DHBT Dersleri-148″Mormonlar”

Sınav Defteri
Temmuz 8, 2020

Kendisini genelde “İsa Mesih’in Ahir Zaman Azizleri Kilisesi” olarak isimlendirmekte olan Mormonluğun Hıristiyanlık içi bir kilise hareketi olup olmadığı öteden beri tartışılmaktadır. Kendilerini ana gövde
Hıristiyanlık içerisinde gören kiliselerce Mormonluğun Hıristiyanlık
içinde bir mezhep değil, bağımsız inanca dayanan kilise eksenli yeni bir
dinsel akım, heretik bir hareket olduğu ileri sürülmektedir. Diğer taraftan Mormonlar ise ısrarla kendilerini Hıristiyanlığın tek doğru yorumu
olarak tanımlamaya dikkat etmektedirler.
A. Joseph Smith ve Mormon Kitabı
Mormonluğun tarihi 1820 yılında Batı New York bölgesinde ondört yaşındaki ]oseph Smith’in yaşadıklarına dayanır. Smith’in kendi anlattıklarına dayalı Mormon tarih kayıtlarına göre 1820 yılında on dört yaşındaki Smith, kişisel bir bunalım döneminden geçmekte, ruhsal fırtınaların arasında yolunu kaybetmiş olarak yolunu aramaktadır. Bu esnada
etrafta bulunan sayısız din ve kilisenin arasında hangi dinin daha doğru
olduğu, hangi kilisenin doğru yola yönlendirdiği konusunda tam anlamıyla bir kararsızlık hali yaşamaktadır. Mevcut olanlardan hiç birinin
içindeki fırtınaları dindirebilecek bir sağlam liman oluşturamadığını hissetmektedir. Bu ondaki ruhsal huzursuzluğu daha da artırmakta ama aynı zamanda yoğun varoluşsal sorular eşliğinde arayışını daha da motive
etmektedir. Babasının çiftliğinin yakınlarında bir ağaç koruluğu vardır.
Smith, Tanrı’ya ne yapması gerektiğini sormak üzere o koruluğun içine
kendini atmayı alışkanlık haline getirmiştir. Daha önce Hz. İsa’nın havarilerinden]ames’ın mektubunda okuduğu üzere, akıl ve hikmetten yoksun kalmış olanların veya akıl ve bilgelik arayanların yapmaları gereken
bir şey olarak bu alışkanlığı edindiği söylenir. Bu ziyaretleri esnasında
Tanrı ve İsa’nın ayrı varlıklar olduğunu ve insanlar gibi göründüklerini
kendisine öğreten vahiyler almıştır. Bu koruluğa ziyaretlerini sürdüren
Smith, 21 Eylül 1823 tarihinde, yani ilk vahyi aldıktan tam üç yıl sonra,Tanrı’ya, kendisine daha açık bir şekilde görünmesi için dua etmiş, Tanrı
da kendisine yol göstermek üzere elçisi Moroni’yi göndermiştir. Smith’in
korulukta kendisine görünen elçiyle ilgili olayı anlatışı şöyledir:
Bana adımla hitap etti ve bana kendisinin Tanrı katından gelen bir elçi olduğunu ve adının Moroni olduğunu; Tanrı’nın
benim için yapacak bir işi olduğunu söyledi. .. Ayrıca bu kıtanın önceki sakinlerinin bir anlatısını ve nereden geldiklerinin
bir açıklamasını içeren altın tabakalara yazılı bir kitabın emanet edildiğini söyledi… Ayrıca ölümsüz İncil’in tamamının bu
emanetin içinde olduğunu ve kurtarıcı (İsa) tarafından daha
önce buranın eski sakinlerine verilmiş olduğunu söyledi.
Bu esnada Moroni kitabı değil sadece kitabın haberini getirmiştir.
Hatta kitabın nerede bulunduğuna dair haberi de vermiştir. Joseph de
kendisine tarif edilen yere, yani Cumorah Tepesi denilen yere ertesi gün
giderek eliyle koymuş gibi altın levhalara yazılı kitabı taş bir sandukanın
içine konulmuş olarak bulur, ama kitabı bu sefer sadece görmesine izin
verilmiştir. Bundan sonra, kendisine verilecek olan kitabın ağırlığını kaldırabilmesi için dört yıllık bir eğitime tabi tutulması gerekecektir. Bu yüzden Moroni, Smith’i, ilk görünüşünün her yıldönümünde Cumorah Tepesi denen yerde buluşmaya çağırır. Her yıldönümünde oraya gittiğinde
Moroni, kendisiyle görüşmekte ve her seferinde kendisini, Tanrı’nın mahiyeti ve planları, Tanrı Krallığı’nın mahiyeti, mevcut kilise veya dinlerin
bu Krallığı gerçekleştirme bakımından yetersizliği ve tahrif edilmişliği gibi konularda aydınlatmakta ve gerçek kilisenin yeniden restore edilmesi
işleminin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu, bunun için de kendisinin seçilmiş olduğunu söyleyerek, kendisini büyük göreve hazırlamaktaydı.
Nihayet 1827 yılının 22 Eylülünde Moroni, yine ]oseph’e aynı tepede her
yıl buluştukları yer ve zamanda görünmüş, ama bu sefer kendisin)ingilizce’ye çevirmek üzere altın levhaları vermiştir. İbranice bilmeyen Joseph’in bu kitabı nasıl çevireceği de kendisine ilahi bir destekle bildirilmiştir. Antik dönemde peygamberler tarafından bir dili çözmek üzere
kullanılmış olan Urim ve Thummim denilen taşlar, genç Joseph’e lbranice’yi anlaması ve bu dildeki metinleri İngilizce’ye çevirmesi için yardımcı olacaktır. Zaten çeviri devam ettiği süre içinde Moroni’nin desteği de
devam etmekte, Moroni sürekli yapılan çevirilerin doğruluğunu temin
etmek üzere kontrol etmektedir. Bu yüzden yapılan çevirinin de ilahı
destekli ve onaylı bir çeviri olduğuna inanılmaktadır. Mormon Kitabı hakkındaki algı ve kabuller bir yana, Mormon Kitabıyla birlikte İncil’in
tahrif edilmemiş nüshalarının da bulunduğu fikri göz önünde bulundurulduğunda, Mormonlar diğer Hıristiyan mezheplerinin elinde bulunan
İncil’in tahrif edilmiş olduğu ve asıl nüshaların kendi ellerinde olduğu ve
tıpkı Mormon kitabında olduğu gibi bunda da ilahı destekli ve onaylı,
güvenilir bir çeviriyle desteklenmiş oldukları iddiası taşımaktadırlar. Bu
yüzden Mormonlar temel kitapları olan Mormon Kitabı’nın yanı sıra Yeni
Ahit’i de kapsayan bir dinsel metin külliyatına sahiptirler. Mormon tapınak merkezinin bazı resmi baskılarıyla, Yeni Ahit’in Smith tarafından yapılmış çevirisi ile Mormon Kitabı, Doctrines and Covenants ve Pearl of
Great Price bir arada yer almaktadır. Bu külliyat Mormonların kendilerini konumlandırdıkları tbrahimi gelenekle olan bağlarının ve’ bütünlüklerinin teolojik temellerini sağlamaktadır.
Mormon Kitabı’nın içeriği ve dayandırıldığı anlatı, esasen Mormonluğun mahiyetini büyük ölçüde anlatmaktadır. Kitap MÖ 600 yıllarında Tanrı’dan gelen, Kudüs’ün Babil İmparatorluğunun eline düşeceğine dair bir uyan/haber üzerine Kudüs’ü terk eden takvalı İsrailoğullarından bir grubun gemilere binerek yaptıkları ve sonu Amerikan kıtasında biten uzun yolculuklarının bir hikayesinden ibarettir. Mormon Kitabı’na göre İsrailoğullarının on iki kabilesinden iki tanesini oluşturan
bu grup, Tanrı tarafından Kızıldeniz’e yöneltilmiş, bu denizin sahilinden
giderek Arabistan’a ulaşmış, oradan da okyanusu aşarak bugün Batı Hemisphere denilen yere ulaşmıştır. Kitaba göre bu yolculuğa Tanrı’nın
peygamberlerinin kılavuzluğu altında çıkan bu grup, kısa bir süre sonra
ikiye bölünmüş ve izleyen bin yıl boyunca bu iki grup sürekli çatışma
içinde olmuşlardır. Mormon Kitabı’nın çok önemli bir kısmı bu iki grubun, yani Nefi halkı ile Laman halkının birbirleriyle yaşadıkları çatışmaların ve ilişkilerin bir tarihidir. Anlatılanlara göre Kudüs’ten ve diğer İsrail kabilelerinden kopup ayrı bir hayat yaşayan bu iki halkın tarihi, bilinen dünyanın yaşadıklarına paralel olarak gelişmiş, bu halklara da peygamberler gelmeye devam etmiş, bu peygamberler hem Nefi ile Laman
halklarına çıkardıkları huzursuzlukların, isyanların ve çatışmaların kötü
sonuçları hakkında uyarılarda bulunmuş hem de Tanrı’ya itaat etmeleri
gerektiğini hatırlatmışlardır. Aynı zamanda bu peygamberler gelecek
olan bir Mesihin de haberlerini vermiştir. Ayrıntılarıyla geleceği bildirilen Mesih haberlerinin bilinen dünyayla bir farkı şudur: İsa Mesih’in Kudüs’teki işi biter bitmez Amerika kıtasında bulunan bu halklara da görünecektir. Nitekim Mormon Kitabı’na göre Hz. İsa Kudüs’te çarmıha gerildikten hemen sonra ve göğe yükseltilmeden hemen önce meşhur yeniden diriliş zamanının üç gününü Amerikan kıtasındaki İsrailoğullarına
görünerek geçirmiştir.
MS 385 yılına kadar süregelen din ve peygamberlerin bir anlatımından ibaret olan Mormon Kitabı, bu tarihte emin bir yere saklanmak
üzere gömüldükten 1650 yıl kadar sonra, 1830 yılında tekrar ortaya çıkmış ve insanlara hitap etmeye yönelmiştir. Dolayısıyla Mormon geleneği, arada İslam’ın başrolünü oynadığı tarihin tamamını kapsayan uzun
bir fetret dönemi algısına sahiptir. Uzun ve hareketli tarihiyle İslam’ın
bu -öne sürülen- fetret dönemine tekabül etmesi, Mormonluğun İslam’a bakışının muğlak kalmasına neden olmuştur. Bugün Mormon resmi makamları Müslümanlarla karşı karşıya oldukları durumlarda, İslam’ın da Tanrı tarafından bir zamanlar insanlığa sunulan bir din olduğunu ifade etmekle birlikte1 Mormon ilahiyatının gereği olarak Mormonluğun diğer bütün dinlerdeki tahrifatın restorasyonuna yönelik bir
mesaj ve içerik taşıdığını iddia etmektedirler.
Amerika kıtasındaki halklara görünüşünde İsa, Kudüs bölgesinde
yaptığının aynısını bu bölgede de yapar: Hastaları iyileştirir, ölüleri diriltir ve körlerin gözlerini açar. Onun buradaki halklara görünmesinin çok
büyük bir etkisi olmuş ve yaklaşık yedi yüz yıllık zamana kadar sürekli
olarak birbirleriyle çatışmış olan bu halklar İsa’nın görünüşü ve mucizelerini gösterişiyle birlikte iki yüzyıl sürecek istisnai bir barış ve huzur
dönemi yaşamışlardır. Bu esnada halklar İsa’nın öğretilerine sımsıkı
bağlı kalmışlardır. Ancak iki yüzyılın sonunda tekrar eski çatışmalı günler baş gösterecektir. O kadar ki, taraflardan biri diğerini tamamen yok
edecek ve böylece Mormon kitabının hikayesi de bitmiş olacaktır. Zaten Mormon kitabı, tam da bu taraflardan birinin diğerini imha ettiği Miladi 385 yılında yazımına bir nokta koymaktadır.
Anlatılan hikayeler yoluyla, inananların kardeşler arasındaki çatışmalı durumlara karşı uyanık olması, yaşanan olaylarla anlatılan kıssalardan ibretler alınması hedeflendiği için Mormon Kitabı büyük ölçüde ahlaki bir kitap niteliğindedir. Kitabın yazarı bu halklara gelen ve kitaba adını da veren Mormon ismindeki, peygamberlerin sonuncusu
olan zattır. Halklarının bütün tarihini, Mormon inancına göre bizzat
Tanrı’nın emriyle özetle anlatan bu adam, ölümüne yakın bir zamanda
bu yazdıklarını oğluna emanet etmiş ve günün birinde Tanrı’nın tekrar
gün yüzüne çıkaracağı bir tarihe doğru korunmak üzere bir yere saklamasını istemiştir. Mormon’un oğlu ise Joseph Smith’e görünerek kitabın yerini bildiren ve zamanla da bu emanetleri çevirmek üzere kendisine bırakan Moroni’ <lir.
Kendisine emanet edilen levhaları kimseye göstermemek üzere
sıkı sıkıya tembih edilmiş olduğu halde bir ara meleğin gelişinin uzun
süre gecikmesinden dolayı kuşkuya kapılan Smith bu sırrını, daha sonra
bu levhaları görmüş olduklarına şahitlik edecek üç kişiye açmıştır. Bu
üç kişi başta Mormonluğa girmişler ama sonra bu dinden çıktıkları halde yaptıkları şahitlikten geri dönmemişlerdir. Gerçekte bunların şahitliğinden ve Joseph Smith’in iddiasından başka, Mormon Kitabı’nın orijinali hakkında hiçbir bilgi yoktur. 1829 yılında Mormon Kitabı’nın İngilizce’ye çevirisi bitmiş, 1830 yılında da New York’ta ilk baskısı yapılmıştır. Baskısının yapılmasından on beş gün sonra New York’ta ilk kilise
kurulmuş, yoğun bir misyon çalışmasıyla ilk cemaat oluşturulmuştur.
Bu cemaatin ilk üyeleri genellikle Protestan unsurlardan koptukları için,
Protestan kiliseler Mormonların faaliyetlerinden rahatsız olmuş ve onları New York’tan sürmüştür. Önceleri Ohio’ya göç eden Mormonlar, burada da aynı türden tepkilerle karşılaşınca Missouri yolu üzerinden Kirtland’a göçmüşler, ne var ki burada daha da yoğun bir muhalefetle karşılaşmışlar ve ilk can kayıplarını vermişlerdir. Joseph Smith ve kardeşi
Hyrum Smith yeni din iddialarından dolayı tutuklanmış, taraftarları susturulmaya çalışılmış ve 1844’te Carthage Hapishanesi’nde Smith kardeşler öldürülmüşlerdir.
B. Temel Öğretiler
Mormon kitabının İsrailoğullarına dayanıyor olmasına karşılık,
Mormon inancının İsrailoğullarıyla sınırlı olmaması, ilk etapta dikkat çeken bir noktadır. Mormon inancı böylece İsrailoğullarından olanların
kayıtlarının gentile (Yahudi olmayan) insanlara da hitap etmesini sağlayan bir köprü işlevi de görmektedir. Mormon inancı, mevcut Hıristiyanlığın bütün yorumlarının tahrif
edilmiş olduğu iddiasını seslendirdiği halde getirdiği yeni teolojiyle Hıristiyanlığın mevcut mezhep veya pratikleriyle ancak kıyaslanabilir türden bir söylemle yani aynı paradigma içerisinde kalarak konuşmaktadır.
Mormon inançları, aslında kategorik olarak diğer mezheplerin dillendirdiklerinden radikal anlamda bir farklılık göstermemektedir. Merkezde
yine Hz. İsa vardır; İsa Mesih kurtarıcı bir figürdür. Baba’nın ilk çocuğu,
bedeni olarak biricik oğlu ve dünyanın kurtarıcısıdır. Bütün insanlığın
günahına kefaret olmak üzere kendisini kurban olarak sunmuş; çarmıha
gerilerek öldürülmeye mahkum edilmiştir. Mezarından kıyam eden İsa
Mesih, yaşamını sürdürmektedir; Baba ile birlikte Smith’e görünmüştür.
O, bir gün yeniden dünyaya dönecek ve tanrısal egemenliği kuracaktır.
Mormonlar da diğer evanjelik unsurlar gibi, Tanrı’nın ahir zamanda lsrailoğullarını vadedilmiş topraklarda bir araya getireceğine dair
güçlü bir inanca sahiptirler. Tanrı’nın Krallığı’nın tesisiyle sonuçlanacak
bu süreç, aslında Yahudilerin çoğunun ölümüyle sonuçlanacak bir büyük savaşı, yanı Armegedonu içermektedir. Mormonluk da diğer Amerikan dinsel hareketleri gibi bütün hesabını ve gelecekle ilgili bütün siyasi ve ekonomik yatırımlarını bu savaş üzerine kurmaktadır.
a. Zion Öğretisi
Mormonluk Amerika’ da ortaya çıkmış bir dindir. Kendini Hıristiyanlığın çağımızdaki daha doğru yorumu olarak ikame eden bir dünya
dini olarak sunmak istese de Amerikalılık bu dinin her yanına sinmiş
durumdadır. Mormonluk başlangıcından sonuna kadar bütün boyutlarıyla yerli bir Amerikan dini olma özelliğini taşımaktadır. \
“-
1831 yılında Smith’e vadedilmiş toprak (Zion) olarak bu’günkü
Salt Lake City şehrinin yerinin vahiyle bildirilmiş olduğuna inanan Mormonlar, Joseph Smith’ten sonra başa geçen Brigham Young öncülüğünde bu vaad edilmiş yere göç ettiler. Bu zamandan itibaren başlayan
uzun ve yorucu göçün nihai amacı, ulaşacakları vadedilmiş toprakta
Tanrı’nın Krallığı’nı, yani Amerika’daki Kudüs’ü tesis etmektir. Amerikan halk dindarlığında, özellikle de Evanjelik çevrelerde din! açıdan Amerika’ya özel bir vurgu yapılmaktadır; genelde Amerika meşakkatli
sürgünlerin sonucunda ulaşılmış kutsal bir vatan, vadedilen bir toprak
ya da yeni Kudüs olarak görülür. Ancak hiçbir dini grup Amerika’ya Mormonların Utah’a atfettikleri kadar güçlü bir Kudüs vurgusu yapmaz.
Mormonlar kendi misyonlarının önemli bir parçasını diğer Evanjeliklerden farksız olarak, ahir zamana doğru dünyada dağınık duran on iki (İsrail oğullarına mensup) kabilenin Zion’da bir araya getirilmesine hasretmiş olsa bile, Utah’ta bir yeryüzü cenneti olarak Kudüs’ü kurma konusuna apayrı bir önem atfederler. Dolayısıyla Mormonlar için Siyonizm,
bir yanı Filistin topraklarında gerçekleşecek olan bir “toplanma”, diğer
yanı da özelde Utah’ın genelde ise bütün Amerika’nın bir yeryüzü cennetine dönüştürülmesini amaçlayan uzun bir programın adıdır. Bütün
Mormonlar için misyon da budur.
Mormonların]oseph Smith’in öldürülmesinden sonra, bu amaçla
başlattıkları ve Amerika’nın neredeyse bir ucundan öbür ucuna kadar o
günün şartları altında yaptıkları göç, Mormon dinsel hafızasında çok kurucu bir rol oynamıştır. Denilebilir ki, bu göç, bir dinin kök salabilmesi
için gerekli ıstırap ve çile unsurunu, Yahudiliğin Diaspora’sıyla kıyaslanabilir bir biçimde Mormonluğun bütünlüğüne çok köklü bir biçimde
yerleştirmiştir. Mormonların 4 Şubat 1846 yılında başlayan bu meşhur
göçü, 24 Temmuz’ da ilk kafilenin, Brigham Young’ın meşhur “işte burası” sözüyle Zion olarak Salt Lake City’de karar kılmasıyla bitmiştir.
b. Aile ve Poligami
Mormon inancına göre Oğul tarafından, onun sayesinde ve onunla ilgili olarak dünyalar yaratılmıştır. Bunların mirasçıları olanlar Tanrı’nın biricik oğulları ve kızlarıdır. Bu bağlamda ilahi oğullar ve kızlar
olarak Mormonlar aile sistemine çok önem verirler. Evlilik konusunda
poligami ya da çok eşlilik Mormon tarihinde yaşanan bir olgudur.
1890’a kadar çok eşliliği, bütün peygamberlerin hayatında bulunan bir
hayat tarzı olarak gören ve bunu dinin bir parçası sayan Mormonluk, bu
yönüyle sürekli olarak başka insanların gözünde bir eleştiri kaynağı oldukları gibi Federal yönetimin bu konudaki baskılarına da maruz kalmışlardır. Bu baskıların dayanılmaz bir hal aldığı ve askeri bir yaptırım
tehdidiyle buluştuğu bir anda, 1890’da altı ayda bir Salt Lake City’deki
Mormon Tapınağı’nda toplanan Mormon Konferansı’nda yayımlanan “Manifesto” ile çok eşlilik uygulamasına son verilmiştir. Bu karar aynı
zamanda Utah eyaletinin Federasyona dahil olma şartını da yerine getirmiş oluyordu. Tabi birçok Mormon, “baskı altında gelen vahiy” gerekçesiyle bu kararı tanımayarak, sahih Mormonluğa devam etmek adına
çok eşlilik uygulamasını sürdürmüştür. Burada “baskı altındaki vahiy”
düşüncesi, doğrusu Mormonluğun resmi makamının artık Tanrı’nın değil, egemen güçlerin kontrolünde olduğu eleştirisini içinde barındırarak, Mormonluk tarihi içindeki ilk büyük kırılmayı da oluşturmuştur.
Doğrusu, olayın oluş biçimi Mormon resmi makamları hakkında böyle
bir düşünceyi beslemek için güçlü bir gerekçe oluşturmuştur. Ana akım
Mormonluğa nazaran istisna olarak kalmışsa da bugün özellikle Utah’ın
görece daha kırsal kesimlerinde poligami geleneğini daha sahih bir dinsellik adına sürdürmekte ısrar edenler bulunmaktadır.
Mormonlara göre evlilik basitçe iki insanın maddi olarak bir arada
olması değildir. Gökte asılı duran ruhların gerçek bir mevcudiyet kazanabilmesi yani yeryüzüne indirilmesi için evliliklerin çocuk doğurmayı
temel bir misyon olarak benimsemesi gerekir. Dolayısıyla cinsel birleşme basitçe, arzuların tatmininden ibaret değildir; bu ruhların asılı durmaktan kurtarılması, bir bedene kavuşturulması, başlı başına bir misyondur ve yaratış sürecinin de bir parçasıdır. Zaten insanın Allah’la ilişkisi tanrı-kul ilişkisinden ibaret değil, baba-oğul ilişkisini de kapsadığı
için, insanın Tanrı’ya benzediğine dair birçok göstergenin en önemlilerinden birisi de budur.
Mormon aileleri genellikle çok çocukludur. Aile hayatı ve çocuk
doğurma çok güçlü bir biçimde teşvik edilir. Bu teşvikin dinsel temeli o
kadar güçlüdür ki, sıkça rastlandığı gibi Mormonluğu aile temelli bir
din/teoloji olarak tanımlamak mümkündür. Nitekim Mormon ismi makamları 1995 yılında bir deklarasyon yayımlayarak ailenin teolojik konumunu yeniden tesis etmiştir. Çoğalmanın teolojisi o kadar etkili olmaktadır ki, Mormon ailesinin demografik açılımı çocuk sayısının fiili
oranlarına yansımıştır.
C. Cemaat Yapılanması ve İbadet
Mormonlar, her 24 Temmuz gününü bir festival olarak kutlarlar
ve on yılda bir, yaptıkları tarihsel yolculuğu canlandırmak üzere bir yolculuk yaparlar. Vücuda zararlı olacak hiç bir şeye yanaşmamak örneğin, kesinlikle alkol almamak, sigara içmemek ve içindeki vücuda zararlı ‘kafein’ den
dolayı hiçbir kolalı meşrubat, çay ve kahve içmemek gibi hususlara
özen gösterilir. Mormonlar, insan vücudunu Tanrı’nın verdiği bir mabet
olarak görürler. Bir mabet nasıl kirletilmemeliyse bu tür nesnelerle insan vücudu da kirletilmemelidir.
Amerika’ da, kilisenin ilk ve tek eyaleti Utah olmakla birlikte Mormonlar, başta Utah’a komşu eyaletlerdeki, örneğin California, Arizona
ve Nevada’daki kolonileri dolayısıyla görece daha fazla olan nüfuzuyla
birlikte Amerika’nın hemen her tarafına yayılmıştır.
Bugün inananlarının sayıları on bir milyonu bulmuş, dünyanın
hemen her tarafına yayılmış son derece zengin kilise örgütü ve sistematik misyonerlik ağlarıyla Mormonluk dininin merkezi ABD’nin Utah
eyaletidir. Bu eyaletin büyük bir çoğunluğu (yaklaşık % 80’i) Mormonlardan oluşmaktadır. Eyaletin iki senatörü ve valisi genellikle Mormon’lar arasından seçilir. Eyalet ekonomisinde de en güçlü banka ve
yatırımlar Mormonlarındır.
Mormon kilisesinin çok büyük örgütsel gücü, sosyal ve mali imkanları vardır. Kiliseye bağlı birçok menkul ve gayrimenkul emlakle son
derece zengin bir örgütü, kendine ait üniversitesi (Brigham Young University), televizyon kanalı ve şirketleriyle Amerika’nın en güçlü kiliselerinden biridir. Sıkı ve düzenli örgütsel yapı, açık kuralların varlığı ve yoruma açık dine sahip olmaları, muhtemel ihtilafları geciktirmeksizin ve
Mormon cemaatinin faydalarını gözetecek şekilde problemleri anında
çözecek peygamberlerinin varlığı, Mormonların kısa zamanda kat etmiş
oldukları mesafeyi açıklamaktadır. Özellikle sonuncusu, yani yaşamakta olan bir peygamber geleneği, ihtilaf vuku unda onların inancına göre
ilahi vahiy destekli bir çözüm imkanı sunarak iç sürtüşmelerin bir mezhepleşmeye yol açmasını engellemektedir. Mormon kilisesinin başkanı
aynı zamanda özel ilahi işaretlerle seçilmiş olduğu kabul edilen bir peygamberdir ve bu tür bir liderin varlığı tartışmaların kilitlendiği yerde ilahi bir işaretle bitirilmesini sağladığı için derin ihtilaflara yol açabilen tartışmalar kolayca çıkmamaktadır.
Mormonluğun en önemli özelliklerinden birisi de rahiplik kurumunun veya din adamları sınıfının olmamasıdır. Herkes kendi dininin
rahibidir ve bu şekilde bir eğitim almaktadır. Neredeyse her Mormonun, on dokuz yaşına geldiğinde, hizmet edeceği yer kilisenin inisiyatifinde
ve atama yetkisinde olmak kaydıyla, gönüllü olarak, dünyanın herhangi
bir yerinde iki yıllığına misyonerlik faaliyetine katılması gerekir. Gerek
bu faaliyetlere hazırlık aşamasında, gerekse bu faaliyet içinde ve sonrasında bir ömür boyu her Mormon, dinini hem kendisi için hem de başkalarına anlatabilecek bir temsil boyutunda çok iyi öğrenmek durumundadır. O yüzden karşılaşabileceğiniz herhangi bir Mormon size son
derece iyi yetişmiş bir Mormon ilahiyatçısı görüntüsü verebilir.
Mormonların din adamları sınıfı olmadığını söylemek Mormon kilisesinin hiçbir hiyerarşiye sahip olmadığını söylemek anlamına gelmez.
Zira kilisenin örgütsel şemasında başta, ilahi bir işaretle seçilmiş olduğuna inanılan bir lider (peygamber) ve onun altında, birinb başkanlık
konseyi olarak, iki yardımcısı vardır. Bunların dışında Hz. lsa’nın on iki
havarisine öykünen ve “oniki havariler kurulu” olarak adlandırılan on
iki kişilik bir konsey bulunur. On bir milyonluk bir cemaatin yönetiminde bu on iki kişi bir çeşit kabine işlevi görmektedir. Ayrıca yine Hz.
İsa’nın tavsiye etmiş olduğuna inanılan yetmiş kişilik meclis ile bir yedek meclis daha vardır. Bu makamlara seçilmek hem kilise içindeki hizmet süresiyle bağlantılıdır hem de Mormon değerlerine bağlılığın zaman içerisinde sürekli kanıtlanması yoluyla olmaktadır.
Mormonlar kutsal mekanlarını ‘tapınak’ olarak adlandırırlar. Başta
Salt Lake City’deki tapınak olmak üzere, Mormon tapınaklarına ancak
Mormonların girmelerine izin verilir; Mormon olmayanlar bu mekanlara
giremezler. Tapınaklarda başta evlilik törenleri olmak üzere çeşitli ayinler icra edilir. Bunun dışında Mormonların hemen her yerleşim biriminde bir çeşit cemaat evi olarak da düşünülen ve dua törenleri yanında
günlük toplantı ve eğlenceler için de kullanılan toplantı mekanları vardır. Bu mekanlara yabancıların girmesinde sakınca görülmez.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı