DHBT Dersleri-144″SİH DİNİ”

Sınav Defteri
Temmuz 4, 2020

Hindistan’da ortaya çıkan dinsel akımlar arasında kuşkusuz Sih
dininin de önemli bir yeri vardır. Bu din, diğer birçok inanç sistemine
kıyasla oldukça yeni sayılabilecek tarihsel süreci ve senkretik yapısıyla
dikkat çeker.
Terim anlamı itibarıyla “güçlü bir talib/öğrenci” anlamına gelen
Sih (Sikh), 15.-16. yüzyıllarda yaşayan Nanak’ın öğretileri doğrultusunda gelişen dinsel geleneğe inanan kişiyi ifade etmektedir. Nanak’ın yaşamı ve Sih dininin temel karakteristikleri göz önüne alındığında bu
dinsel geleneğin tıpkı Budizm ve Caynizm örneklerinde olduğu gibi
Hinduizme yönelik reformist bir hareket görünümünde olduğu söylenebilir. Sih dini, bir taraftan Hinduizmin kast sistemine, tanrı düşüncesine, rahiplik anlayışına ve benzeri çeşitli özelliklerine karşı duruşuyla
dikkat çekerken, diğer taraftan bu dinin karma ve reenkarnasyon/tenasüh öğretisi gibi Hinduizmin çeşitli özelliklerini adapte etmiş olduğu
görülür. Nanak’ın aslen bir Hindu olması da bunu açıklamaktadır.
1. Guru Nanak ve Silı Dininin Tarilısel Gelişimi
1469’da Pakistan sınırları içerisinde Lahor yakınlarındaki Talvandi’de doğan ve 1 538’de ölen Nanak, Hindu bir ailenin çocuğuydu. Çoğunluğu Hindulardan oluşan Hindistan’da güçlü bir İslami etkinin olduğu bir zaman diliminde yaşadı. Dolayısıyla hem Hindu hem de İslami
gelenekten -özellikle de tasavvuf anlayışından- oldukça etkilendi ve
Hinduizmle İslam’ın bazı inançlarının sentezinden senkretik bir dinsel
anlayış geliştirdi.
Nanak’ın kuzeyden güneye ve doğudan batıya birçok seyahat
yaptığı, hatta bir defasında Mekke’ye gittiği de ileri sürülür. Gezip gördüğü yerlerdeki dinsel şiddet ve çatışmalardan oldukça rahatsız olduğu
ve insanlar arasındaki barış ve kardeşliği ön plana çıkardığı anlatılır.
Nanak’ın yaşamı ve düşünceleri üzerinde başka birçok kişi gibi
1 5-16. yüzyıl düşünürü Kabir’in (1440-1518) de büyük etkisi olmuştur.
Nanak’ın Kabir ile görüşmüş olduğu ve onun Hinduizmle İslam arasındaki senteze dayalı düşüncelerinden etkilendiği söylenir. Müslüman olmasına rağmen Hindu geleneğinden de etkilenmiş olan Kabir, şiir ve yazılarında kast ve sünnet geleneğini, putatapıcılığı eleştirmiş; yeniden doğuş öğretisini savunmuştur. Nanak kadar doğrudan olmasa bile Kabir’in
Sih geleneğinin oluşumu üzerinde önemli bir etkisinin olduğu kesindir.
Akbar döneminde yürütülen dinsel özgürlük ortamı, Sih geleneğinin yaygınlaşması için önemli bir fırsat oluşturmuştur. Din-i ilahi adı
altında senkretik yapıda evrensel bir dinsel gelenek oluşturmaya çalışan
Akbar’ın çabaları fazla başarılı olamamış, kendinden sonraki yöneticiler
İslam öğretilerine yeniden vurgu yapmışlardır.
A. On Guru
Sin dininde guru (öğretmen, hoca) geleneği oldukça önemlidir.
Hoca ya da öğretmen anlamına gelen guru unvanı, öğrencilerince (sihlerce) öncelikle Nanak’a verilen bir unvandır. Nanak sonrası dönemde
guru geleneği devam etmiş ve ardı ardına 9 guru daha yaşamıştır. Guru
geleneği kişinin yaşamı boyunca devam etmiş ve her guru ölmeden hemen önce yerine gelecek olan guruyu tayin etmiştir. Gurulukta babadan
oğula geçiş oldukça dikkat çekici şekilde uygulanmıştır.
Gurular
Guru Nanak
Guru Angad
Guru Amar Das

Guru Ram Das
Guru Aryan Dev
Guru Hargobind
Guru Har Rai
Guru Har Krişan
Guru Teg Bahadır
Guru Gobind Singh
Sih dini 1469-1708 arası yaşamış olan on gurunun yaşam tecrübeleri ve öğretileri çerçevesinde şekillenmiştir. Gurular ise yalnızca dinsel
liderler olarak değil politik ve askeri faaliyetleriyle de ön plana çıkmışlar ve zaman zaman yöneticilerle çatışma ortamına girmişlerdir. Beşinci
Guru Aryan (1581-1606), daha ziyade politik bir lider şeklinde faaliyet
göstermiş ve Sih geleneğini politik bir ekol şeklinde organize etmiştir.
Nitekim Guru Aryan, bu faaliyetlerinin yöneticileri rahatsız etmesi üzerine tutuklanmış ve sonunda kaçarken nehirde boğulmuştur. Yerine geçen oğlu Guru Har Gobind ise Sihleri askeri yönden teşkilatlandırmış ve
babasının öcünü almaya çalışmıştır. Guru Ram Das ise günümüzde Sihlerin kutsal şehri olarak bilinen Amritsar’ı (Ramdaspur) kurmuş; oğlu
dördüncü guru Aryan Dev ise Altın Tapınak’ı inşa ettirmiştir.
Vaftiz geleneği ve Sih Halsa teşkilatının kurulması da dahil birçok
köklü etkinliğe imzasını atmış olan X. guru Gobind Singh (1675-1708)
Sih dininin günümüzdeki yapısını belirleyen kişi olmuştur. Gobind
Singh, kendisiyle birlikte artık yaşayan insan şeklindeki Guruluğun sona erdiğini ve kendisinden sonraki gurunun Adi Granth, yani kutsal kitap olduğunu ilan etmiştir. Böylelikle Sih inancının kutsal kitabı, değişmez bir guru olarak Sih geleneğindeki yerini almıştır. Gobind Singh, her
erkek Sih’in ‘Singh’ yani ‘aslan’ lakabını taşıması ve Kakkas geleneğini
başlatmıştır; Sihleri tamamen askeri bir tarzda örgütlemiştir. Onun bazı
reformları bir kısım Sih’i rahatsız etmiş; Nanak ve Kabir’in görüşlerine
aykırı bazı gelenekler ihdas etmiş olduğu iddiasıyla bu grup, Singhizm
olarak adlandırdıkları Gobind Singh’in anlayışından ayrılmıştır.
B. Günümüzde Sihler
Sihler son yüzyıllarda genellikle Müslüman ve Hindularla yaşadıkları çatışmalarla gündeme gelmişlerdir. Şu anda Hindistan ve Pakistan sınırları içerisinde olan Pencab bölgesinde bağımsız bir Sih devleti
(Halistan) kurma yönünde faaliyetler yürütülmüş ve bu durum zaman
zaman oldukça kanlı çatışmaların yaşanmasına neden olmuştur. Bu
olaylara yakın zamanlarda hafızalarda derin izler bırakan bir örnek 1984
yılındaki olaydır. Altın Tapınak’ta bir araya gelen silahlı bir grup Sih ile
Hindistan askeri güçlerinin karşı karşıya gelmesi çok kanlı bir çatışmaya
dönüşmüştür.
Sih inancı İslam, Hıristiyanlık ve Budizm kadar olmasa da evrensel düzlemde hakikat öğretisinin yayılmasına yer vermekte ve dolayısıyla tüm insanlığın kurtuluşunu hedeflemektedir. Bu bağlamda Sih dini
mensupları yalnızca Hindistan’da değil Batı ülkelerinde de yayılma yönünde çalışmalar yapmaktadır. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından
itibaren Batı ülkelerinde aile olarak Sih kökenli olmayan yeni nesil Sihler ortaya çıkmıştır. Günümüzde çoğunluğu Pencab’da yaşamakta olan
yaklaşık yirmi milyon civarında Sih olduğu tahmin edilmektedir. Pencab’ın dışında İngiliz Uluslar Topluluğu üyesi ülkelerin hemen hepsinde ve diğer çeşitli Batı ülkelerinde Sihler irili ufaklı gruplar halinde yaşamaktadırlar.
Günümüzdeki Sihlerin büyük çoğunluğu, bazılarınca Singhizm
olarak da adlandırılan ana gövdeye bağlıdır. Bununla birlikte çoğunluk
tarafından kabul edilmeyen hatta heretik olarak addedilen Namdhari,
Nirankari, Ravidasi ve Balmiki gibi akımlar da bulunmaktadır.
2. Temel Öğretileri
Genel özellikleri dikkate alındığında Sih dini bir açıdan tıpkı Budizm ve Caynizm gibi Hinduizm içerisinde bir reform hareketi, bir başka açıdan ise Hinduizmle İslam arasındaki senkretik bir gelenek olarak
dikkati çeker. Nanak, Hinduizmin karma ve reenkarnasyon öğretisi gibi
karakteristik özelliklerini alırken başta kast sistemi olmak üzere tanrı
düşüncesine, rahiplik teşkilatına ve benzeri özelliklerine eleşetiriler getirmiştir. Sih geleneği insanlar arasındaki eşitlik ilkesine vurgu yapmış,
özellikle kadın ile erkeğin eşitliği konusunu vurgulamıştır.
Sihler katı monoteist yapılarıyla dikkati çeker. lslam’ın Allah inancına paralel tarzda bir yaratıcı tanrının varlığı kabul edilir. Onun hiçbir
benzeri, şekli ya da sureti düşünülmez. Şekilsiz üstün varlık ebediyet aleminde yaşar. Yaratıkları üzerine merhamet nazarını atar. Bu alem bütün kıtalar ve evrenleri
içerir; bunların hepsi sayısızdır. Dünyalar orada bulunur; hepsi onun iradesine itaat eder.
Resimlere, heykellere ya da suretlere tazim etmenin küfür olduğuna inanılır. Tanrı ile ilgili tanımlamada yapılacak olan herhangi bir sınırlamanın yanlış olduğu düşünülür ve Tanrı’nın birçok tarzda, birçok
yerde ve birçok isimle tezahür ettiği ancak onunla ilgili en doğru isimlendirmenin ‘Hak’ olduğu belirtilir. Hindulardan farklı olarak Tanrı’nın
inkarnasyonu ya da avatarası inancı kabul edilmez.
Maya öğretisi doğrultusunda Sihler, her obje ve nesnenin yaratıcının hakikatinin ifadesi olduğuna inanırlar. Sih öğretisine göre aslında
her şey geçicidir ve yalnızca Tanrı gerçektir. Bir başka ifadeyle Tanrı’dan başka hiçbir şey gerçekte yoktur. Onlara göre maddi alemin ihtirası insanların etrafına bir yalan ve sahtecilik duvarı örmekte ve insanların bu nihai hakikati anlayıp kavramasını engellemektedir. Yalnızca arzu ve ihtiraslardan sıyrılmış ruh, guruların inayetiyle bunu kavrayabilir
ve her şeyde Tanrı’nın gerçekliğini görebilir. Mistik bir panteizm anlayışı içeren bu monist yaklaşımın, bazı İslam tasavvuf akımlarındaki vahdet-i vücud öğretisiyle paralelliği dikkat çekicidir.
Sih inancına göre maddi alem gerçekte geçicidir; ruh, arınana ve
nihai gerçekliği tam olarak kavrayana kadar reenkarnasyon yani ruh
göçü sürecine tabidir. Bu ruh göçü, sonsuz değildir; Guruların öğretisine bağlanarak hakikat yoluna giren kişiler reenkarnasyondan kurtulur.
Sih inancına göre kurtuluş, nihai hakikate yönelik bir aymazlığı,
duyguların ve egoizmin esiri olmayı ifade eden/içeren reenkarnasyon
(tenasüh) sürecinin dışına çıkarak hakikate ulaşmak ve Tanrı’nın sevgisinde yok olup Tanrı’yla birleşip bütünleşmektir. Aslında bu bir yok
oluş değil, bir bakıma Tanrı’nın sevgisinde fena olmaktır.
Ben denizdeki su ve akıntıdaki dalga gibi Rable birleşeceğim.
Ruh Tanrı’yla birleşecek. .. O halde niçin geri geleceğim (tenasühe bağlı olarak bedenleşeceğim)? Geliş gidiş Rabbin iradesi
ve bu iradenin gerçekleşmesine bağlıdır; Rable birleşeceğim.
Sihler diğer birçok dinde inanıldığı tarzda bir cennet ya da cehennemin varlığını kabul etmezler. Onlara göre cennet Tanrı’nın mutlak hakikati ve sevgisinde fena olmak, cehennem ise bundan uzak olmaktır. Bu bağlamda reenkarnasyon süreci bir çeşit cehennem olarak
düşünülebilir.
Sihler Tanrı’nın bir, ancak ona giden yolların farklı ve çok olduğuna
ve bu bağlamda Sih olmayanların da kurtuluşa erebileceğine inanırlar.
Her Sih’in “beş hırsız” olarak adlandırılan kibir, öfke, hırs, tutku
ve şehvetten uzak durması ve bunlara karşı “beş silah” olarak tanımlanan kanaat, hayırseverlik, şefkat, iyi davranış ve alçak gönüllülük ile
donanması ahlak sisteminin temelini oluşturur.
Sih geleneğinde dürüstlük, başkalarıyla yardımlaşma ve infak oldukça önemlidir. Bütün insanlar eşit kabul edilir ve bu, Sihlerce inanılıp
bağlanılması gereken sekiz erdem ya da temel değer arasında zikredilir.
Sihler her kişinin yaşama hakkına sahip olduğunu ancak kişinin bu hakkının sınırsız olmadığını vurgularlar. Sihlerce kabul edilen diğer değerler arasında, bütün yaratıkların Tanrı’nın ruhunu taşıdığı dolayısıyla
hepsine karşı saygılı olmak gerektiği, çocukların yetişip büyüdüğü aile
yaşamının ve insanlar arasında yardımlaşmanın önemli olduğu gibi hususlar yer almaktadır. Sihler kazancın yüzde onunun sadaka ve yardımlaşma için bağışlanmasına önem verirler.
3. Adi Granth
Sih geleneğinin kutsal metni Adi Granth (ya da Granth Sahip) aslında birçok farklı dinsel geleneğe ait metinlerin, hikmetli sözlerin, şiirlerin, ilahilerin ve benzeri materyalin bir derlemesinden ve yorumundan ibarettir. Bu özellik kutsal metnin diline de yansımıştır. Pencabi lisanında olan metinde Farsça, Sanskritçe ve benzeri farklı lisanlarda metinler de bulunmaktadır. Adi Granth, Nanak’ın ve diğer guruların söz ve
yorumları yanında Kabir, Namdev ve Ramanand gibi düşünürlerin şiirlerini de içerir. Bu metin ilk kez beşinci guru Aryan Dev tarafından
1604’te derlenmiştir. Bununla birlikte Sihler, daha önceki dönemde de
guruların kendilerine gelen vahiyleri derlediklerine inanırlar.
Sihlere göre kutsal metin vahiy unsurudur ve Sihler için hem bir
rehber hem de en temel kaynaktır. Adi Granth, Japji denilen ve her sabah Sihlerce okunan Nanak’ın bir ilahisiyle başlar:
Bir tek tanrı vardır; O, Hak, yaratıcı, korku ve nefretten uzak,
ölümsüz, doğmamış, kendiliğinden varolan, yüce ve merha metli olarak adlandırılır. Hak başlangıçtaydı, Hak geçmişteydi,
Hak şu andadır ve ey Nanak, Hak aynı zamanda gelecektedir.
Adi Granth, Sih tapınağı Gurdvara’da merkezi bir yer tutar; Gurdvara’da oldukça süslü yüksek bir platform üzerinde bulundurulur ve
okunması ibadetlerin en önemli kısmını oluşturur.
Sihler arasında kutsal kitabın hatmedilmesi geleneği de yaygındır.
Belirli zamanlarda yapılan ve genelde iki gün süren sürekli okuma sonrası bir hatim töreni yapılır; hazırlanan muhallebi katılımcılara sunulur.
4. İbadet Anlayışları
Sabah erkenden güneş doğmadan önce meditasyon ve dua Sihlerin günlük ibadetleri arasındadır. Sihlerde Hıristiyanlık ya da Yahudilikte olduğu gibi belirli bir ibadet günü olmamakla birlikte Batıda Hıristiyan ülkelerde yaşayan Sihler toplu ibadetlerini pazar günü ifa ederler.
Her ne kadar genel yapısı itibarıyla İslam ve Hinduizm arasında
bir gelenek olsa da Sih geleneğinde İslam ve Hinduizmde görülen hac,
oruç ve kurban gibi ibadetler yoktur. Yine İslam ve Yahudilik gibi inanç
sistemlerinde görülen sünnet olma geleneğine de Sihler yer vermezler.
Yine Sihler bazı Hindu geleneklerinde ön plana çıkarılan asketizme, keşişlik yaşantısına, dilenciliğe ve dulların yakılması geleneğine de karşı
çıkarlar.
Sih dininde alkol, uyuşturucu, sigara ve benzeri materyalleri kullanmak haramdır. Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmek de haram olarak kabul edilir.
Her Sih’in günlük yaşamında yanında beş önemli objeyi taşıması
gerekir. Her birinin isimleri Pencabi dilinde K harfiyle başlayan bu objeler
“5 K” ya da Kakkas olarak bilinir. Bunlar Keş (saçın uzatılması), Kanga
(tarak), Kara (çelik bilezik), Kirpan (hançer) ve Kaça’dır (alta giyilen bir
kısa don/şort). Bu objelerin giyilmesi geleneği Halsa sistemiyle yakından
ilgilidir ve X. guru Gobind Singh tarafından sistemleştirilmiştir. Batı ülkelerinde Sihlerin Keş ve Kirpan gelenekleri zaman zaman ciddi sorunlar
yaşamalarına neden olmaktadır. Saçın kesilmemesini ya da uzatılmasını
dini bir yükümlülük olarak kabul eden Sihler, çocuklarının saçlarını tepeden kapatacak şekilde bir kurdele ile bağlamakta, yetişkinler ise saçlarını
tamamıyla kapatan bir türban kullanmaktadırlar. Trafiğe çıkış gibi bazı kurallarla bazı işyerleri ve okullarda baş kapatmanın yasak olması gibi
uygulamalarda Sihlerin bunlara uymaya zorlanmaları ciddi rahatsızlıklara
yol açmaktadır. Kirpan olarak adlandırılan bir hançer taşıma kuralını ise
Sihler minyatür bir hançer ile yerine getirmeye çalışmaktadırlar.
Kakkas çeşitli sembolik anlamlar içermektedir. Örneğin saçın
uzatılması Tanrı’nın yaratmasındaki mükemmelliğin hatırlanmasını, tarak ise düzen ve intizamı ifade etmektedir. Her Sih tarafından taşınan
çelik bilezik Tanrı ile sözleşmeyi/ahdi canlı tutmayı, giyilen beyaz don
ise iffet ve aile yaşantısına verilen önemi hatırlatmaktadır.
Bazı Sihler günlük yaşamlarında Kakkas kuralına tam olarak riayet etmezler. Sahajkari olarak adlandırılan bu kişiler, bu tavırlarına rağmen cemaatin dışında görülmezler.
Sih geleneğinde ölen kişilerin cesedinin yakılması geleneği yaygındır; fakat nadiren gömme ve benzeri uygulamalar da görülmektedir.
Ceset önce yıkanıp kefenlenir, sonra da yakılacak yere götürülür. Cesetten geride kalan küller ise akarsuya atılır.
Sihlerce kutsal sayılan çeşitli günler ve zamanlar vardır. Guru Nanak’ın doğumu, guru Aryan’ın öldürülmesi gibi guruların yaşamlarıyla ilgili çeşitli olayların yıllık olarak anılmasına dayalı kutsal günler Gurpurb
olarak adlandırılır. Bundan başka Baisaki ve Divali gibi, Hindistan’ da diğer insanlarca da kutlanan çeşitli bayramlar Sihlerce de kutlanmaktadır.
5. Silı Geleneğinde Toplumsal Yapı
X. guru Gobind Singh, Halsa kardeşlik teşkilatını kurmuştur. Bu
teşkilat erkek ve kadın bütün sihleri örgütlü bir yapı halinde bir araya
getirmek amacına yöneliktir. Sihler belirli bir yaşa geldiklerinde ya da
dışarıdan bir kişi Sih dinine girdiğinde, yapılan bir törenle Halsa teşkilatının üyesi olan ve dinin tüm yükümlülükleriyle sorumlu olan bir kişi
olurlar. Bu tören sonrası erkek Sihler isimlerinin sonuna Singh (aslan),
kızlar/kadınlar ise Kaur (kraliçe ya da dişi aslan) lakabını eklerler. Ayrıca Halsa teşkilatına bağlı olan Sihler Kakkas kuralına sıkıca riayet derler. Gerek Hindistan’da gerekse Batı ülkelerinde yaşayan Sihler, anlarında taşıdıkları Kakkas ve bunun bir parçası olarak kullanılan kendilerine özgü türbanlarıyla kolayca tanınırlar. Gobind Singh’in Sih geleneğine getirdiği bazı yeniliklere ve düzenlemelere katılmayan ve adeta ayrı bir mezhep hareketi şeklinde organize olan Sihler ise isimlerinde Sigh
ve Kaur gibi lakapları kullanmazlar.
Erkek ve kadın Sihlerin Halsa kardeşlik teşkilatına giriş töreni olan
Amrit Sanskar oldukça önemlidir. Bu tören, daha önce bu törenden geçmiş olan altı yetişkin kişi (Amritdhari) tarafından yönetilir. Aday bu kişiler gözetiminde saçlarını yıkar, başına türban takar, temiz elbiselerini ve
Kakkas’ı giyer. Tören esnasında çelik bir kapta Kirpan ile karıştırılmak
suretiyle şerbet hazırlanır; bu esnada kutsal kitaptan çeşitli bölümler
okunur. Hazırlanan şerbetten adaya beş kez içirilir, saçlarına ve gözlerine serpilir; kalan şerbet ise törene katılanlar arasında taksim edilir.
Sih geleneğinde kadınların zorunlu olarak başlarını kapatmaları
uygulaması yoktur; bununla birlikte Sih kadınları genelde -özellikle de
mabetlere girerken- başlarını kapatırlar.
Sih geleneği Hinduizmde görülen geleneksel rahiplik sistemini
reddeder ve kurumsal anlamda bir rahiplik sistemine yer vermez. Rahiplik sisteminin guru Gobind Singh tarafından kaldırıldığı söylenir. Gobind Singh, her Sih’in Granth Sahip’i (Adi Granth) kendi evinde ya da
tapınakta okuyabileceğini savunmuştur.
Tapınaklarda ve gündelik yaşamla ilgili diğer durumlarda cemaat
arasında en saygın kişi ibadetleri yönetir. Bu yönden Sih dininin İslam’dan etkilenmiş olduğu açıktır.
Sihlerin en dikkat çeken dinsel merkezi Amritsar’dır. Amritsar’da
bulunan ve Altın Tapınak olarak da adlandırılan Har Mandir, bütün Sihler için en kutsal mekandır. Gerçi hac ibadetine karşı çıkılsa da bütün
dünyadaki Sihler burayı ziyarete çok önem verirler.
Sih mabetleri olan gurdvaralarda hiçbir put, resim veya heykel
bulunmaz. Mabetlerin içi genellikle dayalı döşelidir ve mabede girerken
ayakkabılar çıkarılır; baş kapatılır. Gurdvaralarda bulunan açık mutfaktan her Sih yararlanır.
Sihlerde çocuğa ad verme töreni (Nam Karan) tapınakta yapılır.
Gurdvara’da Adi Granth’dan ilahiler okunur, hazırlanan muhallebi yenilir ve anne ile çocuğa özel olarak dini törenler için hazırlanan Amrit
(şerbet) içirilir. Çocuğa verilecek adın belirlenmesi için kutsal kitabı
okuyan kişi (Granthi) kutsal kitaptan rastgele bir sayfa açar ve çocuğa
bu sayfadaki ilk harfle başlayan bir isim konulur.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı