir. Onlara göre cennet ve cehennem hakikaten var olmayıp birer
sembolden ibarettir. Cennet, yaratıcıya ve emirlerine yönelmeyi, cehennem ise yokluğa gidişi ifade etmektedir.
Namaz, sabah akşam samimiyetle Allah’ı anmaktan ibarettir; oruç
ise 2-21 Mart tarihlerinde arasında on dokuz gün olarak tlıtulur. Belirli
zaman ve merasime bağlı olmaksızın Bab’ın Şiraz’daki evi yahut Bahaullah’ın Bağdat’ta kaldığı evi ziyaret etmek hac olarak değerlendirilir ve
malların beşte biri zekat olarak alınır. Herkesin geçimini temin etmek
için ticaret, sanat veya başka bir işle uğraşması ibadet sayılır. Sabah akşam yorgunluk vermeyecek derecede Bahaullah’ın dua ve sözlerini
okumak her Bahai için vaciptir. Ayrıca zina, hırsızlık ve alkollü içki içmek, kötü fiil sayılarak bunlardan kaçınılması istenir. Bahai hareketinin
propagandasına geniş yer verilirken, cihat prensibi yasaklanmıştır.
C. Günümüzde Bahailik
Sayıları iki ila beş milyon arasında değiştiği belirtilen Bahailerin
günümüzde en çok bulunduğu ülke, yasaklanmasına rağmen doğduğu
yer olan lran’dır. Bunun dışında ABD’de önemli bir Bahai mevcudu
bulunmaktadır. Bunun dışında Avrupa ülkeleri ile Irak, Suriye, Lübnan,
Mısır ve İsrail gibi Ortadoğu ülkelerinde bulunan Bahai nüfusu fazla
değildir. Bahailer, yaşadıkları ve dinlerinin resmen tanındığı ülkelerde
Meşriku’l-Ezkar adı verilen mabetler kurmuşlardır. Bu mabetlerin çevresinde, tesis ettikleri okullar, hastaneler, yetimhaneler, çocuk yuvaları
ve turizm dernekleri ile inançlarını yaymaya çalışmaktadırlar. Türkiye’de birkaç bin civarında Bahai bulunduğu tahmin edilmektedir.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı