DHBT Dersleri-104-“Dinler Tipolojisi/Tasnifi”

Sınav Defteri
Mayıs 25, 2020

Dinlerin çeşitli açılardan farklı tasniflere tabi tutuldukları dikkati
çekmektedir. Dinle ilgili yapılan tasniflerde, dinin kendisinden hareketle yapılan tasniflerle tasnifi yapan kişinin dine yönelik algılamalarının etkili olduğu görülmektedir. Örneğin geçtiğimiz yüzyılda yaygın
bir söylem olarak etkisini hemen her alanda hissettiren pozitivist paradigma kendi evrimci anlayışı doğrultusunda bir dinler tipolojisi yapmaya çalışmıştır. Bu bağlamda dinler “ilkel dinler” ve “gelişmiş dinler”
şeklinde iki ana grupta toplanmıştır. Dinin ilkelliği ve gelişmişliğinde
ise ilgili dine mensup olan insanların sosyokültürel yaşamları belirleyici olmuştur.
Diğer taraftan dinin kendisi merkezli yapılan tasnifler de dikkat
çekici olmuştur. Örneğin her din mensubu kendi inanç ve değerlerini
merkeze koyarak bir din tasnifi yapmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda
kendi inancını hak ve doğru din ya da yegane din, diğer inanç sistemlerini ise batıl dinler olarak tanımlamıştır.
Bu tür sınıflamalarda dinin doğru-yanlış ya da hak-batıl anlayışları etkili olmaktadır. Diğer taraftan dinler daha nesnel bir yaklaşımla temsil ettiği mesajın evrenselliği, tanrı düşüncesi, vahiy geleneğine yer verip vermemesi, merkezi kavram ve değerleri, yaşayan bir gelenek olup
olmaması ya da yaşadığı coğrafi alanlar gibi çeşitli özellikleri dikkate
alınarak sınıflanabilir. Ancak bu sınıflamalar da mutlak anlamda sorunsuz olmayıp zaman zaman çeşitli problemler ortaya çıkarmaktadır. Örneğin mesajın evrensel olup olmaması açısından dinleri evrensel dinler,
milli dinler şeklinde iki ana kategoriye ayırmak mümkündür. Bu sınıflamada evrensel dinler, sahip olduğu inançları evrensel düzlemde yaymaya çalışan, dolayısıyla tüm insanlar arasında yayılmayı hedefleyen
inanç sistemleridir. Milli dinler ise dinin kapsamını yalnızca bir milletle,
soyla, klanla ya da kabileyle sınırlamış olan geleneklerdir. Ancak öyle
milli dinler vardır ki tarih içerisinde zaman zaman dinin evrensel planda
yayılmasına yer vermiş, dolayısıyla evrensel bir din karakteri göstermiştir. Örneğin Yahudilik genelde milli bir din olarak tanımlanır. Ancak Yahudilik tarihinde bazı Türk boylarının, Afrikalı siyahilerin, Hintlilerin ve
benzeri İsrailoğulları dışındaki halkların Yahudi oldukları bilinmektedir.
Yine dinler -aşağıda tekrar değineceğimiz gibi- inanılan tanrının tekliği ya da çokluğu açısından monoteist, düalist, henoteist ve politeist dinler;
tanrının bilinip kavranması açısından agnostik ve gnostik dinler ve inanılan tanrının evrenle ve insanla ilişkileri açısından panteist, deist dinler
gibi kimi sınıflamalara tabi tutulmaktadır. Bu sınıflamalar da her zaman
tam olarak kapsayıcı olamamaktadır. Zira bir dinsel gelenek içerisinde
tanrının varlığı, sıfatları ve benzeri konularda bazen birbirinden farklı
algılamaların yan yana varlıklarını devam ettirdikleri görülebilmektedir.
Dinler inanç ve öğretilerinin merkezinde yer alan ana kavram veya değer açısından da tanımlanmaya çalışılmaktadır. Bu bağlamda örneğin Hıristiyanlık tüm inanç ve değerlerinde Mesih inancına ağırlıklı yer
vermesi nedeniyle Kristosentrik ya da “Mesih merkezli” bir dindir. Yahudilik İsrailoğullarının seçilmişliği inancını merkeze koyan etnosentrik
bir din olarak, İslam ise taviz vermez tektanrıcılığı ya da tevhit inancını
merkeze alan teosentrik (veya daha yerinde bir ifadeyle tevhit merkezli)
bir din olarak değerlendirilebilir.
Dinler yayıldıkları coğrafi alanlara göre de sınıflamaya tabi tutulmakta ve bu bağlamda örneğin Asya dinleri, Afrika dinleri, Avrupa dinleri ve benzeri tanımlamalar yapılmaktadır. Fakat buradaki temel sorun,
bir dinin özellikle de evrensel dinlerin çoğunlukla birçok coğrafi bölgede aynı anda yaşıyor olmasıdır.
Görüldüğü gibi, hangi bakış açısı temel alınırsa alınsın dinlerin
tasnifine yönelik yapılan/yapılacak değerlendirmeler sorunlar taşımaktadır. Bir diğer ifadeyle dört dörtlük bir din tasnifi yapmak fazla mümkün görünmemektedir.

Çeşitli Tanrı Düşünceleri ve Dinler

Bütün dinsel inançların temelini oluşturan ve genellikle aşkın bir
varlığa ya da varlıklara inanma şeklinde tezahür eden üstün güç ya da
güçlere yönelik inanışlar dinlerin en temel özelliklerindendir. İnsanın
aşkın bir varlığa/varlıklara inancının temelleri çeşitli açılardan açıklanabilir. Örneğin insanın, yaşadığı çevrede birilerine sığınma, yardım
dileme ya da yakarma duyguları taşıyan bir varlık olması da doğaüstü
aşkın bir varlığa inanıp bağlanma duygusuyla yakından ilişkilidir. Her
ne kadar akıl ve yetenekleriyle yaşadığı çevrede otoriter bir yapı kurmuş olsa da insan, sıklıkla karşılaştığı sorunlarla acziyet içerisine düşer;güçlü bir elin içinde bulunduğu çaresizlik ortamından kendisini çekip
çıkarmasını, himaye etmesini ister. Yaptığı yanlışlıklar nedeniyle içine
düştüğü vicdan azabını hafifletecek, pişmanlığını duyarak kendisini affedecek bir gücü arzular. İnsanın bütün bu duygularını yalnızca içinde
bulunduğu maddi alem çerçevesinde kalarak tatmin etmesi mümkün
değildir. Zira her insan, yaşamında maddi hiçbir güç ve kuvvetin güç
yetiremeyeceği, yardımcı olamayacağı olaylarla ya da duygu yükleriyle
yüz yüze gelebilir. Bütün bu durumlar, içinde yaşadığı maddi alem gibi
sınırlı olmayan bir üstün güce; madde alemine, duygu ve düşüncelere;
her şeye egemen olan bir aşkın varlığa insanın inanıp yönelmesini zorunlu kılmaktadır. Nitekim Kur’an, tevhide inanmayan insanlardan
bahsederken zaman zaman onların çaresiz kaldıklarında Allah’a yönelip ondan yardım dilediklerine ancak feraha çıktıklarında yeniden inkar ve şirk ortamına döndüklerine dikkat çeker. Böylelikle Kur’an, inanan ya da inanmayan bütün insanların, gücünde sınır olmayan yüce bir
varlığın himayesine sığınma ve onun yardımını dileme duygularını taşıdığını vurgulamaktadır.
Üstün güç/güçler metafizik bağlamdaki ilah! bir varlık ya da varlıklar olabileceği gibi, yaşanılan evrene ait herhangi bir obje, nesne, şahıs ya da evrensel düzlemde etkili olduğuna inanılan bir ilke de olabilir.
Dinlerin inanç ve ibadet sistemlerinde yer verilen üstün güç ya da güçler genellikle tanrı veya tanrılar şeklinde karşımıza çıkar. Bununla birlikte yarı tanrısal ve ruhsal varlıklar, ata ruhları ve benzeri doğaüstü unsurlar da üstün varlıklar olarak tazim görebilir. Ayrıca Çin dinsel geleneklerinde yer verilen Yin-Yang prensibi ve Hint dinlerinde önemli bir yer tutan Karma (Dharma) doktrini gibi tanrısal güce sahip bir evrensel sistem
de her şeyi kuşatan üstün bir güç olarak karşımıza çıkabilir.
Teizm tanrı ya da tanrıların doğaüstü üstün güçler olarak algılandığı geleneklerdir. Bunlardan monoteist ya da tektanrıcı dinler insanların yaşamlarında yer verdikleri ya da verebilecekleri diğer üstün güçleri
reddederek bir tek üstün gücün, yani bir tanrının varlığının kabul edilmesini ön plana çıkarmıştır. Örneğin İslam’da dinin temel öğretisi “Allah’ın tek ilah olarak kabul edilmesi” mesajı ile ifade edilmektedir. Bu
mesaj, Allah’ın tek ilah olarak kabul edilmesi ve bu konuda ona hiçbir
şeyin denk tutulmamasıdır. İslam, insanlarca Allah’ın dışında ya da Allah’la birlikte başka unsurların da üstün güç edinilmesini uygun görme-mekte ve insanın yaşamında yalnızca Allah’ı ilah olarak kabul etmesini
şart koşmaktadır. Benzer şekilde Yahudilikte de Tanrı’dan (Yahve’den)
başka tanrılar edinmemek ve puta tapmamak Musa’ya verilen on temel
emirden birisi (ve en önemlisi) olarak görülür.
Dinlerde üstün güç olarak inanılan tanrısal varlık bazı dinlerde ise
düalist ya da politeist bir bağlamda düşünülür. Düalist ya da iki tanrıcı
dinler genellikle iyi ve kötü düalitesi çerçevesinde bir iyilik bir de kötülük tanrısının varlığını kabullenir; ancak kötülükten sakınmak amacıyla
iyilik tanrısına tapınmayı esas alırlar. Çoktanrıcı geleneklerde ise insan
yaşamından iyi ve kötü nitelikleri temsil eden bazen sayısız oranda tanrısal varlığın mevcudiyetine inanılır; hatta böylesi inanç sistemlerinde
bunların yanında çeşitli doğal varlıklar, gök cisimleri, hatta krallar ve
yöneticiler gibi insanlar da üstün varlıklar kategorisindeki yerlerini alırlar. Nitekim Eski Mısır, Roma, Babil ve Eski İran geleneklerinde kraliyet
hanedanlarının -çoğunlukla yaşamları esnasında- bir şekilde tanrısallıkla ilişkilendirilmiş oldukları bilinmektedir.
Çeşitli dinler tanrı evren ilişkisi ya da tanrı insan ilişkisi açısından
birbirinden farklılıklar gösterir. Örneğin başta İslam ve Yahudilik olmak
üzere birçok dinde tanrı yaratıcı bir güç olmanın yanında evreni ve insanı yöneten ve yönlendiren bir üstün varlık olarak da düşünülür. Bu bağlamda vahiy ve peygamberlik inançlarına yer verilir. Ancak bazı inanç
sistemlerinde tanrı, yalnızca yaratan, var eden bir güç ya da bir ilk neden/ müsebbib olarak görülür. Bu bağlamda tanrı var etme sonrası, aşkınlığından dolayı evrenden ve insandan bir bakıma elini çekmiş bir deus otiesus’tur. Evren ve insanla ilgili olarak ise bu inanç sistemlerinde, ya insanın akıl yoluyla hakikati kavraması düşünülmüş ya da bazı yarı tanrısal veya ikinci dereceden tanrısal varlıklar aracılığıyla yüce tanrı ile irtibat kurulması hedeflenmiştir. Cahiliye dönemi Arap dini olarak da
adlandırılan İslam öncesi geleneksel Arap inancı ile çeşitli deist gelenekleri bunlara örnek olarak verebiliriz.
Benzer şekilde inanılan tanrının sıfatları konusunda da dinler arasında çeşitli farklılıklardan söz edilebilir. Genellikle çoktanrıcı dinlerde
tanrılar, insanın tecrübe dünyasından hareketle insan biçimli ve insan nitelikli varlıklar şeklinde tanımlanır. Tek tanrıcı inanç sistemlerinde ise
tanrı her ne kadar mutlak anlamda aşkın bir varlık olarak düşünülse de
yine de bu dinlerin kutsal metinleri tanrı ile ilgili mecazi tanımlamalara yer verir. Yahudi kutsal metni Tanah’taki antropomorfık tanımlamalarla Kur’an’daki kimi müteşabih ifadeleri bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Diğer taraftan bazı inanç sistemleri ise tanrının hiçbir şekilde olumlu nitelemelerle tanımlanamayacağı hususu üzerinde dururlar ve dolayısıyla ancak olumsuz niteliklerden sakındırmak suretiyle tanrı hakkında konuşulabileceğini belirtir.

DHBT
22 Kasım 2020 Pazar
ÜYELİK

Üye OlŞifremi Unuttum

2018 YILI 9500 KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİSİ, İMAM HATİP VE MÜEZZİN KAYYIM ALIMI TABAN PUANLARI 2018 Yılı 9500 Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam Hatip ve Müezz... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15 KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2 : %40   Ortaöğreti... Devamı

Merakla beklenen 2018 DHBT sınavı 09. Aralık Pazar günü Ösym tarafından  belirlenen sınav merkezlerinde gerçekleştirilecek. Sınav sonuçları ise 04.01... Devamı

KPSS SONUÇLARI NE ZAMAN AÇIKLANACAK? ÖSYM tarafından yapılan duyuru ile KPSS sonuçlarının açıklanma tarihi netlik kazandı. ÖSYM’nin sınav takvi... Devamı

a) DHBT, çoktan seçmeli test olarak uygulanacaktır. b) DHBT’nin ilk bölümü (DHBT-1) temel din bilgisisorularından oluşacaktır ve tüm öğrenim düzeyler... Devamı

Tüm hepsinde aşağıda verilen şekilde ki gibi olacaktır.   KPSS Genel Yetenek : %15    Dini Haberlerim KPSS Genel Kültür : %15   DHBT 1 : %30   DHBT 2... Devamı