DHBT Dersleri-111 “HRİSTİYANLIK ,Tarihsel Gelişimi , Temel Kaynakları ve Öğretileri”

Sınav Defteri
Haziran 1, 2020

Tarihsel Gelişimi , Temel Kaynakları ve Öğretileri
MS 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun gölgesinde ortaya çıkan
Hıristiyanlık günümüzde iki milyarı aşkın bağlısıyla dünyanın en yaygın
dinsel geleneği konumundadır. Hıristiyanlığın bünyesinde gelişip kurumsallaştığı Roma İmparatorluğu dinsel açıdan çoğulcu bir yapıya sahipti. Yunan ve Roma inançları ağırlıklı olarak revaçtaydı. Mö 1. yüzyılda imparatora tazim ve ibadet, ona bağlılığın sembolü olarak imparatorlukça teşvik edilmekteydi. Ayrıca imparatorluk bünyesinde etkin olan
ortadoğu kökenli olan ‘sır dinleri’ oldukça yaygındı. Sır dinleri senkretik
bir etkileşimle bazı inançları birbirlerinden ödünç almış ve böylece zamanla ortak özellikler taşımaya başlamıştır. Bu ortak özelliklerin başında hiç şüphesiz ölen ve dirilen kurtarıcı tanrı motifi gelmekteydi. Sır
dinleri mensupları kurtarıcı tanrının ölümüne ve yeniden dirilmesine iştirak ederek ölümsüzlüğe ulaşacaklarına inanmaktaydılar. Ölen-dirilen
kurtarıcı tanrı motifi bağlamında ifade edilen bu sır dinleriyle Hıristiyanlığın inkarnasyon ya da tenleşme, teslis ve kefaret gibi temel doktrinlerinin karşılaştırılması ilginçtir.
Hz. İsa’nın yaşadığı dönemde Yahudilik içinde birçok mezhep
hareketi dikkati çekmektedir. Bunların başında Yahudi inancının Helen
kültürü ile meczolmasını engellemeye çalışan ortodoks Yahudi inanç veuygulamalarının temsilcisi olan Ferisiler ile aristokrat sınıfı oluşturan,
sadece yazılı geleneği otantik kabul eden ve Kudüs mabedinin kontrolünü elinde tutan Saddukiler gelmektedir. Ayrıca Roma idaresiyle uzlaşmayı hiçbir şekilde kabul etmeyen ve her fırsatta Roma’nın Filistin bölgesini işgaline karşı olan fanatik, isyancı bir grup olan Zelotlar ile Kumran bölgesinde yaşayan, her türlü şiddete karşı olan, cemaat içi disiplin
kurallarına bağlı olan ve sabırsızlıkla Yahudileri yabancı işgal ve baskılardan kurtaracak olan Mesihin gelmesini bekleyen Esseniler de Yahudilik içerisindeki mezheplerdendi. İdeal kral ve kurtarıcı anlamında bir
Mesih beklentisinin, İsrailoğulları arasında görülmeden önce Mısır’da
yaygın bir inanç olduğu bilinmektedir. İsrailoğullarının ilk iki kralı olan
Saul ve Davud atanmak/takdis edilmek suretiyle krallığa yükseltilmişti.
Baskı, zulüm ve işgale uğrayan sonraki nesiller sürgün döneminde Davud’u ideal kral olarak görerek onun soyundan gelecek ve İsrailoğullarını baskı ve zulümden kurtarıp Davud dönemindeki muhteşem krallığı
tekrar kuracak Tanrı tarafından takdis edilmiş kurtarıcı bir kral/Mesih
beklemeye başlamışlardı. Yunan-Roma idaresi altında özellikle de MS 1.
ve 2. yüzyıllarda bu Mesih beklentisi öyle güçlü bir hale geldi ki bu dönemde pek çok Mesih ortaya çıktı. İşte Hz. İsa, böyle bir dönemde ortaya çıktığı için taraftarlarınca bir Mesih olarak görülmüştür.
A. Hıristiyan Kutsal Kitapları/Kaynakları
Hıristiyanlıkta kutsal kitap ‘Bible’ (Kitab-ı Mukaddes) diye adlandırmaktadır. O, Eski Ahit adı altında Yahudilerin kutsal yazıları ve Yeni
Ahit adı altında Hıristiyan yazıları olmak üzere iki temel bölümden oluşmaktadır. Hıristiyan inancına göre Eski Ahit, Tanrı’nın Hz. Musa ile Sina’da yaptığı ahdi temsil etmektedir. Yeni Ahit ise İsa’nın havarileriyle
son akşam yemeğinde yaptığı sözleşmeyi temsil etmektedir. Bu özellikleriyle Eski ve Yeni Ahitte konuşan tanrı aynı tanrıdır; ancak Eski Ahit
tek başına bir anlam ifade etmemektedir. Zira onun layıkıyla anlaşılabilmesi için Yeni Ahit’e ihtiyaç vardır.
Hıristiyan inancına göre Eski Ahit’in en temel işlevi İsa Mesih’in
gelişini müjdeleyen ifadeler taşıması ve bir bakıma insanlığı Yeni Ahit
dönemine hazırlamasıdır. Dolayısıyla Hıristiyanlıkta Kitab-ı Mukaddes
içerisinde özellikle Yeni Ahit ayrıcalıklı bir önem taşımaktadır. Yeni
Ahit’i oluşturan yazılar temel özellikleri açısından şöyle sınıflanabilir:1. Rivayete dayanan kutsal yazılar: Bunlar Markus, Matta, Luka ve
Yuhanna İncilleri ve Resullerin İşleri adlı kitaplardır.
2. Mektuplar: Pavlus’un 13 mektubu (Romalılara Mektup; Korintlilere Birinci Mektup; Korintlilere İkinci Mektup; Galatyalılara Mektup;
Efeslilere Mektup; Koloselilere Mektup; Selaniklilere Birinci Mektup;
Selaniklilere İkinci Mektup; Timoteyus’a Birinci Mektup; Timoteyus’a
İkinci Mektup; Titus’a Mektup; Filimun’a Mektup), İbranilere Mektup,
Yuhanna’nın Üç Mektubu; Petrus’un İki Mektubu, Yakub’un Mektubu ve Yahuda’nın Mektubu.
3. Apokaliptik yazılar: Bu kısmı da 1 545 yılında yapılan Trent
konsilinde Yeni Ahit külliyatına dahil edilen, Tanrı’nın nihai zaferi konusunda vizyonvari bir şekilde bilgi veren Vahiy kitabı oluşturmaktadır.
Yeni Ahit metinleri içerisinde tarihsel açıdan en eski metinlerin
Pavlus’un mektupları olduğu kabul edilir. Ona atfedilen on üç mektuptan
ise yalnızca bir bölümünün gerçekte ona ait olduğu ifade edilmektedir.
Diğer taraftan Yeni Ahit metinleri arasında şüphesiz en önemli olanlar İncillerdir. İncil metinleri İsa sonrası dönemde onun söz ve fiillerine dayalı
geleneğin farklı yazarlarca bir araya toplanması sonucunda oluşmuştur.
Burada hemen şunun altını çizelim ki ne İncil yazarları ne de Yeni
Ahit’in diğer kitaplarını telif edenlerin hiçbiri, tasvir ettikleri olayların
bizzat görgü şahidi değildi. İncil yazarları, İsa’dan çok sonraki yıllarda
kulaktan kulağa aktarılan sözlü ve yazılı geleneğe bağlı ikincil hatta
üçüncül betimlemeciler konumundadır. Bu bağlamda, İsa’nın ilk elden
orijinal hatıraları, 1) Hıristiyanların kendi dini liderlerini yüceltmek için
onun evrensel nitelikli dinsel bir figür haline getirme çabalarıyla; 2) Kaleme alındıkları dönemin ölen ve dirilen tanrı motifleriyle; 3) Gentile
kökenli Hıristiyanların oluşturduğu ilk kilisenin, kendisinden ayrıldığı
merkezi Yahudiliğe karşı çıkmasıyla; 4) Bizzat Hıristiyan toplumunun
farklı akımları içinde ihtilaf çıkaran polemiklerle; 5) ve İsa’nın yaşamında cereyan eden olayların Eski Ahit peygamberlerinin verdikleri sözlerin yerine getirilmesi ve böylece de onun Eski Ahit peygamberliğinin tamamlayıcısı olarak sunulmasıyla çeşitli şekillerde muhafaza edilmiş,
ayıklanmış, geliştirilmiş, yüceltilmiş ve kısmen de tahrip edilmiştir.
İsa’nın orijinal hatıraları bu şekilde manipüle edilmiştir.
Günümüzde Markus, Matta, Luka ve Yuhanna gibi isimlerle bilinmelerine rağmen, İnciller gerçekte isimsiz olarak kaleme alınmışlar ve2. yüzyılın ikinci yarısından sonra bugünkü isimleriyle anılmaya başlanmıştır. Hıristiyan geleneğinde Matta ve Yuhanna, İsa’nın orijinal havarisi
olarak kabul edilirken Markus, Pavlus’un takipçisi ve Luka da Pavlus’un
öğrencilerinden biri olarak görülür.
MS 50-60 Q ve Tomas İncilleri
MS 70-80 Markus İncili
MS 80-90 Matta ve Luka İncilleri
MS 90-110 Yuhanna İncili
Bu kronolojiden de görüleceği üzere ilk Hıristiyan literatürünün
ortaya çıkmasında doruk nokta MS 70 yılında Romalıların Kudüs’ü tamamen ele geçirerek mabedi tamamen tahrip etmesi olayıdır. Zira mabedin
yıkılmasıyla mabet kültü ve buna dayalı olarak da bürokrasi sona erince
Yahudilik yeniden yapılanma sürecine girmiştir. İşte bu yeni süreçte bir
tarafta Yahudiliğin temeli olan Rabbinik gelenek gelişirken diğer tarafta
da İsa öğretisi etrafında şekillenen yeni hareket, bağlarını Yahudilikten
tamamıyla kopararak yeni bir din olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.
Dört İncil arasında en erken döneme ait olan metnin Markus İncili olduğu kabul edilir. Gerçekte adı bilinmeyen bir Hıristiyan yazar bu
ilk rivayet İncilini kaleme almıştır. İsa ile ilgili Markus İncilinin ortaya
koyduğu bu yeni rivayet ondan yaklaşık on yıl sonra Matta ve Luka tarafından yeniden gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir. Matta ve Luka incili yazarları Markus İncili dışında şu an tam olarak bilinemeyen bir diğer
İncil metnini kendilerine referans olarak kullanmışlardır. Onların kullandığı en önemli kaynak günümüz İncil araştırmacılarınca hipotetik Q
İncili olarak adlandırılmaktadır. 1945’te bulunan Nag Hammadi Kütüphanesi içinde yer alan İbrani Tomas İncilinin deşifre edilmesi bu İncilin
varlığını ve muhtevasını sağlamlaştırmıştır. Çünkü bu İncil de tıpkı Q gibi rivayet yapısı olmaksızın İsa’nın sözlerini ihtiva etmektedir.
2. yüzyılda diğer İncil derleyicileri bu rivayetleri temel alarak onları daha da genişletme yoluna gitmişlerdir. Örneğin, bu bağlamda İsa’nın annesi Meryem’in ağırlıklı olarak anlatıldığı james’in Çocukluk
lncili(Infancy Gospel ofjames) derlenmiştir. Bu dönemde meydana getirilen bir diğer İncil de bebek İsa’nın yaptığı bazı mucizevi işleri anlatan
Tomas’ın Çocukluk lncilidir(Infancy Gospel of Thomas).
İsa’nın söz ve eylemlerini rivayet yoluyla nakleden dört İncil temel olarak şu beş ana konuyu ihtiva etmektedir. 1) İsa’nın halka yöne-lik söz ve eylemleri (dördünde de ortak); 2) İsa’nı
rap çekmesi ve gömülmesi (dördünde de ortak); .sonrası taraftarlarına görünmesiyle ilgili anlatılar (Matta·Luh.,,na’da yer almakta); 4) İsa’nın doğumu ve çocukluğuyla ilgÜi fıv”‘.(sadece Matta ve Luka’da yer almakta); 5) İsa’nın insan suretinde bt:. .denleşmeden önceki haliyle ilgili bilgiler, yani önsöz (sadece Yuhanna’da yer almakta) .
a. Markus İncili
Markus İncili ilk rivayet İncili olarak kabul edilmektedir. Bu İncil
temelde iki ana kısımdan oluşmaktadır: 1) İsa’nın anlattığı anekdotlar
ve sarf ettiği sözler (öğretisi), 2) İsa’nın tutuklanması, yargılanması ve
idam edilmesi (çarmıha gerilmesi) ile ilgili bilgiler.
Markus ve diğer rivayet İncilleri sözlü geleneğin izlerini taşır. Bu
izlerde genelde iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki hatırlamaya yardımcı olması için aynı veya benzer şekle sahip materyalin bir
araya getirilmeye çalışılması eğilimidir. Örneğin, İsa’nın muhalifleriyle
münakaşası hakkındaki bir anekdot olayını nakleden kişiye diğer bir
benzer olayı hatırlatır veya anlatılan bir öykü konuşmacıya diğer bir öyküyü hatırlatır. İsa’nın muhalifleri ile girdiği çatışmalarla ilgili rivayetleri
veya öyküleri kümelemekle Markus İncilinin yazarı, naklettiği olay ve
öykülerin hangi bağlam çerçevesinde ortaya çıktığını bilmediğini açıkça
ortaya koymaktadır. İşte bu noktadan hareket eden araştırmacılara göre
Markus İncili yazarı bir tarihçi değildir. Çünkü o İncilinde İsa ile ilgili rivayetleri toplarken hiçbir şekilde olayların sırası veya kronolojisiyle alakadar olmamıştır. İkinci önemli nokta ise Matta ve Luka’nın Markus İncilindeki materyali serbestçe kullanması ve bu materyale yeni bağlamlar
tayin etmeleridir. Markus İncili ile ilgili zikredilmesi gereken bir diğer
önemli nokta da tıpkı diğer İnciller gibi Matta, Luka, Yuhanna onun
seyahat rivayeti özelliği taşımasıdır. Zira bu İncilin muhtevasına göz attığımızda isa’nın eylemde bulunurken ve halka yönelik konuşmalar yaparken devamlı surette bir yerden diğer bir yere seyahat ettiğini görürüz.
Yani Matta İncilinde İsa’ya atfedilen söz ve eylemleri İsa belirli bir yerde
değil de gezginci bir vaiz olarak değişik yöreleri gezerken irat etmiştir.
En erken rivayet İncili olan Markus’un yazarının, naklettiği sözlerin ve olayların görgü tanığı olmadığı açıktır. Onun naklettiği bilgilerüçüncü bir şahıs veya şahıslar tarafından kendisine nakledilmiştir. Hatta
Markus İncili yazarı, bilgileri edindiği kişilerin isimlerini de bilmemektedir. Yani Markus İncili yazarı, naklettiği bilgileri anonim kaynaklardan
elde etmiştir.
b. Matta ve Luka İncillleri
Matta ve Luka İncilleri, kaynak olarak kullandıkları Markus’tan on
veya on beş sene sonra derlenmiştir. Hangisinin daha önce derlendiği
net olarak bilinmediğinden onları aynı başlık altında vermeyi daha uygun gördük. Hem Matta hem de Luka İncillerinin derleyicileri, Markus’tan aldıkları hikayeye, kendilerine özgü olan İsa’nın doğumu ve ölümden dirilmesi öykülerini eklemişlerdir.
Markus’un öyküsünün yaklaşık tamamını olduğu gibi eserine aktaran Matta İncili derleyicisi (Markus’un 661 ayetinin 600’e yakını Matta’da yer almaktadır) bu öyküye hipotetik Q İncili ve sadece kendisinde
bulunan bazı öğretileri de ilave etmiştir. İsa’nın doğumu ile işe başlayan
Matta İncili derleyicisi, eserinde İsa’ya isnat ettiği öğretileri muhtemelen
Eski Ahit’in ilk kitabı olan Torah’ın beş kitabını yansıtacak şekilde beş
ana grupta toplamaktadır. Bunlar İsa’nın öğretide bulunmaya başlaması
ve ilk öğrencilerini seçmesi, dağ vaazı, şifa verici olarak birtakım hastalıkları iyileştirmesi, bazı olağanüstülükler göstermesi, öğretisini çeşitli
öyküler vasıtasıyla anlatması ve kendi akıbetiyle ilgili birtakım kehanetlerde bulunmasıdır. Bunlar arasında en önemlisi şüphesiz ki Matta’nın
beşinci ve yedinci bölümleri arasında yer alan ve “dağ vaazı” olarak bilinen; adam öldürme, zina, boşanma, yemin gibi fiillere verilecek cezalar
ile yoksullara yardımda bulunma/sadaka, dua, oruç ve diğer insanlara
nasıl davranılması gerektiği gibi konularla ilgili bilgiler veren yerdir.
Matta İncili derleyicisi bu bilgileri verirken sanki İsa’yı Hz. Musa gibi bir
kanun koyucu olarak okuyucuya sunmakta ve bu şekilde Pavlus’un aksine Musa hukukunun hala geçerli olduğunu teyit etmektedir. Hatta
İsa’nın dağ vaazında ifade ettiği hukuki hükümlere bakıldığında İsa’nın
Musa yasasını iptal etmesi bir yana, onun hükümlerinin alanını genişletip onlara batıni bir boyut kattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü dağ
vaazında Hz. İsa, adam öldürme, zina ve boşanma gibi eylemlerin sadece bizzat işlenmesinin değil aynı zamanda onları yapmaya yönelik arzunun da yasak olduğunun altını çizmektedir.Luka İncilinin giriş kısmında yer alan ifadelerden de anlaşılacağı
üzere (Luka 1 : 1-4) bu İncil yazarının/derleyicisinin naklettiği olayların
görgü şahidi olması bir yana onun üçüncü jenerasyona ait bir İncil yazarı olduğu anlaşılmaktadır. Luka İncili yazarının amacı patronu Theophilus’u, kendisine sunulan Hıristiyan inancının doğruluğuna inandırmaktı. Buna göre Luka’nın amacının temelde tarihsel olmaktan ziyade teolojik olduğu çok rahat bir şekilde söylenebilir.
Helenist bir tarihçi olarak Luka’nın bu metodu ve amacı, çağdaş
Yeni Ahit araştırmacılarını Luka’nın kendi döneminin şartları çerçevesinde sunduğu bilgilerin ne derece doğru ve güvenilir olduğunu sorgulamaya sevk etmiştir. Zira 2:1-4’te Luka, okuyucularına İsa’nın annesi Meryem’in, Yusufun Suriye valisi Quinirius tarafından emredilen genel nüfus sayımında Betlehem’de kayıt olmak için oraya gittiğini söylemektedir. Ancak bilindiği üzere Quinirius zamanında yapılan kısmi nüfus sayımı MS 6 yılında gerçekleşmişti. Halbuki Matta İncili 2: 16’ya göre İsa, Büyük Herod hala işbaşında iken dünyaya gelmişti. Büyük Herod ise Quinirius’tan yaklaşık 10 yıl kadar önce Mö 4 yıllarında ölmüştür. Dolayısıyla İsa hem Mö 4 ve hem de MS 6 yılında doğmuş olamaz. Yine bizzat Luka’nın kendisi Quinirius ile İsa arasında kurduğu bu ilişkinin aksine Vaftizci Yahya’nın Büyük Herod döneminde doğduğunu söylediği ·
yerde de
İsa’nın doğumunu Herod’la ilişkilendirmektedir (Luka 1:5). Bu çelişkili
bilgiler açıkça ortaya koymaktadır ki Luka gerçekte İsa’nın doğrum tarihini bilmemektedir. Dolayısıyla çağdaş Yeni Ahit uzmanları Luka İncilinin sunduğu bilgilerin ihtiyatla karşılanması gerektiği kanaatindedirler.
c. Yuhanna İncili
MS 90-110 yılları arasında derlendiği düşünülen Yuhanna İncili, rivayet İncillerinin sonuncusu olarak bilinmektedir. Genel kanaate göre
Yuhanna, İncilini meydana getirirken kendinden önceki hiçbir yazıyı
doğrudan kaynak olarak kullanmamıştır. Aksine o kendi teolojik anlayışı doğrultusunda İsa’nın hikayesini şekillendirerek okuyucusuna sunmuştur. Bu nedenle diğer rivayet İncillerinden oldukça farklı bir muhtevaya sahiptir.
Yuhanna İncili, sinoptik İncillerden (Markus, Matta ve Luka) oldukça farklı bir İsa portresi çizmektedir. Sinoptiklerde İsa sık sık çeşitli
dini kıssalar anlatan ve vecizeli özdeyişlerde bulunan hikmetli bir zat gibi sunulurken Yuhanna’da monolog tarzında oldukça uzun konuşmalar
yapan bir eğitimci gibi takdim edilmektedir. Yine Sinoptiklerde İsa,
Tanrı’nın egemenliğinden bahsederken Yuhanna’da çoğunlukla kendi
şahsından ve Baba Tanrı ile ilişkisinden bahsedilmektedir. Yine sinoptiklerde çeşitli iyileştirme ve kötü ruhları kovma eylemlerinde bulunurken Yuhanna’da sadece kendi otoritesine yönelik “alametler/işaretler”
gösterdiğinden bahsedilmektedir. Ayrıca Yuhanna, İsa’nın vaftizini öngörmesine rağmen ondan bahsetmemektedir. İsa’nın çölde şeytan tarafından test edilmesiyle ilgili herhangi bir bilgi de verilmemektedir. Gettsemane ve son akşam yemeği olayları ise tamamıyla yeni bir format
içinde okuyucuya sunulmaktadır.
Yuhanna İncili sinoptiklerle mukayese edildiğinde kronolojide de
oldukça çelişikler bulunmaktadır. Örneğin sinoptiklerde tek bir Fısıh’tan bahsedilirken Yuhanna’da üç Fısıh yer almaktadır. Mabet olayının Markus İncilinde İsa’nın acı ve ıstırap çektiği hafta başı meydana
geldiği nakledilirken Yuhanna’da bu olayın İsa’nın umumi vekilliğinin
başında meydana geldiği ifade edilmektedir. Yine çarmıh hadisesinin sinoptik İncillerde Fısıh günü meydana geldiği ifade edilirken Yuhanna’da bu olayın Fısıh kuzusunun boğazlandığı Fısıh arifesi meydana
geldiği belirtilmektedir. Sinoptiklerde İsa’nın kendi öğretisini halka tebliğ etmeye Yahya’nın tutuklanmasından sonra başladığı söylenirken Yuhanna’ da İsa’nın daha Yahya aktif olarak öğretide bulunurken İsa’nın
kendi öğretisini halka anlatmaya başladığı ileri sürülmektedir.
Yuhanna İncilinde anlatılan öyküler bu İncilin genel muhtevasına
uygun bir şekilde dizayn edilerek okuyucuya sunulmaktadır: İsa’nın bir
düğünde suyu şaraba çevirmesi (Yuhanna 2:1-11); İsa’nın bir kişinin
Tanrı’nın egemenliğini tecrübe etmesi için ikinci defa yukarıdan yani
ruhtan dünyaya gelmesi gerektiğini öğrettiği Nicodemus ile olan diyaloğu (Yuhanna 3:3-6); İsa’nın, kuyudan su çekmeye gelen ve sonsuza dek
insanın susuzluğunu giderecek su olduğunu öğrenen Samiriyeli bir kadınla diyalogu (Yuhanna 4: 7-14). Bunların dışında Yuhanna sinoptik
İncillerin İsa’sı ile hiçbir şekilde alakası olmayan birçok değişik konu ile
ilgili uzun söylemlere yer vermektedir. Zira Yuhanna İncilinde İsa gezginci bir vaiz ve hikmet peygamberinden ziyade ilahi özeliğe sahip bilinçli bir Mesih olarak sunulmaktadır. Ayrıca Yuhanna’da İsa fakirlere,
sakatlara ve dinsel olarak dışlanmış kişilere hemen hemen hiç ilgi göstermemektedir. Çünkü bu İncil de İsa’nın beşeriliği tamamen ihmal edilmiş durumdadır. İşte bundan dolayıdır ki gelecek bölümlerde hakkında
detaylı bilgi vereceğimiz tarihin İsa’sının ortaya konmasına yönelik
araştırmalarda bu İncilin sunduğu bilgiler oldukça az kullanılmakta,
hatta hemen hemen hiç kullanılmamaktadır.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı