DHBT Dersleri-143″CAYNİZM”

Sınav Defteri
Temmuz 3, 2020

1. Tarihsel Gelişimi
Caynizm, tıpkı Budizm gibi Mö 6. asırda, Hint Yarımadasının kuzeyinde Ganj havzasında yer alan Bihar eyaletinde geleneksel Hindu dininin kast anlayışına ve kanlı kurban törenlerine karşı reaksiyoner bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Tarihsel süreçte uluslararası ölçekte yayılamamışsa bile, bugüne kadar Hint Yarımadasındaki varlığını sürdürmüştür. Dünyanın en az taraftarına sahip dinlerden birisi olan Caynizmin
bağlılarının neredeyse tamamı Hindistan’da yaşamaktadır. Caynizm, kökü tarihin derinliklerine uzanan bir din olarak ve daha ziyade züht ve riyazet ehlinin dini olarak dinler tarihçilerinin ilgisini çekmeyi sürdürmektedir. Caynistler bilhassa son yüzyılda alemdeki canlı-cansız her varlığın
bir ruha sahip olduğu ilkesinden hareketle her türlü varlığa zarar vermeyi yasaklayan abimsa prensibine katı bağlılıkları, savundukları ateist ve
hümanist anlayışların yanı sıra Kalidas ve Mahatma Gandhi gibi uluslararası üne sahip Hintli edebiyat ve siyaset adamlarının destekleri sayesinde
kendilerini dünyaya tanıtmayı başarabilmişlerdir.
Caynizm, Budizm’le yakın benzerliği nedeniyle çoğu zaman
onun bir kolu veya versiyonu gibi görülmüştür. Gerçekten Caynizm ve Budizm birçok bakımdan birbirine benzer. Söz konusu iki din arasındaki benzer hususları altı noktada toplamak mümkündür:
1. Her ikisi de Kuzey Hindistan’da aynı bölgede (Bihar) ve dönemde ortaya çıkmıştır.
2. Vedaların diline, dini otoritesine ve onlardan kaynaklanan dini
uygulamalara karşıdırlar.
3. Hint toplumundaki geleneksel toplumsal tabakalaşmayı (kast
sistemini) geçersiz ve anlamsız bulurlar.
4. Alemin yaratılması ve devamında Tanrı veya tanrısal güçlerin
rolünü kabul etmezler.
5. Nihai kurtuluşun ancak katı züht ve riyazet hayatı sayesinde
gerçekleşeceğini kabul ederler. Nihai aydınlanmaya kavuşan kimsenin
dünyevi ve insani sınırlamalar ile samsara çarkından ebediyyen kurtulacağına inanırlar.
6. Arhat, Tatbagatba, Siddba, Mukta gibi terimleri nihai aydınlanmaya ulaşan kimseler için aynı anlamlarda kullanırlar.
Bütün bu benzerliklere rağmen Caynizm, perennial felsefeyi çağrıştıran din anlayışı, aynı ezeli hikmeti tarihin değişik dönemlerinde insanlara anlattıkları varsayılan Tirtbankaraları, onların heykelleri etrafında oluşan dini uygulamaları, alemdeki her şeyin canlı ve sabit bir ruha
sahip olduğunu kabul eden varlık anlayışı ve karmayı genel ahlaki nedensellik yasası dışında jiva atomlarıyla birleşerek onların asli özelliklerini örten bir çeşit ezell maddi unsur olarak kabul eden ontolojik görüşleri ile Budizm’ den; “Ahimsa, sadece insanlara değil, her tür canlıya karşı uyulması gereken bir kuraldır.” ve “Dünyanın yaratılması, devamı ve
yok edilmesinden sorumlu bir tanrı veya tanrısal varlıklar yoktur, ancak
insani sınırlamaların olmadığı, nihai kurtuluşa ulaşanlara uygun bir tanrısal varlık kategorisi vardır.” inançlarıyla da geleneksel Hinduizm’den
farklı bir dini sistemdir.
Mevcut kaynaklara göre Caynizm’in kurucusu veya sistemleşir’cisi Vardhamana’dır. O, tahminen Mö 540 yıllarında, Hindistan’ın kuz inde, bugünkü Bihar eyaletinin başkenti Patna şehri yakınlarındaki aisali’de doğmuştur. Tıpkı Budda gibi kşatriya (asker/yönetici) kastına mensup bir ailenin çocuğu olan Vardhamana, otuz yaşlarına kadar düzenli
bir aile hayatından sonra züht ve riyazete başlar. Kaynaklarda böyle bir karar almasında, o sırada anne ve babasını peşi sıra kaybetmesinin veya
riyazetin, dönemin yaygın bir geleneği olmasının etkili olduğu zikredilir.
On üç yıllık katı bir riyazet sonrasında o amacına, yani nihai aydınlanmaya kavuşur. Bundan sonra kendisine ]ina (Muzaffer) veya Mahavira
(Büyük Kahraman) ünvanı verilir. O, ömrünün kalan otuz yılını keşfettiği hakikatleri ve kendisinden önceki yirmi üç Tirthankara’nın öğrettiklerini yeniden yorumlayıp öğrencilerine anlatarak geçirir. Mö 470 yıllarında ise 70 yaşlarında ölüm orucu sonucunda hayata veda eder.
Caynistlere göre kendi öğretileri Mahavira ile başlamaz. Çünkü o,
bu dönemdeki yirmi dört Tirthankardnın sonuncusudur. Caynist kozmolojiye göre yaşadığımız alem ezeli ve ebedidir. Alem, birbirini izleyen uzun yükseliş ve çöküş süreçlerinde varlığını sürdürür ve bu süreçler sonsuza dek periyodik olarak tekrarlanır. Yükseliş dönemlerinde
alemde mutluluk ve huzur hakimdir, insanlar uzun ömre sahiptir. Dolayısıyla bu safhada ruhani liderlere ihtiyaç duyulmaz. Çöküş devreleri
başlayınca, hayat günden güne zorlaşır, alemdeki her türlü kötülük artar, insanların ömrü giderek kısalır. Dolayısıyla dünyada huzur ve mutluluk ortadan kalkar. İşte Tirthankara adı verilen ruhani liderler, dünyada huzur ve mutluluk arayan insanlara yardımcı olmak, onlara örnek
olmak üzere çöküş ve sıkıntı devrelerinde ortaya çıkarlar.
Altı alt döneme ayrılan çöküş devresinin beşinci safhası Mahavira’nın ölümünden üç yıl sonra başlamıştır. İnsan ömrünün giderek azalacağı, fazilet ve güzelliklerin bir bir ortadan kalkacağı varsayılan bu safhanın yirmi bir bin veya kırk bin yıl devam edeceği varsayılır. Bundan sonra
ise şartların daha da kötüleşeceği altıncı ve son satha başlayacaktır. Onun
da sonunda, her şey fırtınalarla yok olacak ve bu felaketlerden çok az kimse kendini kurtarabilecektir. Böylece çöküş devresi sona erecek ve sonrasında her şeyin giderek iyileşeceği yeni bir gelişim devresi başlayacaktır.
Bütün bu olaylar tamamen doğanın kendi kurallarına göre cereyan edecek ve yüce bir Tanrı’nın bu gelişmelerde bir müdahalesi olmayacaktır.
Dinler Tarihçileri, yeterli belge ve kanıtların olmamasından ötürü
Mahavira’dan önceki Tirthankaralara dair rivayetlerin çoğunluğunu kabul etmez. Sadece 22., 23. ve 24. Tirthankaraların tarih! şahsiyetler olabileceğini kabul ederler. Bunların da muhtemelen MÖ 9-6 asırlar arasında yaşamış ve Vedalardan farklı bir din anlayışını savunan, nihai kurtuluş için kurban törenleri yerine katı züht ve riyazet hayatı öneren kimseler, diğerlerinin ise mitolojik varlıklar olabileceğine inanırlar. Mahavira’nın öğrettikleri, onun XI. halefi kabul edilen Bhadrabhahu’ya kadar şifahi olarak aktarılmış ve Mö 4. asırdan itibaren yazıya geçirilmeye başlanmıştır. Bu dönemde Maurya kralı Chandragupta’nın (Mö
317-293) Caynizm’i benimsemesi ve onu krallığın resmi dini kabul etmesi, bu gelişmenin en önemli nedenidir. Caynizm bu dönemde altın çağlarını yaşamasına rağmen, yine aynı tarihlerde sonuçları bugüne kadar devam eden Digambara (çıplaklar) ve Svetambara (beyaz giyinenler) şeklinde bir bölünme yaşamıştır. Bunun temel nedeni olarak, keşiş Bhadrabhahu ile keşiş Sthulabhahu arasındaki liderlik mücadelesi kabul edilebilir.
Çünkü iki mezhep arasındaki farklılıklar öğretide değil, daha ziyade dini
uygulamalardadır. Örneğin, Bhadrabhahu ve arkadaşları topyekün çıplaklığı savunurken, kadınların manastır hayatına girmesini ve Angalann
Mahavira’nın öğretilerini içeren gerçek kutsal metinler olduğunu kabul
etmezler. Buna karşılık Svetambaralar basit, beyaz elbiseler giymeyi manastır kurallarının çiğnenmesi olarak görmez, ayrıca kadınların da züht ve
riyazet hayatına girebileceğini, Angalarve onların yorumu niteliğindeki
diğer yazılı metinlerin kutsal metinler olduğunu kabul ederler. Bugün Digambara rahipleri daha ziyade Hindistan Yarımadasının güneyindeki
Dekkan platosu ve Mysore’daki aşramalarda yaşarken, Svetamabaralar
Gücarat ve Rajastan’daki aşramalarda hayatlarını sürdürürler.
Miladi 13. asırda ortaya çıkan bhakti düşüncesi Caynizm’in gelişimini önemli oranda durdurmuş olsa bile onlar, varlıklarını hala devam
ettirmektedir.
2. Kutsal Metinleri
Orijinal dilleri Ardhamagathi, Prakriti ve Maharastri olan Caynist
kutsal metinlerinin tamamlanması ancak miladi 5. asırda gerçekleşmiştir. Günümüzde Svetambara mezhebince kırk beş metinden oluştuğu
kabul edilen bu eserlerin tespitine yönelik ilk çalışmalar ise aslında MÖ
300 yıllarında gerçekleştirildiği düşünülen I. Pataliputra toplantısına kadar uzanır. Mahavira’nın ölümünden sonra uzun yıllar şifahi olarak aktarılan ve bilahare yazıya geçirilen bu metinler şu eserlerden oluşur:
A. Purvalar (Birinciler, Öndekiler)
Bugün elimizde olmamalarına rağmen mevcut kutsal metinlerde
sayıları on dört adet olarak bildirilen ve Mahavira’nın on bir havarisine (gandharas) bizzat yazdırdığı kabul edilen metinlerdir. Kaybolan bu
metinlerin ilk Tirthankara Risabha’dan Mahavira’ya kadar gelen yirmi
dört Tirthankara’nın ortak görüş ve düşüncelerini ihtiva ettikleri kabul
edilir. Bunlar, Utpada, Agrayaniya, Viryapravada, Astinastipravada,
jnanapravada, Satyapravada, Atmapravada, Karmapravada, Pratyakhyanapravada, Vidyanupravada, Avandhya, Pranayuh, Kriyavisala ve Lokabindusara’dır.
B. Angalar (Temel Organlar, Yakarışlar)
Caynizm’e dair elimizdeki en eski metinlerdir ve sayıları on iki
adettir. Bunlar;
1. Acaranga: Angalann en eskisi kabul edilen bu kitap Caynist
keşişlerin uymaları gereken kurallar ve hayat tarzı hakkında bilgiler verir. İçerisinde manzum bölümler bulunmakla birlikte genelde nesir tarzında kaleme alınmış bir eserdir.
2. Sutrakritanga: Caynist öğretiyi yeni benimseyen ve uygulamaya çalışan bir kimsenin ilk dönemlerinde karşılaşacağı muhtemel zorlukları ve bunları aşabilmesi için yapması gerekenleri konu alan bir kitaptır.
3., 4. Sthananga-Samavayanga: Caynist düşünce ve önderlerin
hayat hikayeleri hakkında ansiklopedik bilgiler içeren eserlerdir. Ayrıca
şu anda elimizde olmayan on ikinci Anga Drstivada’nın içeriği hakkında tanıtıcı bilgiler de bu metinde yer alır.
5. Bhagavati: Mahavira’nın çağdaşları ve selefleri hakkında bilgi
veren bir kitap olmasından ötürü önemli kutsal metinler arasında zikredilir.
6. ]natadharmakathah: Genel ahlak kuralları ve dini öğretileri
halka anlatmak ve benimsetmek amacıyla kaleme alınmış bir eserdir.
Bu yönü itibarıyla Hindu Puranalara ve Budist jatakalara benzetilir.
Konular, bir hikaye ve kıssadan hisse tarzında anlatılmıştır. Örneğin, keşişleri gruplayan ve ideal bir keşişin kimliği, bir baba ile dört gelini arasında geçen şöyle bir hikayeye dayandırılır. Hikayeye göre bir baba, daha sonra geri almak üzere dört gelininden her birine beşer pirinç tanesi
verir. Gelinlerden ilki, nasıl olsa istediğimde onları hemen bulabilirim
düşüncesiyle pirinçleri atar. İkincisi, onları yer. Üçüncü gelin, pirinç tanelerini geri istendiğinde kolayca bulabilmek için onları sandığında
saklar. Dördüncü gelin ise onları toprağa eker ve babası geri istediğinde
elinde çok miktarda pirinci olur. Bu hikayedeki birinci gelin, Caynizm’de herkesin uyması gereken beş kuralı ciddiye almayan bir keşişi;
ikincisi, bu kuralları tamamen unutanları; üçüncüsü sadece bu kuralları
eksiksiz yerine getirmeyi yeterli gören ve başka bir şey yapmayanları;
dördüncü gelin ise kurallara hem uyan hem de onu başkalarına anlatan
ideal bir keşişi temsil etmektedir.
7-8-9. Upasakadasah, Antakrddasah ve Anuttaraupapadika-dasah: Bunlar insanları riyazet yoluna özendirmek amacıyla yazılmış hikayelerden oluşan kitaplardır.
10. Prasnavyakaranani: Bir Caynist’in kaçınması gereken beş
kötülük -ki bunlar öldürmek, çalmak, yalan söylemek, zina yapmak,
dünya malına aşırı hırs göstermektir- ve edinmesi gereken beş güzel
huy-ki yukarıdaki beş kötü durumdan kurtulmaktır- hakkında bilgi veren bir eserdir.
11. Vipakasrutalar. İyi ve kötü fiillerin yol açtığı güzel ve çirkin
sonuçları anlatan efsanelerden oluşan bir eserdir.
12. Drstivada: Şu anda elimizde mevcut değildir. Onun varlığına
ve içeriğine dair bilgiler az önce de ifade edildiği gibi üç ve dördüncü
Angalarda yer alır. Buna göre söz konusu eser, Mahavira ile muhalifleri
arasında geçen felsefi tartışmalar ile onun astroloji, astronomi ve çeşitli
büyüsel tılsımlar hakkında verdiği bilgileri içermektedir.
C. Upangalar
Ele aldıkları konular arasında doğrudan bir bağlantı olmasa bile
Angalatia ilişkili, hatta onların yorumları oldukları kabul edilir. Muhtemelen bunun en önemli nedeni, sayılarının tıpkı Angalar gibi on iki
adet oluşudur. Bunlar, Mahavira’nın tenasüh ve kurtuluşa dair vaazlarını
ihtiva eden Aupapadika, onun dönemin krallarına tavsiyelerinr· i eren
Rajaprasniya, canlı ve cansızlar dünyası hakkında bilgiler verdiği’.fivabhigama ve Prajnapana, astroloji, kozmoloji ve astronomiye d ir Suryaprajnapti, jambudvipaprajnapti, Chandraprajnapti ile değişik konuları ele alan Niryavali, Kalpavatamsikah, Puspikah, Puspaculikah gibi eserlerden oluşur.

D. Prakirnalar (Müteferrik Konular)
Dine ve ahlaka dair çeşitli konuları ele alan ve sayıları on adet
olarak kabul edilen bu eserler Catuhsarana, Aturapratyakhyana,
Bhaktaparijna, Samstara, Tandulavaitalita, Candravcdhyaka, Devendrastava, Ganitavidya, Mahapratyakhyana ve Virasatva’dır.
E. Cheda Sutralar (Manastır Kuralları)
Budist Vınaya metinlerinin Caynizm’deki benzerleri kabul edilen
bu eserler, keşiş ve keşişelerin uyması gereken kuralları ve bunların çiğnenmesi halinde karşılaşılması muhtemel cezaları açıklayan altı kitaptan oluşur. Bunlar Nisitha, Mahanisitha, Vyavahara, Acaradasah,
Brhatkalpa ve Pancakalpa’dır.
F. Mula Sutralar (Temel Metinler)
Bizzat Mahavira tarafından yazdırıldıkları kabul edilen dört eserdir. Bunlar, Mahavira dönemindeki muhalif görüşlere sık sık atıfta bulunan Uttaradhyayana; din adamı olsun olmasın herkesin uyması gereken altı kuralı ele alan Avasyaka; Caynist din adamlarının davranış kurallarını ele alan Dasavaikalika ve Pindaniryukti adı verilen eserden
oluşur.
G. Nandi Sutra ve Anuyogadvara Sutra
Yukarıda zikredilen kutsal metinlere dair ansiklopedik bilgilerin
yanı sıra onların doğru yorum tarzlarına dair bilgiler yer alır.
Yukarıda da ifade edildiği gibi Digambara mezhebine mensup
keşişler bu metinlerin Mahavira’nın öğretilerini içermediğini ileri sürerek, onların dinsel otoritesini kabul etmez. Onlar, bu eserlere göre daha
geç dönemlerde kaleme alınmış olmakla birlikte, onlara göre daha sistematik olan prakaranalan (sistematik metinler) kutsal yazılar olarak
kabul ederler. Bunlar, miladi 1. asırda Vattakera’nın kompoze ettiği,
yaklaşık 1250 beyitten oluşan Mu/acara; Kundakunda tarafından kaleme alınan ve Caynist öğretinin özünü kapsadığı düşünülen Samayasara ve Pravacanasara ile Sivarya’nın yazdığı ve iki bin’ den fazla beyti ihtiva eden Aradhana isimli eserlerdir.
3. Temel Öğretileri
Caynizm, insanın ve içinde yaşadığı alemin bir tanrı veya benzeri
bir varlık tarafından yaratılmış olduğu fikrine kesin olarak karşı çıkar.
Bununla birlikte, Titthankara anlayışı nedeniyle tanrısallığı bir varlık
kategorisi olarak benimser ve ölümle bedenden ayrılan ruhun, dünyadaki iradi eylemlerinin ahlaki sonuçlarına bağlı olarak, alemin urdva
(tanrılar alemi), madhya (yeryüzü) ve adho (kötülerin daimi veya geçici olarak kalacakları yeraltı dünyası) denilen katmanlarından birinde yaşamını sürdüreceğine inanırlar. Onlara göre içinde yaşadığımız alem ezeli ve ebedidir; dolayısıyla dünyadaki pek çok dinde rastladığımız kıyamet öğretilerine Caynizm’de rastlanmaz.
Caynizm, Budizm ve Advaita düşüncesinden farklı olarak alemin
ve oradaki fenomenlerin reel gerçekliğini kabul eder. Başka bir ifadeyle
Caynizm’de sunyavada, anatma ve maya öğretileri yoktur. Fiziki dünya, sınırsız sayıdaki pudgala (madde) ve jiva (ruh) atomlarının birbiriyle teması sonrasında oluşmuştur. Böyle bir birleşme ise dharma (hareket etme), adharma (durma), akaşa (mekan) ve kala (zaman) prensipleri sayesinde gerçekleşmiştir. Varoluşun başlangıcıjiva atomlarının hareketiyledir, fakat bunun tarihini belirleme imkanımız yoktur, çünkü o
anadi, ezelidir.
Eşyaya canlılık veren jiva sadece insanlar, hayvanlar ve bitkilerde
değil, taş, kaya, ırmak ve dere gibi nesnelerde de vardır. Geleneksel
ahimsa kuralının Caynizm’de yeryüzündeki hemen her varlığı içine alacak şekilde genişletilmesinin temelinde bu anlayış vardır. Caynist din
adamlarının soğan, turp, sarımsak ve patates gibi sebzeleri vejetaryen
diyet dışında tutmaları ile adım atacağı yeri önce süpürmesi ve ağızlarında maskeyle dolaşmaları da bundandır.
Temel özellikleri bakımından birbirinin aynı olan jiva atomları,
ince toz zerreleri hfündeki madde (pudgala) ile temasa geçtikleef andan itibaren farklılaşmaya ve temel özelliklerini yitirmeye başlar. Maddi
atomların ruha karşı bu akışı, insanın iradi eylemleri (karma) sonrasında gerçekleştiği için bu maddi unsurlara karmik unsurlarda denir. Doğal halinde parlak ve saf olan ruh (jiva) karmik unsurlarla birleşince kalınlaşır ve tanınmaz hale gelir. Ruhun bu durumu , üzerindeki toz tabakasından ötürü berraklılığını ve akışkanlığını kaybeden bir damla zeytinyağı ile mukayese edilir. Bu damlanın yeniden eski görünüm ve özelliklerini kazanması ne kadar zor ise madde atomlarınca sarılan ruhun da
yeniden eski hüviyetini elde etmesi zordur. Çünkü ruhu kuşatan karmik
unsurlar yeni eylemlere, onlar da yeni karmik birikimlere yol açar ve bu
süreç birçok ruh için sonsuza dek devam eder. Ancak bu akışın önüne
geçmek mümkündür. Bunun için tövbe, kefaret gibi evrensel uygulamaların yanı sıra doğru iman, doğru bilgi ve doğru davranışt.an oluşan
ve nihai kurtuluş için emsalsiz bir mücevherat kadar değerli kabul edilen ve “üç mücevher” (triratna) diye anılan bir reçete önerilir.
1. Doğru iman: Kutsal metinlerin doğruluğundan şüphe duymamayı, dünyevi hazlara karşı isteksizliği, ruhsal kurtuluşun imkanına kesin olarak inanmayı ve bunu yegane amaç olarak görmeyi, manevi özelliklerimizi arttırmayı, gerçekle yeniden irtibat kurmayı, doğru yolun yolcularını sevip saymayı ifade eder.
2. Doğru Bilgi: Bu, her şeyden önce alemin varlığı ve mahiyetine
dair tutum ve davranışımızı belirler. Bu sadece entelektüel olarak veya
kutsal metinlerden değil, ancak varlığın gerçek bilgisine ulaşmış tirthankaralardan elde edilebilecek deruni bilgidir. o, hem kendimizi ve
etrafımızı tanımamızı sağlar hem de dış dünyaya karşı dikkatli ve kontrollü hareket etmemizi temin eder.
3. Doğru Davranış: Öncelikle ahimsa (öldürmemek), satya (doğru sözlü olmak), asteya (başkasına ait şeyi almamak), brahmacari (cinsel ilişkiden uzak durmak) ve aparigraha’dan (kanaatkar olmak) oluşan beş temel kurala uymayı ve hayatı bunlar ışığında düzenlemeyi ifade eder. Bunun yanı sıra tıpkı Mahavira gibi züht ve riyazet hayatına girmek ve bu yolun gereklerine uygun davranmak da doğru davranış olarak değerlendirilir.
Caynizm’in bir başka öğretisi ise “her hüküm görecelidir”, yani
syadvada öğretisidir. M. Gandhi’nin bile plüralist düşüncesini temellendirdiği ve Vedama düşüncesinin özü kabul ettiği bu öğreti, Caynist düşünce sisteminin temel inançlarındandır. Buna göre algılanan her obje,
sayısız niteliklere sahiptir ve bu özelliklerin tamamı ancak bir kevalin
(eren) veya jivan-mukti adı verilen ve mutluluk sahiline ulaştıkları düşünülen tirthankaralartarafından kavranabilir. Bunların dışındaki sıradan kimseler ise eşyanın özelliklerinin tamamını değil, sadece belli bir
kısmını kavrayabilir. Böyle olduğu içindir ki onların eşya hakkındaki
hükümleri mutlak değil, muhayyeldir. Yani eşyanın içinde bulunduğu
duruma ve kişinin ona bakış açılarına bağlı olan göreceli bir hükümdür.
Dolayısıyla eşyayı algılayışımızdaki görecelilik söz konusu eşya ile ilgili
olarak verdiğimiz hükümlerde de ifade edilmelidir. Bu nedenle Caynistler, her hükmün başına mutlaka “bir açıdan, bir bakımdan” gibi, o hükümdeki izafiyeti ve şarta bağlılığı dile getiren tabirlere yer verilmesi gerektiğini savunurlar. Böyle bir tabir açıkça yazılmamış olsa bile, onun
her ifadede en azından zımnen bulunduğunu kabul ederler.
Caynistlere göre eşya hakkındaki şartlı hükümlerin başlıca yedi
değişik formu vardır:
1. Bir açıdan S P’dir (Syad asti).
2. Bir açıdan S P değildir (Syad nasti).
3. Bir açıdan S hem P’dir, hem de değildir (Syad astı ça nasti)
4. Bir açıdan S tanımlanamaz (Syad avyakta).
5. Bir açıdan S hem P’dir, hem de tanımlanamaz (Syad astı ça avyakta).
6. Bir açıdan S hem P değildir, hem de tanımlanamaz (Syad nast1
ça avyakta).
7. Bir açıdan S hem P’dir, hem değildir, hem de tanımlanamaz
(Syad astı ça nast1 ça avyakta).
Hinduizm ve Budizm’deki karma-tenasüh öğretisi Caynizm tarafından da kabul edilmiştir. Karma-tenasüh, kökleri Vedalar ve Brahmanalardaki yajna, sradha ve istapurta törenleri veya rta yasası gibi bazı
inançlarda bulunan ancak Hint düşüncesinde ilk olarak, Upanişadlarda
ortaya çıkan bir öğretidir. Upanişadlardan sonra Hinduizm içerisinde
ortaya çıkan ve Carvaka hariç bütün felsefi ve dini mezheplerce benimsenen bu inanç, ancak Caynist din adamlarının çalışmaları sayesinde
çözümlenmiş ve anlaşılabilmiştir.
Bilindiği gibi karma-tenasüh, genel ahlaki bir nedensellik kanunu”
olmanın ötesinde, kişiyi hem geçmişe hem de geleceğe bağlayan bir
bağdır, rabıtadır. O, geçmişle olan ilişkisi göz önüne alındığında, insanı
önemli ölçüde kayıtlayan, bağımsız olarak iş yapmasını engelleyen bir bağ olarak görülebilir. Muhtemelen o, kendi mensupları ve diğer bir kısım araştırmacılar tarafından bu özelliğinden ötürü, gerek insanlar arasındaki sosyokültürel ve ekonomik farklılıkları, gerekse değişik varlık
kategorileri arasındaki bariz farklılıkları izah eden bir inanç olarak telakki edilmektedir. Çünkü karma-tenasüh anlayışına göre bireyin içinde
yaşadığı sosyokültürel çevre, varoluş formu ve kategorisi, sahip olduğu
kabiliyet ve diğer psikolojik özellikler onun prarabdha-karma adı verilen geçmiş karmik birikimleriyle belirlenir. Bundan dolayı söz konusu
karmik birikimler, ferdin yeni varoluşları için bir tohum veya çekirdek
mesabesindedir. Bugün yeryüzünde yaşayan her bir varlığın önceki
karmik birikimleri farklı olduğu içindir ki, onların mevcut statüleri, sosyokültürel ve ekonomik durumları arasında açık farklılıklar mevcuttur.
Hatta kardeşler arasında görülen psikolojik ve diğer kişilik farklılıklarının sebebi de yine prarabdha-karma’dır. Görüldüğü gibi bu durumda
varlıklar arasındaki farklılıklar bir adaletsizlik değil, aksine adaletin bir
gereği haline gelir.
Caynizm’de ise karma, bu anlamların dışında jivanın hareketi sonucu ona nüfuz ederek, onun asli özelliklerini örten, kirleten ezel! pudgala atomlarını da ifade eder. Bundan dolayı onun bu dini sistemde ifade ettiği anlam, Hinduizm ve Budizm’ den nisbeten farklıdır. Her şeyden
önce Caynizm’de karma, diğer iki dini sitemde olduğu gibi sadece insan
davranışlarıyla ilgili ahlaki bir yasayı veya iradi bir eylemin sonucunda
ortaya çıkan hadis bir unsuru değil, aynı zamanda fiilin icrasından çok
önce alemde mevcut ezeli bir maddeye de delalet eder.
4. Başlıca İbadet ve Uygulamaları
Caynizm’in özgün öğretileri kadar dinsel uygulamaları da genel
Hindu inanç ve uygulamalarını etkilenmiştir. Bundan dolayı Hindu zahitleri ile Caynist keşişlerinin uygulamaları arasında pek çok benzerlik
göze çarpar.
Caynistler, aşramalarda toplu olarak yaşayıp zahitlik geleneğini
sürdüren keşişler ve normal gündelik hayatı devam ettirenler olmak
üzere iki ana gruba ayrılır. İlk bakışta birinciler dini yaşayan, hayatlarını
onun kurallarına göre planlayanlar, ikinciler ise birincilerin dünyevi ihtiyacını karşılayan ve dinle çok fazla alakası olmayan kimseler görünümündedir. Bunun yanı sıra kadınların, ister manastır hayatını tercih etsin, isterse etmesin, erkeklerden farklı görev ve sorumlulukları söz konusudur. Bundan dolayı Caynist toplumu dini bakımdan, züht ve riyazet hayatı yaşayan keşişler, normal hayatını devam ettiren erkekler, manastır geleneğine bağlı keşişeler ve dünyevi hayatı sürdüren kadınlar olmak üzere dört grupta ele alınabilir.
Bu gruplardan hangisinde yer alırsa alsın her Caynist, triratna (üç
mücevher) denilen, doğru iman, doğru bilgi ile doğru davranış basamaklarından oluşan temel dini esaslara uymak ve gereklerini yerine getirmek zorundadır. Bu, nihai kurtuluş için gereklidir, fakat yeterli değildir. Zira Caynizm’de nihai kurtuluşa sadece dünyevi bağlardan tamamen kurtulmuş keşişlerin (nirgranthas) ulaşabileceği kabul edilir. Bununla birlikte, tapınaklarda Tirthankara heykelleri etrafında yoğunlaşan dinsel törenlere devam eden ve beş temel kurala uygun yaşayan
kimseler de nihai kurtuluş hedefine ilerleyen yolcular olarak tanımlanabilir. Herkesin yerine getirmekle sorumlu olduğu beş temel ahlaki kural
şunlardır:
a) Hiçbir canlıya zarar vermemek (ahimsa),
b) Doğru sözlü olmak veya doğruluktan ayrılmamak (satya),
c) Başkasına ait bir şeyi almamak (asteya),
d) Cinsel ilişkiden kaçınmak veya zinadan uzak durmak (brahmacarya),
e) Az ile yetinmek veya kanaatkar olmaktır (aparigraha).
Bunlara keşiş ve keşişeler için “geceleyin hiçbir şey yiyip-içmemek” şeklinde altıncı bir kural daha ilave edilir. Ancak böyle bir yasağın
nedeni, karanlıkta, tek hücreli bile olsa diğer canlılara zarar vermemek
olduğu göz önüne alınarak bu da çoğunlukla ahimsa kuralı içinde telakki edilir.
Mahavira, Caynistler için her bakımdan örnek alınması gereken
bir modeldir. Dolayısıyla manastır hayatına ait tüm kurallar onun telkin
ve uygulamaları göz önüne alınarak belirlenmiştir. Bütün keşişlerin
onun yolunu izlediği ve hepsinin birer Mahavira adayı olduğu söylenebilir. Ancak hemen ifade etmek gerekir ki, Mahavira on üç yıllık züht ve
riyazet döneminde yalnız bir hayatı yeğlediği halde onun günümüzdeki
takipçileri toplu manastır ve riyazet yaşamını tercih ederler. Gana veyy
Gaccha adı verilen rahipler topluluğu, cemaatin maddi ve manev refahından sorumlu olan yaşlılar/aksaçlılar, kutsal metinler konusunda uzman olan ve onları öğreten öğretmenler uplidhyliyas, yeni katılan müritlere ruhsal destek sağlayan manevi rehberler licliryas ve müritlerden
oluşur. Manastır yaşamına katılmak isteyen her aday, öncelikle dört aylık deneme sürecinden geçirilir. Ayrıca o, her türlü bireysel eşyasını terk
etmiş ve ailesiyle bağlarını da koparmış olmalıdır. Rahiplik giysilerini giyen ve saçlarını kazıtan veya yolduran bir adayın bir sadaka kasesi, bir
süpürgesi, bir mendili ve cinsel bölgeleri örtmek için kullandığı bir parça bezi dışında artık başka özel bir eşyası yoktur. Ona önce basit ve genel kurallar öğretilir. Bu süreç günden güne ağırlaşır ve nihai aydınlanma tecrübesine (kevalin derecesine) kadar devam eder. Manastırlarda
yaşayan erkek keşiş adaylarına nirgranthas (her şeyi terk edenler),
bhiksus (dilenciler) ve slidhus (dine bağlılar) gibi isimler verilirken, kadın adaylara da nirgranthis, bhiksunis ve sadhvis gibi ünvanlar verilir.
Keşişler/keşişeler öncelikle yukarıda zikredilen altı temel kurala
sıkıca uymak zorundadır. Dahası, onlar için bir günlük veya bir yıllık
hayat ayrıntılı olarak planlanmıştır. Örneğin, dört aylık muson yağmurları döneminde onların bulundukları bölgenin sınırları dışına çıkmaları
yasaktır. Bu dönemde onlar, kutsal metinleri öğrenme ve öğretme faaliyetlerinin yanı sıra meditasyon egzersizlerine ağırlık vermek zorundadır. Yılın diğer aylarında ise onlar, geceyi ve gündüzü dört eşit parçaya
bölmelidir. Buna göre gece ve gündüzün birinci ve dördüncü çeyrekleri
çalışma, yine her ikisinin ikinci çeyreği meditasyon, gecenin üçüncü
çeyreği uyuma, gündüzün üçüncü çeyreği de dilenme zamanı olarak
kullanılmalıdır kullanılır.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı