DHBT Dersleri-132″Günümüz Yahudiliği”

Sınav Defteri
Haziran 22, 2020

1789 Fransız İhtilali’nin meydana getirdiği değişikliler, Yahudi
dünyasını da etkilemiş ve sarsmıştır. Fransız ihtilali’nden sonra Avrupa’da Yahudilere karşı tavır değişmiş; Yahudiler, kısmen de olsa, rahata
kavuşmuştur. Bu rahat ortam, onların Yahudilik anlayışını etkilemiştir.
Çağdaş Yahudilerin klasik Yahudilik anlayışını etkileyen diğer bir
etken, yıllardır beklenen Mesihin gelmemesidir. Çeşitli kesimlerde, beklenen bu Mesihin hiç gelmeyeceği, dolayısıyla, vadedilen ümitlerin gerçekleşmeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Bunun üzerine, Avrupa’ da yaşa.:
yan Yahudilerin birçoğunda, bulundukları ülkenin şartlarında, kısmen
asimile olarak yaşamı sürdürme anlayışı hakim olmuştur. Bu ise onların
geleneksel Yahudilik anlayışını gözden geçirmelerini gerektirmiştir.
Çünkü geleneksel Yahudiliğin Yahudi kimliği ve inançları hakkındaki
görüşleri önemini yitirmiştir.
Yahudiliği çağdaş dünyanın şartlarına uydurma çalışmalarından
birçok mezhep ve grup ortaya çıkmıştır. Bu mezhep ve grupların din
anlayışı ve dinin kaynağı olarak Tevrat’a bakışı, klasik anlayıştan tamamen farklılık göstermiştir.
a. Ortodoks Yahudilik
Ortodoksluk, Hz. İsa dönemindeki Ferisilikle başlayan ve İslam
döneminde Rabbani Yahudilikle devam eden ana bünyenin günümüzdeki temsilcisidir. Ortodokslar, bu bakımdan klasik Yahudilik anlayışını
aynen devam ettirmektedirler. Tevrat’ın bütün harf ve kelimeleriyle Allah’ın Musa’ya yazdırdığı ilahi bir vahiy kitabı olduğuna mutlak olarak iman eden Ortodokslar, aynı zamanda, onun yorumu olan Mişna ve Talmud’un da ilah! vahiy kaynaklı olduğuna inanmaktadırlar. Bunlar, Tevrat’ın ve din bilgini rabbilerin belirlediği kuralların mutlak otoritesini kabul etmekte ve bunlarda hiçbir değişikliğin meydana gelmesine izin
vermemektedirler.
· Ortodoks Yahudilik mezhebine bağlı dindar Yahudiler, daha önce maddeler halinde belirtilen On Emir’e uyma konusunda aşırı derecede titizlik gösterir. Onlar Tanrı’nın adını (Yahve) lüzumsuz yere ağza almama emrini ihlal etme korkusuyla, ibadette bile Tanrı’nın adını telaffuz etmezler. Onun yerine, ‘efendimiz’ anlamında ‘Adonay’ derler. Cumartesinin kutsallığına riayet etmek için o gün hiçbir iş yapmazlar. Araba kullanmaz, elektrikli aletlere dokunmazlar, ateş yakmazlar; bu konuda Yahudi din bilginlerinin belirledikleri kurallara tamamen riayet ederler. Ortodoks Yahudiler arasında en katı olanları da Hasidilerdir.
b. Hasidilik
Kabalizm, geleneksel Yahudi mistisizmini tanımlamak için kullanılan bir kavramdır. Kabalacılar tarafından kökeni Hz. Musa’ya kadar geri
götürülen kabalizm, tarih! süreç içerisinde birtakım değişimlerden geçmiştir. Önceleri bireysel zühde dayanan kabalizm, 18. yüzyılda yerini
aşk ve neşeye dayalı grup kabalizmi Hasidizm’e (Hasiduth) bırakmıştır.
1698’d
.
e Ukrayna’nın Okup kentinde doğan İsrael ben Eleazar’ın (ölümü
1770) öğretileri ışığında oluşan Hasidizm, Lurianik kabalizmin katı ve
zor ilkelerini reforma tabi tutmuştur. İsrael ben Eleazar, “Baal Şem Tov”
(Güzel İsim sahibi) lakabıyla meşhur olmuştur. Baal Şem Tov, kabalizmi,
Lurianik Kabala’ya göre uygulaması daha basit olan bir şekle sokmuştur.
Bu kabalizmin temeli devekutha, yani Tanrı sevgisine dayanmaktadır.
Baal Şem Tov, devekuthu, oruç veya çilelerle değil, günlük sıradan işlerle gerçekleştirmeyi önermiştir. Kabalizmin yeni şekli Hasidizm’de ibadet
ve meditasyon olarak bir eğlence ve neşe şeklini almıştır. Baal Şem Tov,
“Dualar ancak neşeli bir kalpten geliyorsa Tanrı tarafından kabul görür.”
demiştir. Ona ve taraftarlarına göre şevk, kişinin ölümsüz gerçekle olan
bağının bir kanıtıdır. Kendinden geçme, vecd hali, iç içe dünyaların ateşli murakebesinin sonucu değil, bu dünyaya karşı kendiliğinden ortaya
çıkan enerji akımının doğal bir sonucudur. Bu enerjiyi yaratan, her taşta,
her böcekte ve her çocukta yaşayan Tanrı’ dır. Üst alemle irtibata geçmede, yani Tanrı’ya ulaşmada neşeli ve arzulu olmayı ilke kabul eden Baal
Şem Tov, bunu sağlayacak yollara başvurmuştur. Tütün, Baal Şem
Tov’un meditasyonunda ateşleyici bir unsur olarak görülmüştür. Nakledildiğine göre kendisi kürsüsünde nargile içerken ölmüştür. Bunun için
tütün içmek Hasidiler arasında yaygın bir alışkanlık haline gelmiştir. Hasidi, sadece yemek yiyerek, içerek, uyuyarak ve tüm diğer günlük faaliyetlerde bulunarak, zehiri panzehir haline getirme teknikleri uygulamak
suretiyle, Tanrı’yla bir olmanın normal dışı yollarını Tanrı’ya yaklaşmanın yolu haline getirmiştir. Neşeli olmayı ilke edinen Hasidizm’de dans
ve el çırparak ibadet, bu hareketin temel özelliğidir.
Hasidilerde dini: hayat beş yaşında başlar. Çocuğun başı, Hasidi
geleneklere göre tıraş edilir ve saçından bir kısmı yanlardan uzatılır. Başına Kipa denilen takke giydirilir. Çocuk, bütün hayatını dini: eserleri
okumakla geçirir. Hasidilerin yetişkinleri siyah şapka ve cüppe giyerler
ve elbiselerinin dört kenarına ip takarlar. Kadınlar başlarını örtmek için
ya tülbent kullanır, ya da peruk takarlar.
Tüm hayatlarını dine adayan Hasidiler, dünyaya değer vermezler.
Bu nedenle, herhangi bir işte çalışmazlar, fakat sayılarını çoğaltmak için
çok çocuk edinirler. Çocuklarını, kendi özel dini: okullarında okuturlar.
Hasidi çocuklar, bütün hayatını dini: ilimleri öğrenmekle geçirirler. Bu
çocuklar, askerlik çağına gelseler bile Yeşiva denilen medreselerde eğitim gördükleri için askere gitmezler.
Hasidilerden bazı gruplar İsrail devletini tanımazlar. Bunun sebebi, İsrail’in Mesih gelmeden önce kurulmuş olmasıdır. Bunlara göre kuruluşunda dine aykırılık bulunan İsrail devletinin bayrağı altında yaşamaktansa başka milletlerin bayrağı altında yaşamak daha iyidir.
Hasidilerin büyük çoğunluğu Avrupa ve Amerika’da yaşamaktadır. İsrail’deki Hasidiler, Yahudi nüfusun %5’ini oluşturmaktadır.
Başlangıçta geleneksel Rabinik Yahudilik tarafından büyük tepki
toplayan ve mensuplarıyla her türlü irtibatın yasaklandığı Hasidizm, bilgi ve akıl yerine duygu ve duaya ağırlık vermesi ve daha sonra teşekkül
eden hiyerarşik yapısı sebebiyle liberal Yahudiler tarafından da tenkide
uğramıştır. Fakat özellikle iL Dünya Savaşı sonrasında, Martin Buber ve
Abraham Heschel gibi Yahudi düşünürlerin çalışmalarıyla, grup olarak
değilse bile mistik bir ideoloji olarak Hasidizm’in daha olumlu imajından bahsetmek mümkündür.

c. Reformist Yahudilik
Reformist Yahudilik, 19. yüzyıl başlarında Alman Yahudileri arasında ortaya çıkmıştır. İlk öncüleri, Moses Mendelssohn (1729-1786),
Abraham Geiger (1810-1874), Ludwig Philipson (1811-1889) ve Samuel
Holdheim’dir (1806-1860). Reformist hareket, daha sonra Amerika’ya
taşınmış ve asıl gelişmesini Amerikan Yahudileri arasında göstermiştir.
Reformist Yahudilere göre Yahudilik, İsrailoğullarının dinidir. Yahudi olmayan diğer halklar, tabii din veya kendi gelenekleri ile kurtuluşa erebilir. Bununla birlikte Reformist Yahudiler, Amerika ve Avrupa ülkelerinde Yahudiliğe dışardan üye kabul etmektedirler. Reformistler,
Tevrat’ı Tanrı tarafından vahyedilmiş bir kitap olarak görmezler. Onlara
göre Tevrat, atalarının yaşadığı dini tecrübenin kaydedildiği bir kitaptır.
Onun içindeki emir ve yasakların birçoğu bugün geçerliliğini yitirmiştir.
İçerdiği kıssalar ise tarihi gerçeklikleri yansıtmamaktadır. Bu nedenle
Reformistler, Tevrat’taki yaratılış kıssası yerine Darwin tarafından ortaya
atılan evrim teorisini benimserler.
Reformistler, başta Mesihçilik olmak üzere geleneksel Yahudiliğin birçok ilkesini de kabul etmez. Onlara göre Talmud’un da herhangi
bir kutsallık değeri yoktur. Onlar, kutsal toprak (arz-ı mevud) ülküsünü
de benimsemezler. Onların anlayışına göre yaşanılan her yer kutsaldır.
Bu bakımdan, İsrail topraklarının onların nazarında pek önemi bulunmamaktadır. Kadınlarla erkekler dini açıdan eşittir; sinagoglarda yan
yana oturup ibadet edebilirler. Hatta kadınlar haham bile olup, sinagogda ibadeti yönetebilirler. Reformistlerin büyük çoğunluğu Amerika’da yaşamaktadır.
d. Muhafazakar Yahudilik
Muhafazakar Yahudilik, Reformistlere bir tepki olarak doğmuştur.
Başta Isaac Bermays ve Zecharias Frankel olmak üzere Reform hareketinden bazı hahamlar, reformda aşırıya kaçılması nedeniyle ayrılmışlar
ve ayrı bir grup kurmuşlardır. Bu gruba Muhafazakar Yahudilik adı verilmiştir. Bugünkü Muhafazakar Yahudiliğe asıl kimliğini veren ise Solomon Schechter olmuştur. Muhafazakarlık, ilk ortaya çıktığı dönemlerde Ortodoks Yahudilikten farklı görülmezdi. Sinagogda Ortodoks dua kitabı (Siddur) kullanılır, kadınlarla erkekler ayrı otururdu. Tek fark, ibadetin İbranice yerine İngilizce yapılmasıydı. Muhafazakar Yahudilik, yapısı itibarıyla Ortodoksluğun Amerikan versiyonu durumundaydı. Daha sonraları, Reformist Yahudilikle Ortodoksluk arasında orta bir çizgiye çekilmiştir. Muhafazakarlar, geleneksel Yahudiliğin ilkelerine uyarlar. Fakat bu ilkelerin uygulanmasında Ortodokslar gibi katı değillerdir. Muhafazakar Yahudilik, Amerika’da Reformist Yahudilikten, lsrail’de ise Ortodoksluktan sonra ikinci sırayı almaktadır.
e. Yenidenyapılanmacı Yahudilik
Moses Mendelssohn ile başlayan Yahudilikte reform hareketi, çeşitli dalga boylarında genişlemeye devam etmiştir. Bu genişleme esnasında,
bazen en uç noktaya gidilmiş, bazen de aşırı gidildiğinin farkına varılarak
geri adım atılmıştır. Reformist Yahudilik, bu reform hareketinde en uç
noktaya varmış, klasik anlayışı altüst etmiştir. Sonra, Reformistlerden bazıları bu reform işinde aşırıya gidildiğinin farkına varmış ve bir iki adım
geri dönerek, Reformist Yahudilikle Ortodoks Yahudilik arasında orta bir
yer alan Muhafazakar Yahudiliği kurmuştur. Bu dalgalanma hareketi, Muhafazakar anlayış içinde de durulmamıştır. Muhafazakar Yahudilik içinde
yer alan bazı hahamlar, bu hareketin durduğu noktayı ve benimsediği ilkeleri beğenmemiştir. Bunların başında, 1983’te yüz üç yaşında ölen, çağdaş Yahudiliğin önemli bir filozof hahamı olan Mordecai Menahem Kaplan gelmektedir. Muhafazakar Yahudilik Akademisi “The Jewish Theological Seminary of America”da uzun süre görev yapmış olan Kaplan, bu
hareketten ayrılarak kendi fikirleri çerçevesinde, 1968’de Yenidenyapılanmacı (Reconstruction) adını verdiği hareketi kurmuştur. Yenidenyapılanmacı Hareket, benimsediği ilkeler itibarıyla, yelpazede Muhafazakar
Yahudiliğin solunda, Reformistliğin ise sağında yer almıştır.
Kaplan, Yenidenyapılanmacı anlayışta, önce Yahudiliğin ne olduğunu tanımlamıştır. Ona göre Yahudilik; muayyen bir toprakla kimlikleştirilmiş bir grup hayatını, müşterek bir dini, bir dil ve edebiyatı, folkloru, kanun kodekslerini ve sanatı bünyesinde barındırmaktadır. Bu anlamda Yahudilik, İsrailoğullarının İsrail ülkesinde bin yıldan fazla süren
milli otonom yaşamları ile yaklaşık iki bin yıllık diaspora (sürgün) yaşamları boyunca oluşturdukları bir medeniyettir. Yahudiliği bir medeniyet olarak tanımlayan Kaplan, Tevrat’ı da bu
medeniyetin bir unsuru olarak görmüştür. Ona göre Tevrat, bir Yahudi
medeniyetini ifade etmektedir. Tevrat, İsrailoğullarının gerçeği arama
ve kurtuluş yolunu bulma hususundaki ortak çabalarının bir ürünüdür.
Bu Tevrat; dünyadaki doğruluğu geliştiren bir ruh olarak, Tanrı’nın varlığına delil olması anlamında ilah! bir vahiy olarak telakki edilebilir. Ancak bu telakki, eskilerin “Torah Min Ha-Şamayım” (Tevrat Semadandır =
tlah1 Tevrat) kavramından bahsederken kastettikleri anlamı teyit etmez.
Bu telakki, Tanrı’nın Tevrat’ı değil, Tevrat’ın Tanrı’yı vahyettiği gerçeğini ifade eder. Bu bakımdan, Tevrat’ın kendisi değil, varlık planına çıkış
süreci ilahidir. Bu anlamda, hayatın zenginleştirilmesini ve kurtuluşu
amaç edinen diğer medeniyetlerin kanun ve doktrinleri de, aynı sürecin
bir parçası olmaları itibarıyla ilahidir. Bu kanun ve doktrinlerin ilah! oluşu, mutlaka insanlığın faydasına olmaları şartına bağlıdır. Aynı şart, Yahudi şeriatı için de geçerlidir.
f. Samiriler (Samaritanlar)
Samiriler, Mö 722 yılında kuzeydeki İsrail krallığının Asurlular tarafından yıkılmasından sonra ortaya çıkmıştır. Asurluların, bölgedeki kontrollerini sağlamak için Asur’dan bir grup insanı buraya getirip yerleştirdiği, bu grubun daha sonra Yahudi inançlarını benimsediği ve böylelikle
Samiriliğin ortaya çıktığı ileri sürülür. Yahudiler, İsrail ırkından olmadıkları iddiasıyla Samirileri gerçek Yahudi kabul etmemiş, onları daima dışlamışlardır. Samiriler bugün lsrail’in Nablus şehrinde ve Tel-Aviv yakınlarındaki Holon kasabasında yaşamaktadır. Din! merkezleri Nablus’tur.
Yahudilerle Samiriler arasında, mezhep farklılığından öte bir
farklılık vardır. Her şeyden önce Samiriler Yahudi ismini kullanmazlar.
Onlar Hz. Musa’nın dininin gerçek uygulayıcısı olarak kendilerini görürler. Ellerinde, Yahudilerinkinden farklı bir Tevrat nüshası vardır. Samirilerin Tevrat’ı ile Yahudilerin elinde bulunan Tevrat arasında altı bine yakın fark bulunmaktadır. Samirilerin kıblesi Kudüs değil, Nablus’taki Gerizim Dağı’dır. Onların ibadet biçimleri, Yahudilerinkine
göre Müslümanların ibadet biçimlerine daha yakındır. İbadet öncesinde abdest alırlar. İbadet yerlerinde camilerde olduğu gibi halı ve kilim
vardır. İbadetleri, namaza büyük oranda benzemektedir. Rüku ve secde gibi erkanları vardır.

g. Karailik
Karailik ya da Karaim Yahudiliği, tslam’ın doğuşundan sonra ortaya
çıkmış ve MS 10-12 yüzyıllar arasında geleneksel Ortodoks Yahudiliğinin
en güçlü muhalifi olmuştur. Esasen Karailik, sonradan ortaya çıkmayıp
başından beri Musa şeriatinin doğru yorumuna sahip bir Yahudi mezhebi
olduğu iddiasındadır. Bununla birlikte bu akım, 8. yüzyılda Babil’de (Irak) yaşayan ve liderlik konusundaki çekişme sonucu diğer Yahudi din
alimlerinden ayrılan Anan ben David’in görüşleri etrafında şekillenen bir
mezhep olarak bilinir. Anan’ın ölümünden sonra taraftarları yoluyla Filistin’e yayılan mezhep, burada önemli bir cemaat oluşturmuştur. Kudüs’ün
Haçlılar tarafından işgali sırasında kıyımdan kurtulan mezhep mensupları
Mısır, Anadolu ve Kırım bölgelerine kaçarak kendi cemaatlerini oluşturmuşlardır. Sadece yazılı Yahudi kutsal kitap literatürünü (Eski Ahit) kabul
edip, Yahudi din alimlerinin oluşturduğu sözlü yorum geleneğini (Talmud) reddeden Karailik, * başlangıçta İsrail soyundan olan Yahudiler tarafından benimsenmekte iken, kısa süre içinde Hazarlar başta olmak üzere
başka ırklardan da mezhebe katılanlar olmuş, zamanla Türk soyu dışındakiler azınlığa düşmüş ve -Kahire ve Kudüs’teki Karai cemaatleri hariçneredeyse yok olmuştur. O yüzden Karayim kelimesi bugün bir mezhepten ziyade Yahudiliğin Karai kolunu benimseyen Türk kavmini ifade etmek için kullanılır. Sadukiler gibi, sözlü yorum geleneğinin otoritesini
reddettiklerinden dolayı Karailik, geleneksel Ortodoks Yahudilerce Sadukiliğin devamı sayılmış ve dolaylı olarak Karailer tekfir edilmiştir.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı