DHBT Dersleri-136″Hinduizm’deki Çeşitlilik”

Sınav Defteri
Haziran 26, 2020

Bugün yaklaşık 600-650 milyon mensubuyla dünyada en fazla taraftarı olan üçüncü veya dördüncü din durumundaki Hinduizm, aynı
zamanda dünyanın en eski dini geleneklerinden birisidir. Tarihi süreçte,
söz konusu din içerisinde çok değişik mezhepler hatta dinler ortaya çıkmıştır. Bugün Hinduizm’in üç temel mezhebinden Vişnuculuk (Vaisnavizm) mezhebinin yirmi, Şivacılık (Saivizm) mezhebinin on, Sakta/Sakti
mezhebinin beş ve bunların dışında daha irili ufaklı yaklaşık onbeş mezhebin bulunduğu göz önüne alınacak olursa, Hinduizm’ deki çeşitliliğin boyutları net olarak anlaşılabilir.
A. Çeşitli Ortak Değerler
Birçok farklı mezhebi ya da alt grubu Hinduizm çatısı altında toplamamıza imkan veren ortak özellikler arasında bütün bu gruplarca ortaklaşa kabul edilen kutsal metinler ilk sırada zikredilebilir. Bütün Hindu mezhepleri Veda llahfleri (Rig, Yajur, Sama ve Atharva) başta olmak
üzere, Çandogya, Katha, lsa, Mandukya, Brihadaranyaka, Mundaka
gibi temel Upanişadlan, Kaushitaki, Taittiriya ve Satapatha Brahmana’yı, Brihadaranyaka, Taittiriya, Aitteraya ve Kausitaki Aranyakayı,
Mahabharata ve Ramayana destanları ve Bhagavata Purana’nın kutsallığını ve dini otoritesini kabul eder.
Her ne kadar yukarıda zikredilen ortak kutsal metinlerde bahsi geçen bütün tanrılara Hindular tarafından hürmet ve ihtiram gösterilmekte
ise de, değişik nedenlerle bunlardan bazıları diğerlerinden daha fazla ön
plana çıkmıştır. Nitekim Vaisnava mezhebinde Vişnu, Saivizmde Şiva,
Sakti mezhebinde ise Durga veya Krişna’nın Yüce Tanrı olarak görülmeleri bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bununla birlikte, Hinduizm’ de tanrı inancını ifade ederken veya anlamaya çalışırken mutlaka
Rig Veda’nın şu cümlesinin daima göz önünde tutulması gerekir:
Aslında hakikat birdir, ancak azizler ondan değişik isimlerle
bahsetmişlerdir.
Yani Hindular her ne kadar pratikte farklı isimlerdeki tanrılara ibadet eder görünseler de çoğu zaman aynı tanrıya ibadet ettiklerini duşünür. Zira mutlak hakikat çoğu zaman güneş, ay, rüzgar, yağmur ve fırtına gibi doğa olaylarıyla özdeşleştirilir ve özelikle Tanrı güneş formunda iken, sabahleyin Brahma, öğleyin Vişnu, akşamleyin de Şiva şeklinde tezahür ettiği fikri Hindular arasında çok yaygındır
Bütün Hindularca benimsenen son inanç ise karma ve tenasuh
inancıdır. Bu da, kısaca ferdin bu hayatındaki yapıp etmelerine bağlı
olarak, ölümden sonra yine bu dünyada yeniden bedenleşmesi anlamına gelir. Bu yeniden bedenleşmelerin insan formunda meydana gelmeleri mümkün olduğu gibi, bitki, hayvan veya geçici bir süre de olsa cansız varlık formunda olmaları da söz konusudur.
Ortak ahlaki ve manevi idealleri ise zihnin ve kalbin manevi olarak temizlenmesi, züht ve riyazet egzersizleri (yoga) ile nefsin kontrol
altına alınması, az ile yetinme, fani ve aldatıcı dünyanın ardındaki gerçeği, hakikati öğrenme arzusu ve hiçbir canlıyı öldürmeme, yaralamama (ahimsa) prensibi şeklinde sıralanabilir.
B. Diğer Ortak İnançlar
Bunları da evrenin oluşumu ve yapısı, toplumsal tabakalaşma ve
organizasyon, bireyin ruhsal gelişimiyle ilgili inançlar ve uygulamalar,
hayatın gayesine dair inançlar ve karma -tenasüh inancı olmak üzere
beş ana grupta ele alabiliriz.
a. Evrenle İlgili İnançlar
Upanişadlara göre evrenin gelişim seyri, madde ile başlar ve sırasıyla hayat, bilinçlilik, akıl ve yetkinlik basamaklarıyla devam eder. Bu
sürecin bir ucunda, hemen hemen hiç ruhsal yönü olmayan saf madde,
diğer ucunda ise maddi yönü bulunmayan saf ruh bulunur. Bu iki uç
arasında madde ve ruhtan oluşan varlıklar yer alır. Varlıklar dünyası
cansız nesneler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar şeklinde kategorilere ayrılır. Onların Mutlak Ruha (Brahman) benzerlik oranı, insanlar kategorisinden aşağıya doğru inildikçe azalır. Buna göre Mutlak Ruha en fazla
benzeyen varlıklar, insanlar kategorisinde yer alanlardır. Ancak bu kategori içerisinde yer alan bütün varlıklar da aynı özellikte değildir. Mesela,
sıradan bir kimseyle mukayese edildiğinde, bir sadhunun (Hindu azizi)
Mutlak Ruh’a benzerlik derecesi daha fazladır.
Bunun yanı sıra alemin Brahman’dan sudur ederek oluştuğu düşüncesi de Hindular arasında yaygın olan bir diğer inançtır. Buna göre
başlangıçta sadece Brahman -Vedalar ve destanlardaki yüce varlık
Brahma, Upanişadlmdaki Mutlak Hakikat ise Brahman olarak isimlendirilir- vardı; diğerleri ondan sudur ederek varlık sahasına çıkmıştır. Ancak bu oluşumun ne zaman ve niçin meydana geldiği belli değildir.
Çünkü o, ezelidir, dolayısıyla zaman sürecinin dışındadır.

b. Kast Sistemi
Bütün Hindu mezheplerini birleştiren sosyal organizasyonla ilgili
inanç ise günümüzde Hinduizm’in en belirgin karakteristiği haline gelen kast anlayışıdır. Buna göre toplum kast içerisinde brahminler (din
adamları), kşatriyalar (yöneticiler ve askerler), vaisyalar (tüccar, esnaf
ve çiftciler) ve sudralar (hizmetçiler) sınıfı olmak üzere dört kategoriye
ayrılır. Ayrıca bunların dışında, başta mensup olduğu kastın kurallarını
çiğnemiş olmak gibi değişik nedenlerle kast dışına itilmiş ve bugün sayıları yüz milyonlara varan paryalar (dokunulmazlar) sınıfı mevcuttur.
Kast anlayışının kaynağı ile ilgili olarak, onun Hindistan’ın etnik
yapısından kaynaklanan bir zaruret olduğu ve Arilerin bu bölgeyi istilasından sonra ortaya çıkan basit “toplumsal işbölümü” anlayışından kaynaklandığı şeklinde değişik görüşler ileri sürülmekle birlikte, Hindulara
göre kast sistemi dini bir inançtır ve Rigveda’ya dayanır. Bu inanca göre
kastlar, Tanrı Brahma’nın insan şeklinde tasavvur edilen vücudunun çeşitli yerlerinden yaratılmıştır. Buna göre brahminler Brahma’nın ağzından, kşatriyalar kollarından, vaisyalar midesinden, sudralar da ayaklarından yaratılmışlardır.4 lnsanlar muhtemelen bu kaynak farklılığından
dolayı gerek psikolojik bakımdan gerekse karakterleri bakımından farklı işleri yapmaya mütemayildir. Bundan dolayı herkesin öncelikle, kendi
kastının gereklerini yerine getirmesi gerekir. Bireyin şu andaki hayatında çalışarak kastını değiştirme imkanı yoktur. Daha üst kastlardan birine mensup olarak yeniden dünyaya gelmek ise ancak şu anda içinde
yaşadığımız kastın gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesine bağlı olarak ölümden sonra gerçekleşebilir.
Kast sisteminin amacı ve farklı kastlara ait görevler Manu Kanunnamesinde şöyle ifade edilir:
Bütün dünyayı korumak için Yüce Varlık (Purusha) her bir
gruba farklı görevler verdi. Buna göre brahminlere kutsal metinleri öğrenme-öğretme, kendi veya başkaları adına kurban
törenlerini icra etme, hediye kabul etme ve vermeyi; kollarından yaratılan kşatriyalara (yöneticilere) yönetimleri altındaki insanları düşmanlara ve tehlikelere karşı koruma, kurban ve
diğer dini törenleri icra etme ve insanların icra etmelerini sağlama, servetini yoksullarla paylaşma, kutsal metinleri öğrenme
ve arzu-isteklerinin kölesi olmamayı; karnından yaratılan vaisyaya ise kurban törenleri için gerekli hayvanları yetiştirmeyi,
gerekli malzemeyi tedarik etmeyi, servetini diğer insanlarla
paylaşmayı, ticaret yapmayı, toprağı ekip dikmeyi ve para
alıp-vermeyi; sudra (hizmetkarlar) için ise sadece diğer gruplara hizmet etmeyi emretti.

c. Aşrama-Dlıarma
Hinduları birleştirici nitelikteki bir başka inanç, ideal bir insan hayatının dört devreye ayrılması anlamına gelen aşrama-dharma’dır. Buna göre ferdin ruhi tekamülünün sürekli ve düzenli olabilmesi, ömrünün şu dört safhaya bölünmesine bağlıdır;
Öğrencilik dönemi (Brahmacarin): Genellikle 10-25 yaşları arasında, kişinin evini terk ederek bir brahminden kutsal metinleri okumayı ve dinini öğrendiği, hayata hazırlandığı dönemdir. Kısaca ferdin tamamıyla kendini öğrenmeye adadığı ve öğrendiklerinin icrasından sorumlu olmadığı bir devre olarak karakterize edilebilir.
Aile Hayatı Devresi ( Grhasthya): Ferdin ilk dönemde öğrendiği
bilgileri uygulamaya koymakla yükümlü olduğu ikinci devredir. Ayrıca
o ferdin içinde yaşadığı topluma ve ülkesine karşı sorumluluklarını yerine getirme durumunda olduğu tek devre olarak da dikkati çeker.
İnziva ve riyazet hayatı devresi ( Vanaprastha): Bireyin evini ve
ailesini terk ederek, mümkün olduğu kadar beşeri hayatın problemlerinden uzak bir şekilde ormanda veya bir dergahta/ aşramda tefekkür
ve tezekkür temrinlerine başladığı dönemdir.
Dini dilencilik dönemi (Sannyasa): Bireyin ailesiyle bütün bağlarını kopararak, kendini tamamen din yoluna adadığı son devredir. Kişi
bu dönemde sadece dilenerek topladığı yiyecek ve giyeceklerle hayatını devam ettirmek zorundadır. Böyle bir hayat sürdüren kimselere
sannyasin denir.

d. Hayatın Gerçek Gayesine Ait İnançlar
Hindular, dharma, artha, kama ve mokşa’yı beşeri hayatın asıl
amaçları olarak kabul eder. Özet olarak dharma, dini ve ahlaki kurallarla
benimsenen bir hayat sürdürmeyi; artha, ferdin en azından kendine ve
ailesine yetecek kadar mal-mülk sahibi olmasını; kama, şehevi arzu ve isteklerin meşru çerçevede tatmin edilmesini; mokşa ise yukarıdaki üç gayeyi bir yana bırakarak, samsara çarkından kurtulup, mutlak kurtuluşa
ulaşmayı hayatın yegane gayesi edinmeyi ve buna ulaşmayı ifade eder.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı