DHBT Dersleri-146″TAOİZM”

Sınav Defteri
Temmuz 6, 2020

Taoizm ismini, kısaca “yol” anlamına gelen Tao’dan almıştır. Eski
Çinliler Taoizm’den, “T’ien Tao (Göğün Yolu)” diye söz etmişler ve onu
“Yen Tao (İnsanın Yolu)” ile karşılaştırmışlardır. Onlara göre Göğün Yolu parlak, kutsal ve doğrudur; İnsanın Yolu ise karanlık ve Göğün Yolunun tersidir. Belirgin bir sistem olarak Taoizm’in kurucusu Lao Tsu’dir.
1. Lao Tsu
Çin filozoflarından birisi olan Lao Tsu, MÖ 6ü4’te Honan eyaletine
bağlı küçük bir köyde dünyaya gelmiştir. Asıl adı Li Tan’dır. Lao Chün
ve Lao Tan olarak da bilinir. “İhtiyar bilgin”, “filozof’ veya “yaşlı üstat”
anlamında Lao Tsu ismi ona sonradan verilmiş bir lakaptır. Hayatı hakkında çok az şey bilinen Lao Tsu, imparatorluk sarayında arşiv memuru
olarak görev yapmıştır. Onun hakkında bilinenlerin tamamı, Szu-ma
Chien’in (Mö 146-85) Tarihf Kayıtlar isimli kitabında yer alan bilgilerden ibarettir. Bu kitapta kaydedildiğine göre Konfüçyüs, bir merasim
hakkında kendisine danışmak üzere Lao Tsu’yi ziyarete gitmişti. Lao
Tsu’nin şu sözleri büyük bilgeyi şaşırtmıştır:İyi bir tüccar, sanki deposu boşmuş gibi hazinelerini gizli tutar.
Son derece saygın bir bilge, kendisinin aptal olduğunu ima
eden yüz ifadesini ve zahiri tavrı üzerine alır. Kibirli davranışlarını, pek çok ihtiyacını, yapmacık elbiselerini ve aşırı önemi bir
tarafa bırak. Bunlar senin kişiliğine hiçbir gerçek değer katmaz.
Konfüçyüs, Lao Tsu’nin yanından ayrıldıktan sonra, onun nasıl bir
kimse olduğunu öğrencilerine şöyle anlatmıştır:
Biliyorum ki, kuşların uçmak için kanatları, balıkların yüzmek
için yüzgeçleri, vahşi hayvanların koşmak için ayakları var.
Ayaklar için tuzaklar, balıklar için ağlar, kanatlar için de oklar
vardır. Fakat ejderhaya gelince, onun rüzgar ve bulutlar üzerinde nasıl göğe yükseldiğini bilmiyorum. Ben Lao Tsu’yi gördüm. Ben bugün bir ejderha gördüm.
Lao Tsu, Chou Hanedanlığının yıkılmaya yüz tuttuğunu görünce,
hükümet merkezini terk ederek Batı’ya doğru gitmiş; Honan geçidine
geldiğinde buranın muhafızı ve onun öğrencisi olan Tsi, ondan bir kitap
yazmasını istemiş, o da iki kısımdan oluşan ve yaklaşık beş bin kelimeden ibaret bulunan Tao Te Kingi yazmıştır. Hayatının sonraki kısmı
hakkında fazla bir şey bilinmemektedir. Lao Tsu’nin 80 yaşını geçtiği bilinmekte ise de ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Bazı otoriteler
onun tarihi bir şahsiyet olarak asla yaşamadığını iddia etmişlerse de,
pek çok Çinli bilim adamı Lao Tsu adı verilen tarihi bir şahsın varlığına
inanır ve en azından Tao Te Kingin özünü ona atfeder. Taoizm’in daha
sonraki gelişimi, Lao Tsu’den sonra gelen ve Taoizm hakkında bilgiler
veren yazarlar sayesinde kısmen öğrenilebilmektedir.
Lao Tsu’nin fikir sisteminin temelini Tao mefhumu oluşturmuştur.
Lao Tsu, bu yaratıcı gücü, yumuşak olmasına rağmen her kuvveti yenen
suya benzetmiştir. İnsan da Tao’ya benzemeye çalışmalı; iş yapması iş
yapmaması, çalışması çalışmaması gibi olmalıdır. Bu düşüncesini, Çince
bir terim olan ve Taoizm’in ülküsü haline gelen wu wei, yani “iş yapm ­
mak” prensibi ile açıklamıştır. Buna göre insan dünya nizamına uıf!fak
yaşamalı, gayret sarf etmeksizin Tao’nun kanunlarına tabi olmalıcfır. Bu
şekilde sükunet içinde yaşarken dünyanın tabii nizamını muhafaza etmek suretiyle mesut bir hayat sürebilir. tık Taoist felsefeye özgü bir kavram olan wu wei, tüm hareket, değişim ve tabiatın kendiliğinden meydana gelen faaliyetlerinin merkezinde değişmez, tamamen hareketsiz ve “iş yapmaksızın mükemmel yapan ve çaba sarf etmeksizin elde
eden” Tao’nun bulunduğunu öğretmiştir.
Taoist filozoflar tabiatın, Tao’nun hareketsizliğinde merkezileşen
bu kendiliğindenliğinin ferdi, sosyal ve devletle ilgili tüm insan davranışları için model olabileceğini öğretmişlerdir. Fert kendi tabii özüne
dönüşü, güç, ihtiras ve insan tarafından ihdas edilen ahlaki ölçüleri bir
tarafa bırakarak, akıl wu wei’yini terbiye etmenin yolunu araştırmalıdır.
Bunun idareye tatbiki olarak idareci, olayları Tao’ya göre yönlendirerek
ve böylece halkı Tao’nun güç ve fazileti (Te) ile etkileyerek onların hür
ve kendiliğinden faaliyetlerini faydalı hale getirir. İdareci ne kadar hareketsiz olursa, yönetimi de o kadar mükemmel olacaktır. Hükümdar, iş
yapmaması sayesinde devletini en mükemmel şekilde idare edebilir.
Memlekette ne kadar çok şey yasak edilirse millet o kadar fakir olur. İnsanlara karşı yapılan muamele ne kadar hilekar ve
marifetli olursa insanlar arasında o kadar inanılmaz hileler
meydana gelir. Ne kadar çok emir verilir kanun çıkartılırsa o
kadar haramzade ve hırsız zuhur eder.
Lao Tsu savaşa da karşıdır. Harp, yalnız bozulmuş nizamı tamir etmek için helaldir. Harpte kazanan ise matemli olanların tarafında durmalıdır. Wu wei doktrini, ister askeri güç, ister kanunların çokluğu, isterse Taoizm’e göre sadece kanunsuzluk, saldırganlık ve insan ıstırabını
artıran Konfüçyüsçü ahlak ölçüleriyle gerçekleştirilmiş olsun, baskıya
karşı bir Taoist protestoyu yansıtmaktadır.
Lao Tsu, ahlaki prensiplere ve fazilete de büyük önem vermiştir.
Taoizm’de beş ahlaki prensip ve on faziletten söz edilmektedir. Ahlaki
prensipler; insan öldürmemek, alkol almamak, yalan söylememek, hırsızlık ve zina yapmamaktır. On fazilet ise ataya, evlada yaraşır şekilde
saygı göstermek, imparatora ve öğretmenlere saygı göstermek, bütün
yaratıklara şefkat göstermek, sabırlı olmak ve yanlışı tasvip etmemek,
kendini fakirlere yardıma adamak, köleleri serbest bırakmak ve ağaç
dikmek, kuyular kazıp yollar yapmak, cahilleri eğitmek ve refahı artırmak, kutsal kitapları incelemek ve tanrılara uygun takdimeler sunmaktır. Bu ahlak kanunları sadece fertler için değil, aynı zamanda milletlerarası münasebetler için de geçerlidir:
Bir devleti büyüten, onun sanki en aşağı nehir havzasını teşkil
etmesidir … Memlekette kadının rolünü oynamasıdır. Kadın,
itiraz etmeksizin itaat etmesinden dolayı kocasını idaresi altına alabilir. Keza büyük devlet küçük devletin itaati altına girince,
küçük devletler onun eline geçer; aksi takdirde, küçük devletler itaat vasıtasıyla büyük devletleri ele geçirir. Böyle bir tevazu, beraberinde merhameti de getirir. Kamil alim, insanların
hepsini, hatta düşmanları bile sevgi ile düşünür.
Lao Tsu, “İyilere karşı iyilik gösteriyorum; iyi olmayanlara karşı
yine iyilik gösteriyorum, bu suretle hepsi iyi olur.” demiştir.
Lao Tsu, insan faaliyetinin ürünleri olduklarından kültür ve medeniyeti reddetmiştir. Bu sebeple o, halkı idare etmede hareketsiz olma
konusunda ısrar etmiş ve şöyle demiştir:
Bırakın halk bilgi ve arzudan yoksun olsun … İş yapmadan faaliyette bulunarak herkes faaliyette bulunabilir. Hikmeti def
et, bilgiden sıyrıl ve işte o zaman insanlar yüz misli kazanç
sağlayacaktır.
Her şeye rağmen, Lao Tsu’nin öğretmek istediği derin hakikatler
Çin düşüncesinde güçlü bir etki meydana getirmemiştir. Kendisi,
“Tao’ya göre aydınlatılmış olanın aklı, insanlarca karanlıkla kaplanmıştır.” diyerek, bu durumdan şikayet etmiştir.
2. Temel inanç esasları
Lao Tsu’ye atfedilen Taoist doktrinin temeli “mistik bir panteizm”dir. Lao Tsu’ye göre dünyadan önce bir yaratıcı prensip (Tao) vardır. Hem Konfüçyüsçü hem de Taoist düşüncede yer alan merkezi bir
kavram olan Tao, ilk Chou Hanedanlığı bronz kitabelerinde “Yol” anlamında ve özel isim olarak kullanılmıştır. Tao teriminin Konfüçyüs öncesi dönemde yol, yön, hareket etme, yol gösterme, söyleme, bir faaliyet
yönü gibi anlamları ifade etmek üzere kullanıldığı kaydedilmiştir. Aynı
zamanda Konfüçyüs ve Lao Tsu’nin fikir sistemlerinin temelini oluşturan ve Yin ile Yang arasındaki tezadı birleştiren prensip olarak da ifade
edilen Tao’nun tanımı ve özellikleri şu şekilde belirtilmiştir:
Tao, doğmluk, yol, tabii dünya nizamı, dünyanın değiştirilemez kanunlarına göre gidişi demektir. Tao, dünyayı yöneten
sebeptir. İnsan onu bilmelidir. Tao, alemden önceki ilk ve her
şeyi kucaklayan yaratıcı prensiptir. Her şey onun vasıtasıyla
meydana getirilir. O, varlığın değişen çokluğunun temelini teşkil eden değişmez birlik, hayat ve hareketlerin her şekline
sebebiyet veren güçtür. Kendi kendine var olandır. Şekilsiz ve
mükemmeldir; Gök ve Yerden önce var olandır; sessiz, cisimsiz ve değişmezdir; her şeyi istila eden ve yanılmazdır; gözle
görülemez, işitilemez, dokunulamaz, kolay kavranılamaz ve
sınırsızdır; tüm şekillerde gözükmeyendir. Ezeli ve ebedidir.
Kendiliğinden vardır. Her şeyde hazır ve nazırdır. Hiçbir tasvire sığmaz. Her şeyin temeli odur. Fakat o, ‘yokluk’ değildir. O
tüm varlığın nedeni olup tabiat ve evrenin varolması onun sayesindedir. Her şeyin gerisinde ve temelindedir. Her şeyi yaratan ve besleyen de odur. İsimsiz olmasına rağmen bazen
Tao’ya ‘Ana’ denilir. Çünkü her şey ondan gelir. Onun etkisi
kendiliğinden meydana gelir. O, Gök ve Yer gibi bir şey değildir ve tüm varlık şeydir ve ondan “var olmayan” (wu) diye söz
edilir. O sırf yokluk değildir, alemi o meydana getirmiştir.
Tao’dan bir, birden iki Yin ve Yang; ikiden üç, Yin, Yang ve
Nefes; üç’ten yaratılmış evren doğar. Tao, göğün ve yerin kaynağı, yaratıcı ve aynı zamanda yaşatıcı prensiptir. Her şeyi yaratan Tao’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Başka güçlerle rekabet etmez. Dolayısıyla insanlar da hırstan uzaklaşırlarsa iyi bir
hayata sahip olurlar.
Tao, aynı zamanda gök ve yerin şu anda kendisinde yaşadığı Yol’­
dur. Taoist filozofun amacı Tao’yu kavramanın yolunu araştırmak ve Tao
ile kişinin kendi tabiatı ve evrenin uyumunu gerçekleştirmek olmalıdır.
Lao Tsu’ye göre Tao, yaratıcı prensip olmasına rağmen, yaratıcı
değildir. O, Tao’yu müşahhas bir varlık olarak düşünmemiştir. Tao’nun
“büyük fazileti”, her şeyi yapması fakat hiçbir şey istememesidir. O ‘boşluktur’; başka güçlerle rekabet etmez fakat kendi kendine yetinir. İnsanlar bu aynı hoşnutluk faziletini gösterdiklerinde iyi hayat sürerler. Lao
Tsu’nin davranış hakkındaki öğretisinin temeli olan bu öğreti, insan hayatı hakkındaki şu üç öğretide kendini göstermiştir:
1. Tabiatta Hareketsizlik: Çin düşüncesinde tabiat kendiliğinden
meydana gelen bir şeydir. İnsanın tabiattaki görevi, evrenin yaratıcı
prensibi Tao’nun insan vasıtasıyla engelsiz olarak faaliyette bulunabilmesi için sessiz ve pasif olmasıdır. Kişi Tao’nun kendisinde Tao olmasına izin vermeli; kendi adına hiçbir şey yapmamalı, sadece tabiatın
Tao’sunu veya Yol’u takip etmelidir. 2. Boşlukta Rekabet Etmemek: “Boşlukta rekabet etmemek”, “tabiatta hareketsizlik” prensibinin diğer yanıdır. “Hareketsizlik” bir kimsenin zahiri fiillerine işaret eder. “Boşluk” ise dahili durumun karşılığıdır. O, arzunun yokluğu anlamına gelir. “Boşlukta en sona ulaş, sessizlik temeline karşı sıkı dur.” denilmiştir. Bir kimse sessiz olursa, başkaları ile rekabet etmek zorunda kalmaksızın her şeyin üstesinden gelme
gücünü elde eder.
Lao Tsu, tevazuun ve başkaları ile rekabet etmekten sakınmanın
üstünlüğünü şöyle vurgulamıştır:
Hikmetli kişi sonuncu olmayı tercih eder ve böylece her şeyin
ilki olur: kişisel çıkarını reddederek kurtulur. En yüce iyilik su
gibidir; su her şeye faydalıdır ve onlarla rekabet etmez. O, insanların hor gördüğü aşağı yerlerde durur, fakat böyle yaparak
mahiyet itibarıyla Tao’ya yaklaşır.
3. Olana Razı Olmak (Mevcutla Yetinmek): Bu, tabiatta sessizliğin
ve boşlukta rekabet etmemenin diğer bir ifadesidir. Kişi arzudan uzak
ve ruh boşluğuna sahip olduğu ve basitçe tabiatın yolunu takip ettiği
zaman, hoşnutluğu bilebilir ve ona ulaşır. Taoistin mutluluğu, hiçbir şey
beklemeyen kimsenin mutluluğudur; zira “sahip olma arzusundan daha
büyük bir günah, memnuniyetsizlikten daha büyük beddua yoktur.”
Hoşnutluğun olmadığı yerde mutluluk da yoktur. Lao Tsu, mutluluk yolunu işte bu şekilde öğretmiştir.
Tao Te Kingde metafiziksel bir anlam kazanmış olan Tao kelimesi, Konfüçyüs’ün konuşmalarında bir ferdin, bir idarecinin veya bir devletin gitmek zorunda olduğu, Göğün insan davranışı için tanzim edici
kıldığı Yol şeklinde genellikle ahlaki bir muhteva ile geçer.
Çinlilerin Yin ve Yang’ın kendisinden meydana geldiğini düşündükleri Yaratıcı Prensip ile eşit saydıkları Tao, “Kozmik Düzen”i ifade
etmek için kullandıkları bir kelimedir. Tao, kendisini fenomenal dünyada açığa vuran, bazen tabiata ait terimlerle, bazen dünyanın maddi
fenomeninin esasını teşkil eden ruhi-manevi bir realite olarak yorumlanan Nihai Prensip’tir (Kesin Kanun). insan, mutluluğu anca{ ona
boyun eğmekle elde edebilir ve insanın mükemmelliği yalnız bu kozmik düzenle uyum içerisinde yaşamakla sağlanabilir. İnsanın bütün
görevi, evrenin Tao’sunun serbest hareket etmesi için gönüllü bir vasıta olmaktır.

3. İbadetleri
Çin’in ilk Şamanist ve büyüsel kültlerinin Lao Tsu ve Chuang
Tzu’nun felsefelerindeki unsurlarla karışımından meydana gelen dinlerinden birisi olarak Taoizm, ilk dönemlerinde gerçek mutluluğu ve
hayatın ebedi olarak sürdürülmesini amaçlamıştır. Bu amaçların Tao
ile birlikte, wu wei’yi veya iş yapmamayı tatbik etmekle, hiçbir şeye
karışmamakla, tevazu ve sükunetle, şiddet, kibir ve kendi fikirlerinde
ısrar etmekten kaçınmakla başarılabileceğini öğretmiştir. Taoizm’in ölümsüzlüğü elde etme konusunda insanlara yardımcı olması için simya, aşırı riyazet (sade bir hayat), sağlık bilgisi ve perhiz kuralları, Çin’e
özgü yoga şekli, büyü ve çeşitli güçlü ilahlara dua ve niyaz gibi hususlar öğretilirdi.
Taoizm, Han Hanedanlığı döneminde (Mö 2. yüzyıl) bir kült organizasyonu ve rahiplikle birlikte Çin’in her tarafına hızlı bir şekilde yayılan bir halk dini şeklinde gelişti. Takip eden yüzyıllarda, hem halkın
hem de imparatorluğun desteğini elde etmek için Budizm’le yarıştı. İki
din arasında büyük bir rekabet yanı sıra karşılıklı etkileşim de söz konusuydu. Taoizm, Budizm’in Budda ve Bodisatvalarına uydurmak için, evrenin sayısız Hahlarla dolu olduğu anlayışını benimsedi. Rahip ve rahibeler için Budist modellere uydurulan manastırlar ihdas edildi ve Budizm’in pek çok düşünce ve ritüeli benimsendi.
Taoizm, özellikle imparatorların Taoizm’in hararetli destekçisi
ve hamisi olduğu T’ang hanedanlığı döneminde gelişti. İmparator
Hsuang Tsang (Ms 712-756) her şehirde bir Taoist mabedin yapılmasını emretti. Ayrıca her soylu ailenin, Tao Te Kingin bir nüshasına sahip
olması gerekiyordu. Sang Hanedanlığı dönemiyle birlikte (Ms 960-
1200) Taoist dinin ana modelleri ihdas edilmişti. Yaygın Taoist Kanon
(Tao Tsang) MS 1019’da tanıtılmış ve basılmıştı. Bu arada Taoizm sayısız mezhebe ayrılmış ve bunlardan 86 kadarı kaydedilmişti. Fakat Taoizm’in iki ana ekolü varlığını devam ettirebilmiştir. Bunlar i) dünyadan uzaklaşma, züht, meditasyon ve dini inceleme olarak da tanımlanan, bir nevi inzivayı ve manastır hayatını esas alan ekol ile ii) rahiplikte evliliğe ve soya çekim yoluyla din adamlığı sistemine yer veren
ekoldür. Bu ekolde rahipler halk arasında dolaşır, dini fonksiyonlarını
icra eder, tılsım ve muskalar satar ve yıldız falına bakarlar. Onlar, genelde tılsım ve büyü sayesinde şöhret kazanırlar; onların bunlar vasıtasıyla ruhsal alemle haberleştiklerine, hastalıkları tedavi edebildiklerine ve talihsizliği savuşturduklarına inanılır.
Taoizm’in felsefi temeli daimi bir cazibe unsuru olagelmiştir. Dinin tüm tarihinde temsili bir karaktere sahip olan ilk ulusal Taoist organizasyon 1953 yılında Dini İşler Dairesi’nin yönetiminde gerçekleştirilmiştir. Bugün Taoizm, yaklaşık iki bin Taoist mabedin bulunduğunun
tahmin edildiği Tayvan’da Çin diasporası arasında gelişimini sürdürmektedir.
4. Kutsal Metinleri
Taoizm’in başta gelen klasiği Tao Te King’dir (Yol ve onun gücü
klasiği). Lao Tsu’ye atfedilen Tao Te King, Tao’yu (Yol) dünyanın kaynağı, gerçeği ve hayata tatbiki olarak ele alır. Tao’yu anlamanın kelime
veya kavramların ötesinde bir şey olduğunu ifade etmesi sebebiyle bir
mistisizm kitabı; kozmoloji, ontoloji ve ahlak ilmi ile ilgilenmesi sebebiyle de felsefi bir kitap olarak kabul edilir. Önemli bir özellik olarak
felsefi mütalaalarla mistik düşünceler birleştirilir.
Aynı dönemin pek çok kitabı gibi Tao Te King de kral ve idarecilere yol gösteren bir el kitabı olarak derlenmiş ve Çin’de daimi bir etkiye sahip olmuştur. O, en az yöneten hükümetin en iyi yöneteceğini öğretir. Bu wu wey (iş yapmamak) prensibinin politik anlamıdır. Fakat
Tao Te King, politik bir eser olarak başarısız olmuştur. Çünkü onun,
kralın “iş yapmaksızın idare etmesi gerekir” şeklindeki görüşü, Çin tarihinde hiçbir idareci tarafından ciddiye alınmamıştır. Bununla birlikte
felsefi bir eser olarak son derece etkili olmuştur. Çünkü o, eğitimli Çinliler için büyük cazibesi olan bir hayat tarzı sunmuştur. Onlara, Çin tarihinde düzenli bir hadise olan sosyal ve politik karışıklıklar karşısında
nasıl davranmaları gerektiğini ve nasıl hayatta kalabileceklerini öğretmiştir. Hayatta kalmanın en iyi yolu ise mütevazı ve zayıf olmak, hırsı ve
gereksiz istekleri azaltmaktır. O zaman insanın öldürülmek şansı a
orantılı olarak azalır.
Tao Te King, farklı versiyonları olan küçük bir kitaptır. MS 708 tarihli bir yazıya dayanan standart versiyon, iki kısma ayrılmıştır: Tao’nun
Klasiği adı verilen birinci kısım otuz yedi; Te’nin (Güç) Klasiği adı verilen ikinci kısım kırk dört bölümden oluşur. Dili kısa, özlü ve mısraları
kısadır. Anlamı çoğu kere müphem ve şifreli olduğundan hakkında yorum yapmayı zorlaştırır. Genelde üç veya dört kelimelik cümlelerden
oluşan satırların yarıdan fazlası kafiyelidir. Bu kafıyeÜ pasajlar, muhtemelen kitabın uzun bir süre sözlü olarak nakledilen ve bu edebi türün
geleneğine aşina olan kimseler tarafından sözlü olarak yorumlanan en
eski kısmını oluşturur.
Kitap daha ziyade, ezeli ve ebedi, değişmeyen prensip, faaliyetlerinde çaba göstermeyen, kendi kendine var olan ve fenomenal dünyanın gerisinde duran Tao ile; Tao’nun, Te diye adlandırılan ve eşyadaki
ferdiyet (başkalarına benzemeyiş) prensibi olan gücü ya da fazileti ile ilgilenir.
Tao Te Kingin dışındaki Taoist Klasikler: Li-Ch’ang-ling (öl. 1008)
tarafından derlenen ve “Yüce Birisi Tarafından Hazırlanan Bilimsel İnceleme” veya “Cevap ve Karşılıkta Bulunma” diye tercüme edilen T’aishang Kan-Ying P’ien ile “Sessiz Yol Risalesi” diye tercüme edilen anonim Yin-chih W’en’dir. 1 120 cilt ve 5200 kısımdan meydana gelen bir
koleksiyon olan Taoist kanon Tao Tsang ise on beş asırdan fazla bir sürede derlenmiştir. Bu kitaplar heterojen bir koleksiyon oluşturmakta
olup tarihleri ve kaynakları bilinmemektedir.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı