DHBT Dersleri-107 “İslam’ın Tarihsel Gelişimi/Yayılışı”

Sınav Defteri
Mayıs 28, 2020

Mekke’de Hz. Muhammed’in davetiyle başlayan İslam mesajı kısa
zamanda hızla yayıldı. Özellikle Medine döneminde Mekkeli müşriklerle imzalanan Hudeybiye Antlaşması İslam’ın yayılış tarihinde bir dönüm
noktası teşkil etti. Bu sayede İslamiyet Arap yarımadasında hızla yayılmaya başladı. Hicretin 9. (630-31) yılı ise “elçiler yılı” olarak meşhur oldu. Mekke’nin fethedilmesi, ardından Hevazinliler’in İslamiyet’i benimsemesi, bir yıl sonra Sakifliler’in Medine’ye gelerek biat etmesi ve Kuzey
Arabistan’ın Tebük Seferi ile İslam hakimiyeti altına girmesi üzerine
Arap kabileleri Medine’ye heyetler yollayıp Müslüman olduklarını bildiriyor, dini bizzat tebliğcisinden öğrenmek istiyor, bazen de kabile mensuplarına öğretmen gönderilmesini talep ediyordu.
Hz. Muhammed sonrası Hulefa-i Raşidin olarak anılan Dört Halife
döneminde sırasıyla Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali halife olarak
başa geçti. On iki yıl kadar hilafet görevinde bulunan Hz. Osman’ın hilaf etinin ikinci yarısında bazı sorunlar yaşanmaya başlandı. Hz. Ali döneminde ise ciddi tartışmalar ve savaşlar ortaya çıktı. Öyle ki önce Hz.
Aişe ve Hz. Ali taraftarları arasında baş gösteren siyasal rekabet ve bunun neticesinde yaşanan Cemel savaşı (Ms 656) sonra da Hz. Ali ile Muaviye arasındaki muhalefetten kaynaklanan Sıffın savaşı Müslümanlar
arasında çekişmelerin ve uzun süre devam eden tartışmaların oluşmasına kapı araladı. Dört Halife sonrası dönemde de siyasal çekişmeler varlığını sürdürdü ve yer yer Müslümanlar arasında şiddet olayları yaşandı.
Diğer taraftan bu dönemde İslam düzenli bir şekilde yayılmaya
devam etti. Hz. Peygamber’in vefatının ardından bir kısım Arap kabilelerinin başlattığı ‘ridde’ hareketinde Hz. Ebu Bekir’in ortaya koyduğu kararlı tutum Müslümanların Arabistan yarımadasında güçlenmesini sağladı ve İslam, çöküş dönemlerine giren Bizans ve Sasani devletlerinin zaaflarını değerlendirerek yeni coğrafyalara yerleşti. Hulefa-i Raşidin devrinde birçoğu barış yoluyla gerçekleşen fetihlerle Suriye, Filistin, Irak, Mısır,
Tunus, Kıbrıs, İran ve Horasan İslam topraklarına katıldı. Bu bölgelerde
yaşayan halkın büyük kısmı islamiyet’i kabul etti, diğerleri de dini özgürlüğe ve hukuki özerkliğe sahip olarak varlıklarını sürdürdü.
A. Emeviler ve Abbasiler
İslam’ın en hızlı yayılış dönemlerinden birisi Emeviler dönemiydi.
Yaklaşık bir asır devam eden Emeviler döneminin ilk yılları iç karışıklıkların bastırılarak devlet otoritesinin sağlanmasıyla geçti. I. Velid devri
(705-715) Maveraünnehr, Sind ve Endülüs’ün (İspanya) İslam topraklarına katılarak ülke sınırlarının Türkistan’dan Fransa’nın içlerine, Kafkaslardan Hindistan’a kadar genişlediği yeni bir fetih hareketine sahne oldu. Müslümanların Batı Avrupa’daki ilerleyişi, Fransa’nın güneyinde Tours ve Poitiers şehirleri arasındaki ovada Franklara yenilmeleriyle dur- .
duruldu (Ms 732). Ömer b. Abdilaziz’in İslam’ı tebliğe özel bir önem vermesi, Kuzey Afrika’ da Berberiler ve Orta Asya’ da Türkler arasında İslamiyet’in hızla yayılmasında etkili oldu. İslam dünyasının iki ucunda yer
alan ve Arap toplumu içinde asimile edilmiş küçük unsurlardan çok
farklı olan bu iki büyük topluluk, daha sonra hem İslamiyet’in yayılmasına hem de İslam uygarlığının gelişmesine büyük katkıda bulundu.
Emeviler sonrası iş başına geçen Abbasiler büyük bir coğrafyaya
tek merkezden hükmetmenin zorluğuyla karşılaştı. Nitekim iktidara geldikleri ilk yıllardan başlamak üzere bir yüzyıl içinde batıda ve doğuda
bağımsız veya yarı bağımsız birçok mahalli hanedan ortaya çıktı ve 9.
yüzyılın ortalarına doğru hilafetin maddi nüfuzu başşehir ve çevresini
aşamaz duruma geldi. Bu dönemde devlet yeni fetihler yerine içeride
düzeni sağlamaya yöneldi. Bizans sınırı tahkim edilerek Anadolu’ya zaman zaman akınlar yapıldı. Bizans’la yapılan mücadeleler daha sonra
Suriye ve Yukarı Mezopotamya’ya hakimiyet kuran mahalli hanedanlarla devam etti.
Kuzey Afrika’nın İslam hakimiyetine geçmesi 7. yüzyılın son çeyreğinde tamamlanmışken Batı ve Orta Afrika’da İslamiyet’in yayılışı önce Müslüman tüccarlar ve özellikle 11. yüzyılda Murabıtlar’ın iç bölgelere nüfuzu, tarikatlar ve din alimlerinin tebliğleriyle uzun bir süreç içinde
gerçekleşti.
B. Sonraki Dönem
Anadolu’nun fethi ve İslamiyet’in burada yayılışı, Miladi 11. yüzyıldan itibaren bilhassa 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin
yoğun bir şekilde göçüyle yeni bir merhale kaydetti. Büyük Selçuklular
ve onların maiyetinde Anadolu fethine katılan Türkmen beylerinin Orta
ve Doğu Anadolu’da kurdukları Türk devletleri, Anadolu Selçukluları,
bu devletin zayıflamasıyla ortaya çıkan Anadolu beylikleri ve nihayet
Osmanlılar, Anadolu’nun İslamlaşma sürecini tamamladı.
14. yüzyılın ortalarında Rumeli’ye geçen Osmanlıların, Balkanlar’daki ilerlemesi düzenli bir şekilde devam etti. 1389’daki Kosova Meydan Savaşı ile Sırbistan Türk hakimiyetine geçerken 1463’te Bosna, 1521’de Belgrad, 1526’da Budin fethedilerek 1529’da Viyana önlerine ulaşıldı.
Emeviler zamanında Sind bölgesinin fethiyle (710-711) başlayan
Hindistan’daki İslamlaşma süreci Gazneliler, Gurlular, Delhi sultanları
ve Babürlülerle devam etti. Endonezya adalarına Arap, İran ve Hint asıllı tüccarlar vasıtasıyla giren İslamiyet önce Sumatra ve Cava’nın liman
şehirlerinde etkili oldu; bilhassa 13. yüzyıldan itibaren ticaret, yerli kadınlarla evlilik ve tarikatlar vasıtasıyla hızla yayıldı.
İslamiyet’in Amerika kıtasıyla ilk teması, 15. yüzyılın sonlarında
Endülüs’te (İspanya) İslam hakimiyetinin son bulmasıyla Müslümanlara
karşı girişilen katliam ve yıldırma hareketinden kaçanlar vasıtasıyla olmuş, bunları İspanyol-Portekiz sömürgeciliği döneminde kıtaya göç
eden işçi ve sanatkarlarla 17. ve özellikle 18. yüzyılda Afrika’dan götürülen köleler izlemiştir.
lslam’ın yayılışında değişik faktörler rol oynamakla birlikte onun
kalıcı ve yerli hale gelmesinde etkili olan en önemli unsur şüphesiz mesajının muhataplarında gerçekleştirdiği değişimdir. Başta diğer inanç
sistemleriyle karşılaştırıldığında İslam’ın en çarpıcı karakteristik özelliği
olarak ön plana çıkan tevhit akidesi olmak üzere İslam’ın kendine has
bir inanç ve değerler sistemi, dünya ve ahiret görüşü ile yeni bir insan tipi ve kimlik oluşturan dinin cazibesi daima sürekliliğini korumuştur. Bu
durum, şartların değiştiği zamanlarda bile toplu irtidatların (dinden
dönmelerin) bulunmadığı veya İslam’ın bir defa girdiği topraklardan
(Batı ve Doğu Avrupa örneklerinde olduğu gibi) ancak güç kullanılarak
çıkarılabildiği gibi gerçeklerden de anlaşılmaktadır.
İslam tarihinde modern dönem, Batı ile İslam dünyasının ilişkilerinde yeni gelişmelerin ortaya çıktığı 18. yüzyılın sonlarından itibaren
başlatılır. Bu süreç, Batılı devletlerin Müslümanlara ait toprakları doğrudan işgale girişmelerinin yanı sıra Müslüman toplumları siyasi, iktisadi
ve kültürel bakımdan nüfuz altına almaya çalışmaları şeklinde ortaya
çıkmıştır. 19. yüzyılda İslam dünyası her bakımdan Hıristiyan Batı’nın
üstün teknik ve askeri gücüyle yüz yüze geldi. Osmanlı toprakları ile
kısmen İran ve Afganistan hariç bütün İslam memleketleri sömürge haline düştü. 20. yüzyılın başında fiilen bütün İslam dünyası Batıhakimiyetine boyun eğmek durumunda kaldı. 20. yüzyılın ikinci yarısı İslam
dünyası için bir bağımsızlık dönemi oldu. Müslümanlar kurdukları yeni
devletlerle milletlerarası platforma çıktı. Kur’an’ın nüzulünden itibaren yaklaşık bin beş yüz yıllık tarihinde
İslam medeniyeti felsefe, kelam ve tasavvuf denilen üç entelektüel gelenek ortaya çıkarmıştır. Bunlardan felsefe, geleneğe uygun olarak bir bilimler sistemi şeklinde kavranmış ve teorik kısmı itibarıyla metafizik, matematik, fizik; pratik kısmı itibarıyla da ahlak, ev yönetimi ve siyaset disiplinlerinden oluşan bu bilimler İslam kültür tarihinde felsefi, akli yahut
hikemi ilimler olarak anılmıştır. İslam düşüncesinde teolojik perspektifi
temsil eden kelam geleneği İslam inancını tutarlı bir akli sistem haline
getirip açıklamak, itikat esaslarına zararlı görülen cereyanlarca yön�ltilen eleştiri ve saldırıları akli yöntemlerle cevaplandırmak amacıyla geliştirilmiştir. Tasavvuf ise İslam ahlakının dünyevi amaçlardan bağımsız ruh,{ bir yoğunlaşma içinde yaşanması ve kalbin ahlaki arınmayla aydınlanması amacına yönelmiş, giderek tanrı, alem ve insan hakkında manevi
tecrübeye dayalı bir metafizik doktrin ortaya koymuştur.
C. Mezheplerin Doğuşu
İslam tarihinde erken dönemlerden itibaren çeşitli mezhepleşme
hareketleri ortaya çıkmıştır. Henüz Hz. Ali’nin hilafeti döneminde ortaya çıkan Şii ve Harici temayüller, gerek ortaya çıkış sebepleri gerekse
sürekli biçimde savundukları görüşler ve sergiledikleri tavır itibarıyla siyasi fırka olarak kabul edilmiştir. Şia, halifenin Hz. Ali neslinden olmasını şart koşup bunun dışındakileri gayri meşru saymış, Hariciler ise halife
için dini erdemlerin tamamını içeren takvadan başka hiçbir şart ileri sürmemiştir. Şia içerisinde sonraki dönemlerde birçok alt grup ortaya çıkmıştır. Şia’nın ana ekseninde yer alan İsnaaşeriyye Şiası, nübüvvetin Hz.
Muhammed’le sona erdiğini kabul etmekle birlikte peygamberlere has
olan gayb bilgisiyle günahtan korunmuşluk vasfının on iki imamda devam ettiğini kabul etmiştir.
Erken dönemlerde ortaya çıkan Mutezile ise Allah’ın isim ve sıfatları gibi teolojik konularda akla ve muhakemeye daha fazla vurgu yapan yaklaşımlarıyla dikkati çekmiştir. Yine erken dönemlerden itibaren
ana gövde bir mezhep hareketi olarak kabul edilen Ehli Sünnet ekolü
Şia’nın ve Mutezile’nin dışındaki yapısıyla dikkati çekmiştir. Ehli Sünnet
içerisinde de kelami açıdan Eşarilik ve Maturidilik, fıkhi açıdan da Hanefilik, Şafiilik, Malikilik ve Hanbelilik gibi akımlar ortaya çıkmıştır.

D. Tasavvufi Hareketler
Erken dönem İslam tarihinde bilhassa Basra’da Hasan el-Basri’nin
çevresinde oluşan bir züht hareketi dikkati çekmiştir. Bu hareket, nefsi
arınmaya, tevazuya ve bireysel dindarlığa vurgularıyla ön plana çıkmış ve
zamanla tasavvuf olarak adlandırılacak olan bir geleneğin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Hasan el-Basri’nin saygın kişiliği, engin kültürü ve etkili
konuşmaları sayesinde bu anlayış Basra’yı aşarak Horasan’ dan Mısır’a kadar İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılma imkanı bulmuştur.
Başlangıçta tasavvufun bir zihin hareketi değil gönül hareketi olarak ortaya çıkmış olması dikkat çekicidir. Ancak bu hareket zamanla başlıca iki farklı çizgide gelişmiştir. Ebu Sa’id el-Harraz, Cuneyd el-Bağdadi,
Haris el-Muhasibi, Serrac, Kelabazi, Kuşeyri ve Gazzali gibi mutasavvıfların temsil ettiği Sünni karakterli birinci çizgi geleneksel İslam’ı koruma,
diğer dini ilimlerle uyumlu kalma çabasını sürdürmüştür. Bayezid-i Bistami, Hakim et-Tirmizi, Hallac-ı MansGr, Ebu Sa’id Ebu’l-Hayr, İbnu’lArabi, lbnu’l-Farız gibi mutasavvıfların temsil ettiği ikinci çizgi ise büyük
ölçüde dış kültürlerden aldığı yeni etkilerle her alanda külli hakikate
ulaşma yetkisini kendinde gören, bu sebeple zaman zaman geleneksel
dini ve akli ilimleri küçümseyerek dini, varlığı, evreni, oluşu ve insanı
yeniden yorumlayan ve buna uygun bir hayat felsefesi oluşturan bir düşünce hareketi haline gelmiştir. Özellikle bu ikinci akımın başta vahdeti
vücut olmak üzere çeşitli inanç, düşünce ve yaşam tarzları erken dönemlerden itibaren İslam’ın tevhit akidesine aykırılık, Kur’an ve Sünnet kaynaklı özgün İslami anlayışa ters olmakla eleştirilmiştir.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı