DHBT Dersleri-140″Budizm’in Temel İnançları”

Sınav Defteri
Haziran 30, 2020

Budizm, Veda kutsal literatürünün dinsel otoritesini kabul etmez.
Dolayısıyla onlardan kaynaklanan birçok dini uygulama gibi kast anlayışına karşı çıkar ve bundan ötürü Hindularca sapık olarak tanımlanır.
Buna rağmen, Hinduizm’in yeniden doğuş (reenkarnasyon), karma ve
nihai kurtuluş (moksha) öğretileri bazen küçük değişiklerle bazen de
olduğu gibi Budizm tarafından kabul edilir. İlk dönemlerde ve Hinayana mezhebinde Hinduizm’e reaksiyoner ve belirgin bir tavır sözkonusu
olduğu halde bilhassa Mahayana geleneğinde Brahma, Indra ve Yama
gibi Yedik tanrılara yer verildiği, Hindu ölüm sonrası hayat anlayışının
aynen kabul edildiği ve Nirvana yolunda yoga egzersizlerine de başvurulduğu görülür. Bunun yanı sıra, bağımlı varoluş yasası, dört temel gerçeklik, sekiz dilimli orta yol ve nirvana öğretileri ise sadece Budizm’e
özgü inançlar olarak zikredilebilir.
a. Pratityasamutpada (Bağımlı Varoluş Yasası)
Budizm’in bilhassa ilk dönemlerinde Yaratıcı Tanrı fikri yoktur.
Ayrıca varlığın kendiliğinden veya yokluktan tesadüfi bir biçimde varoluşu da kabul edilmez. Her şey görecelidir, bir şeyin varlık dünyasına çıkışı bazı ön şartlara ve diğer faktörlere bağlıdır. Budizm’ de bu durum, on iki halkalı Nedensellik veya Bağımlı Varoluş Yasası şeklinde
tanımlanır.Nedensellik ilkesinin ilk ve temel halkası avidyadır. Avidya, eşyanın hakikatine dair yanılgıyı, cehaleti ifade eder. Her türlü varoluşun yanı sıra hayattaki acı ve ıstırabın nedeni de avidyadır. Bunun yanı sıra eylem, bilinçlilik, zihinsel ve fiziki varlıklar (biçim ve form), beş duyu organı ve zihinden oluşan altı hassa (yeti), formlarla temas, algılama, varolma/yaşam arzusu, kavrama, oluş, doğuş ve ölüm basamaklarını izler.Demek oluyor ki her durum ve her yeni varoluş kendisinden öncekinin bir sonucu, daha sonraki durumun ise sebebidir.
b. Dört Temel Hakikat
Ey keşişler, dünyayı terkeden kimsenin bırakması gereken iki aşırılık vardır. Bu aşırılıklar nelerdir? Arzulara adanmış bir hayat; yani arzu-isteklerin ve şehevi duyguların tatminine vakfedilmiş bir ömür. Bu insanı alçaltıcı, duyusal, adi, sıkıntı verici
ve yararsız bir hayattır. Diğeri ise riyazet ve mücahedeye adanmış bir hayatır ki bu da acı verici, sıkıntılı ve yararsızdır. Kardeşlerim, ben bu iki aşırılığı terkederek Orta Yolun bilgisine
ulaştım. Bu yol ki hikmete götürür, kavramayı sağlar, sükuneti,
dinginliği ve bilgiyi getirir, kısacası mutlak aydınlanmayı temin
eder . . . .İşte bu sekiz dilimli asil yoldur; o da doğru iman, doğru amaç, doğru konuşma, doğru davranış, doğru meslek, samimi (yerinde) çaba, doğru murakebe ve doğru tefekkür basamaklarından oluşur.
Kardeşlerim, bu, acıyla ilgili temel gerçekliktir; doğum acıdır,
tenzil acıdır, hastalık acıdır, ölüm acıdır, nefret ettiğimiz şeylerle veya kişilerle bir arada bulunma acıdır; sevdiğimiz şeylerden
uzak durma acıdır, arzuladığımız şeyi elde edememe acıdır.
Kısacası, arzu-istekten sadır olan beş unsur (bir canlıyı oluşturan beş temel maddeye işaret) acıdır.
Acının kaynağıyla ilgili temel hakikat de şudur: Acı, varoluşun
yenilenmesine yol açan, duyusal hazlarca eşlik edilen, kah
orada kah burada tatmin edilmeyi arzulayan arzu ve isteklerden kaynaklanır. Başka bir deyişle, haz ve keyif isteği varoluş
arzusu veya ölümsüzlük özlemi.
Kardeşlerim, acı ve ıstırabın sona ermesiyle ilgili temel hakikat
da şudur; kesinlikle arzu-isteksizlik, yani bu arzunun tamamen sona ermesi; onun bir yana bırakılması, tamamen terkedilmesi, ondan azade kalınması ve artık onun hiçbir şekilde
barındırılmaması dır.
Kardeşlerim, bu acı ve ıstırabın son bulmasına yol açan asil
gerçekliktir. O da kesinlikle sekiz dilimli temel yoldur … Ve bu
bilgi ve idrak zihninde ortaya çıktı. Zihninin kurtuluşu asla sallanamaz. Bu benim son varoluşumdur ve ben bir daha asla
dünyaya gelmeyeceğim (Budda’nın Sarnath’daki İlk Vaazı).Budda’nın burada dile getirdiği konular Dört Temel Hakikat olarak bilinir ve şu şekilde formüle edilir:
1. Hayat acı ve ıstırap doludur. Acı ve ıstırap dünyevi var oluşun
temel özelliğidir.
2. Acı ve sıkıntıların nedeni arzulardır.
3. Acı ve sıkıntıları sona erdirmek, arzu ve isteklerden vazgeçmeye bağlıdır.
4. Arzu ve isteklerin üstesinden gelmek Sekiz Dilimli Yolu izlemekle mümkündür.
Budistlere göre bu ilkeler, maddi ve manevi bakımdan sıkıntı çeken insanoğluna, benzer durumları önceden yaşayan ve sonunda çareyi bulan birisi tarafından önerilen hayata dair temel gerçeklerdir. Buna
göre insan, nefsinin esiridir. O, her zaman mutluluk, servet, güvenlik,
başarı, uzun ömür ve haz peşinde koşar. Ama ilginçtir ki her zaman şansına acı-ıstırap, hastalık veya başarısızlık düşer. Ayrıca ölüm de herkesi
bekleyen kaçınılmaz sondur. Aslında biz hayata sarılmakla kendimizi
samsara okyanusuna, acı-ıstırap deryasına atmış oluruz. Dolayısıyla bütün sıkıntılardan kurtuluşun yegane yolu her türlü arzuyu bırakmaktır.
Bu, yegane gerçek ve temel hikmettir.
c. Sekiz Dilimli Yol
Budda’nın, hayatın dördüncü temel gerçeği olarak tanımladığı bu
yol, şu basamaklardan oluşur.
1. Doğru Bilgi veya Kesin lman: Burada söz konusu edilen bilgi,
dört temel gerçekliğin idrak edilmesidir. Bu da ancak gerçek bir guru
(manevi lider ya da mürşit) gözetiminde alınacak eğitim sayesinde,
onun hikmet ve sevgisinin elde edilmesiyle başarılabilir.
2. Doğru Amaç/Düşünce-. Zihnin şehvet, nefret ve hırs gibi kötü
düşüncelerden kaynaklanan amaç ve eylemleri bırakıp diğerkamlık ve
hoşgörü gibi faziletlere dayanan iyi ve güzel eylemler ve amaçlara yönelmesidir. Ayrıca ruhsal gelişim yolunda karşılaşılan her türlü engeli
aşma konusundaki kararlılıkla her gün daha ulvi ve daha yüce amaçlara
yönelmektir. 3. Doğru Konuşma: Bireyin konuşması onun karakterini yansıtır.
Dolayısıyla yalandan, kırıcı ve kötü sözlerden, dedikodudan, iftiradan,
yararsız ve boş konuşmalardan kaçınmak nirvana yolcusunun görevidir. Ayrıca onun konuşmaları kötü niyet, bencil arzu ve dogmatik iddialardan da uzak olmalıdır.
4. Doğru Davranış: Günlük tavır ve davranışlarda öldürmekten,
yalan söylemekten, hırsızlık yapmaktan, zinadan, alkollü ve bilincimizi
giderici her türlü içecekten uzak durmak ilkelerine uygunluğu ifade
eder. Manastırda yaşayan Budistlerin ise bu kuralların yanı sıra sadece
kuşluk vaktinden öğleye, zeval vaktine kadar geçen zaman diliminde
yemek, eğlenceli toplantılara katılmamak, parfüm ve takı kullanmamak, sert ve dar yataklarda yatmak, altın ve gümüş kabul etmemek gibi
kurallara da sıkıca uymaları gerekir.
5. Doğru Meslek Mesleğin dördüncü maddedeki beş ahlaki ilkeye
uygun olması gerekir. Buna göre bir Budist, kasaplık, deri ticareti, tarım
ilaçları ile av malzemelerinin üretimi ve satışı, alkollü ve uyuşturucu
maddelerin üretimi ve ticareti gibi mesleklerde çalışamaz.
6. Doğru/Sürekli Çaba: İyi ve güzel alışkanlıkların edinilmesi, kötü ve çirkin olanların terk edilmesi konusunda sürekli ve kararlı çabayı
ifade eder.
7. Doğru/Sürekli Gözetim: Bireyin yaptığı her eylemin farkında
olması ve kendini sürekli muhasebeye çekmesi anlamına gelir. “Bu işi
niçin yaptım ve yapmadım.” şeklindeki düşüncelerin eşyanın hakikatiyle ilgili cehaleti ortadan kaldıracağı ve insanı olgunlaştıracağı varsayılır.
8. Doğru/Tam Konsantrasyon: Bu bir çeşit derin düşünme/tefekkür uygulamasıdır. Kendi içinde birbirini izleyen dört amaçtan oluşur.
ilk hedef zihnimizdeki çalkantılı düşünceleri bir tarafa atmak ve böylece zihinsel huzura ulaşmaktır. Bunu, önce olumsuz duygu ve düşüncelerin, bilahare zihnin mutlak dinginlik noktasına erişebilmesi için haz
ve mutluluk gibi iyi düşüncelerin de terk edilmesi izler. Nihai amaç, suje-obje farklılığının ortadan kalktığı zihin haline ulaşmaktır. Başka bir
deyişle zihnin hedefe kilitlendiği ve başka hiçbir şeye ilgi göstermediği
bir hali yaşamaktır.
“Ortayol” olarak da bilinen bu sekiz kuralın ilk yedisi birbirini izleyen basamaklar değildir. Bunlar bireyi derin tefekkür aşamasına hazırlayan zihinsel ve fiziksel uygulamalardır. Dolayısıyla basamak basamak
düşünülmemeli, hepsi aynı anda, bir arada uygulanmalıdır.
d. Karma Öğretisi
Budizm, Hinduizm’deki karma yasasının yanı sıra bunun doğal
bir sonucu kabul edilen reenkarnasyon öğretisini de benimser. Karma
yasası, bireyin dünyevi var oluşunu onun iradi eylemlerinin ahlaki sonuçlarına göre belirlenmesi şeklinde ifade eder. Bu yasaya göre insanın
mevcut yaşamı geçmiş hayatlarındaki eylemlerin bir sonucu olduğu gibi
gelecekteki yaşamları da bugün yaptıklarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla Budizm’e göre insanın kaderi tanrı tarafından değil, kendi iradi
eylemlerince çizilir ve bu süreç Nirvana’ya ulaşmaya kadar devam eder.
Budist karma-reenkarnasyon ile Hindu öğretisi arasındaki temel farklılık Budist anatta/anatman öğretisinden kaynaklanır. Anatman, varlığın özünü oluşturduğunu düşündüğümüz, ‘ruh’ veya ‘ben’ adını verdiğimiz sabit bir cevherin yokluğunu ifade eder. Bu durumda reenkarnasyon sürecinde birbirini takip eden bedenlerin ayniyetinVözdeşliğini
ispat etmek zorlaşır, hatta imkansızlaşır. Sonuçta, karma-reenkarnasyon öğretisinin gerçekliği ve ahlakiliği tartışılır duruma gelir. Budizm’ de
bu sorun, yanan bir mumdan başka bir mumun yakılması örneğindeki
benzer bir sebep-sonuç ilişkisi veya genel nedensellik yasası çerçevesinde çözülmeye çalışılır. Ancak asırlardır süren açıklamaların, problemi
herkesi ikna edecek biçimde çözdüğünü söylemek mümkün değildir.
Budist metinlerdeki karma yasasıyla ilgili bazı metinler şöyledir:
Ne ektiysen onu biçersin. Şu tarlalara bak!
Susam ekilen tarlada susam, mısır ekilende ise mısır var.
İnsan da belirlenmiş kaderiyle doğar,
Gelir ve ektiklerini toplar. 3
Aynca, Dhammapada’da şöyle denilir:
I-/1) Şu anki durumumuz, geçmişteki düşündüklerimiz ve
yaptıklarımızın sonucudur.
Eğer insan kötülük yaparsa, tıpkı sabanın adım adım öküzün
ardından gittiği gibi acı ve elemle karşılaşır. 11-/2) Şu anki durumumuz, geçmişteki düşündüklerimiz ve
yaptıklarımızın sonucudur.
Eğer insan iyilik yaparsa ve iyi düşünürse, mutluluk ve haz
onu izler, tıpkı gölgenin insanı izlemesi gibi.
XV-/15) Kötülük yapanlar, hem bu dünyada hem de sonrakinde acı çeker. O kötü eyleminin sonuçlarını görünce yas tutar
ve acı çeker.
XVI-/16) Fazıl insan, hem bu dünyada hem de ötekinde mutludur. Her ikisinde de haz duyar. O kendi eyleminin güzel sonucuyla karşılaşınca sevinir ve mutlu olur.4
e. Nirvana
Sözlükte ‘sönmek’, ‘sakinleşmek’ anlamındaki nirvana terimi,
Budizm’ de nihai kurtuluşu ifade eder. Nirvana, eşyanın gerçek mahiyetiyle kavrandığı, dünyevi varoluş çarkının sona erdiği “mutlak aydınlanma” ve “mutlak huzur” hali anlamına gelir. O, gelip geçici olmayan sürekli bir haldir. Budist kutsal yazılarında bu hal, bazen “karşı sahil”, “fırtınalı denizdeki sakin ada”, “serin mağara” ve “kutsal şehir” gibi sembolik ifadelerle bazen de “ölümsüzlük”, “değişmezlik”, “samsara çarkından ebedi kurtuluş” ve “sonsuz barış ve mutluluk” şeklinde tanımlanmıştır. Ancak onun “kelimelerle tanımlanamayan sadece tecrübe edilebilecek mutlak kurtuluş hali” şeklindeki tanımı oldukça yaygındır.
Dini hayatın nihai gayesinin nirvana olduğu konusunda bütün
Budist mezhepleri hemfikirdir. Ancak onun tanımı konusunda, yaklaşık
iki bin beşyüz yıldan bu yana Budist araştırmacıları ve kelamcılarınca
muhtelif tanımlar yapılmıştır. Bunlardan en dikkat çekeni, MÖ 1. asırda
kaleme alındığı düşünülen Milindapanha’da yer alan tanımdır. Eserde
rahip Nagasena ile kral Manender (Milinda) bu konuyu tartışmaktadır:
Kral Milinda sorar: “Ey yüce rahip, Nirvana salt mutluluk mudur, yoksa o, acı ve ıstırapla beraber midir?”
Nagasena cevap verir: O salt mutluluktur. Onda acı ve ıstırap
yoktur. Fakat biz Nirvananın salt mutluluk olduğunu düşünemeyiz, onun acı ve ıstırapla beraber olduğunu zannederiz. Zira biz, Nirvana yolcularının bedenlerine ve zihinlerine sıkıntı
verdiklerini görürüz. Nitekim onlar ayakta durma, yürüme,
oturma ve yemede kendilerini sınırlarlar; uykularını azaltır,
duygularını baskı altında tutar, serveti, arkadaşları ve yakınlarını kenara atarlar.
Ancak Nirvana’nın sakin dünyasında mutlu ve mesut olanlar
herşeyden zevk alır, haz duyar. Gözleri hep haz veren şeyleri
görür; kulakları mutluluk veren şarkı ve nağmeleri işitir; burunları sadece güzel koku ve rayihaları alır; dilleri yiyecek ve
içeceklerin hoş tadını hisseder. Bedenleri yumuşak, ince, narin ve hassas şeylere dokunur ve haz alır. Zihinleri de hem güzel hem de kötü ve günahkar düşüncelerden haz alır. Her zaman bütün bu güzellikleri ve hazları yaşar.
Eğer duygularını geliştirmezsen, onların isteklerini engeller,
yoksayar veya yerine getirmezsen bedenine ve zihnine eziyet
edersin. Bedenine eziyet ettiğinde, bedeninde acı-ıstırap hissedersin. Aynı şekilde zihnine eziyet ettiğinde de orada acı duyarsın. İşte Nirvana acıyla beraberdir demem bu yüzdendir.
Nageasana: “Ey ulu kral, sizin acı olarak tanımladığınız şey, bizim Nirvana dediğimiz şey değildir. Bu Nirvana’ya giriştir, onu
arayıştır. Nirvana mutlak mutluluktur; salt huzurdur. Bunun
neden böyle olduğunu sana anlatacağım. Biz, kralların yaşadığı bir saltanat hazzından söz edebilir miyiz?”
Milinda: “Elbette yüce rahip, saltanat mutluluğu diye bir şey
var.”
Nagasena devam ediyor: Ancak sınırlara bir saldırı olduğunda
kral ona karşı koymak zorundadır. O, yanında danışmanları ve
askerleriyle birlikte sefere çıkar. Sefer esnasında birçok güçlüklere göğüs gerer. Savaşlarda büyük mücadele vermek zorundadır. Bir hükümdarın hayatı bundan ibaret değil midir?
Milinda: “Hayır, yüce rahip, bizim saltanat hazzı dediğimiz bu
değildir. Bütün bunlar saltanat hazzı arayış sürecinde karşılaşılan durumlardır. Hükümdar zorluklar, mücadeleler sonucunda
gücü elde eder. Daha sonra saltanatı ele geçirince onun hazzını yaşar. Saltanat/hükümdarlık hazzı elemle beraber değildir.
Haz ve elem ayrı ayrı şeylerdir.”Nagasena: Aynen bunun gibi yüce kral, Nirvana mutlak hazdır. Acı ile beraber değildir. Nirvanayı arayanlar bedenlerine
ve zihinlerine acı verirler. Ayakta kalışlarını, yürüyüşlerini,
oturuşlarını, yeme ve içmelerini sınırlarlar. Uykularını azaltıp,
nefsani isteklerine gem vururlar; böylece bedenlerini ve hayatlarını feda ederler, acı ve elemle Nirvanaya ulaşmak isterler.
Daha sonra aradıkları mutluluğun zevkini yaşarlar. Tıpkı bir
hükümdarın düşmanlarını yendikten sonra saltanatın hazzını
yaşaması gibi. Nirvana mutlak hazdır ve elemle karışık değildir. Kısacası mutluluk ve elem birbirinden farklı şeylerdir.
Milinda: “Yüce rahip, her zaman Nirvanadan bahsedersin.
Onun şekli, tabiatı, süresi veya ölçüsü hakkında bana bir metafor, bir delil, bir kanıt veya bir kıyas verebilir misin?”
Nagasena: “Ulu kral, Nirvana eşsizdir ve hiçbir şeyle mukayese . edilemez. Onun şekli, tabiatı/doğası, süresi ve ölçüsü konusunda ne bir benzetme, ne rasyonel bir açıklama, ne kanıt,
ne de bir akıl yürütme vardır.”
Milinda: Fakat yüce rahip, Nirvana gerçek bir şeydir. Onun
şekli, tabiatı, süresi veya ölçüsünü aklen izah etmenin mümkün olmadığını kabul edemem. Lütfen bunu bana açıkla.
Nagasena: Peki ulu kral, okyanus diye bir şey var mıdır?
Milinda: Evet, okyanus diye bir şey vardır.
Nagasena: Düşün ki birisi sana okyanusta ne kadar su olduğunu ve orada kaç tane canlı yaşadığını sordu. Böyle bir soruyu
nasıl cevaplayabilirsin.
Milinda: “Aptal insan, derim, bana sorulmaması gereken bir
soruyu soruyorsun. Hiç kimse böyle bir soruyu sormaz; böyle
bir soru bir tarafa bırakılmalıdır. Bilim adamları okyanusları
hiçbir zaman analiz etmediler. Hiç kimse oradaki suyu ölçemez ne de onun içinde yaşayan varlıklar sayılabilir.” İşte o soruyu böyle cevaplarım.
Nagasena: Ancak ulu kral, okyanus gerçektir. Niçin böyle bir
cevap verdin? Halbuki oradaki canlıları sayıp suyu da ölçtünden sonra “Okyanusta şu kadar su var ve şu kadar canlı yaşıyor.” diyemez miydin? Milinda: Hayır yüce rahip, yapamazdım. Bu soru imkansızdır.
Nagasena: Tıpkı, suyunu ölçemeseniz ve içindeki canlıları sayamasanız bile okyanusun var olması gibi şeklini, doğasını,
süresini ve ölçüsünü anlatacak bir metafor, makul bir izah, bir
kanıt veya bir akıl yürütme olmasa da Nirvana vardır ve bir
gerçekliktir. Hatta okyanustaki suyu ölçebilecek, içindeki canlıları sayabilecek büyüsel güce sahip bir insan bulunsa bile o
kimse Nirvananın formunu, doğasını, süresini veya ölçüsünü
tespit edemeyecektir.
Milinda: Nirvana da bulunan okyanusun dört niteliği midir?
Nagasena: Okyanusta hiçbir ceset yoktur. Nirvana her türlü arzu-istekten azadedir. Okyanus büyük ve sınırsızdır. Akan ırmaklar hiçbir zaman onu doldurmaz. Tıpkı bunun gibi Nirvana da büyük ve sınırsızdır. Ona dahil olan bütün varlıklar onu
doldurmaz. Okyanus büyük varlıkların mekanıdır. Aynı şekilde o, ulu, kusursuz, güçlü ve kuvvetli kimselerin mekanıdır.
Okyanus geniş ve muhtelif biçimlerdeki dalgalarıyla bir çiçeğe
benzer. Nirvana ya gelince, o da özgürlük, bilgi ve saflığın geniş ve muhtelif goncalarıyla çiçek gibidir.
Milinda: Peki uzayın on özelliği nedir?
Nagasena: Uzay/mekanda ne varoluş, ne yok oluş, ne eksilme, ne ölüm, ne de yeniden zuhur vardır. Onu kuşatmak veya hırsızların onu çalması söz konusu değildir. O hiçbir şey
tarafından desteklenmez; o kuşların yoludur; ona hiçbir engelleme yoktur ve sonsuzdur. Nirvana da uzay gibidir; onda
var oluş, yok oluş, ölme, dirilme veya bir süre sonra yeniden
ortaya çıkma yoktur. O topyekün kuşatılamaz ve hırsızlar tarafından çalınamaz. O hiçbir şey tarafından desteklenmez. O
asil ruhların yoludur, onda hiçbir engelleyicilik yoktur. O
sonsuzdur.
Milinda: Her türlü arzuyu hemen gerçekleştirdiği düşünülen
sihirli elmasın üç özelliği nedir?
Nagasena: Sihirli elmas her arzuyu gerçekleştirir, Nirvana da
öyledir. Sihirli elmas mutluluk verir, Nirvana da öyle, sihirli elmas ışıkta parlar, Nirvana da öyle.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı